Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/912 K.2025/1677

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/912 📋 K. 2025/1677 📅 26.03.2025

7. Hukuk Dairesi         2025/912 E.  ,  2025/1677 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/509 E., 2022/2636 K.
MİRAS BIRAKAN : ...
Mahkemece bozmaya uyularak verilen davanın reddi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; miras bırakan ...'ın 1977 yılında öldüğünü, yasal mirasçısı bulunmadığını, bu durumda mirasının Hazineye kaldığını belirterek, ... hakkında mirasçılık belgesi düzenlenmesi için hasımsız olarak talepte bulunmuştur.
II. CEVAP
Dava, hasımsız olarak açılmıştır.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 31.03.2015 tarih ve 2015/253 Esas, 2015/434 Karar sayılı kararında özetle; Muris ...'ın yasal mirasçıları bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Mahkemenin 31.03.2015 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 14.01.2016 tarihli kararı ile; dosyadaki nüfus kayıtlarında, mirasçılardan ..., ... ... ile ... ...'nun ölüm hanesinde ölümün araştırıldığı yazmaktadır. Ayrıca ölüm tarihleri nüfus kayıtlarında hiç yazılmamaktadır. Bu durumda Mahkemece anılan mirasçıların vefat etmiş iseler vefat tarihlerinin idari yoldan yazılmasının sağlanması, bu mümkün değil ise dava açılmak üzere davacıya süre verilmesi, daha sonra bilirkişiden denetime elverişli rapor alınarak miras paylarının belirlenmesi, ...'ın mirasçısı bulunup bulunmadığının açıkça saptanması, daha sonra bir karar verilmesi gerekir. Eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozma kararı sonrasında, Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davanın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 501. maddesine dayanılarak Hazine tarafından açıldığı, Hazinenin mirasçılık sıfatını kazanabilmesi için murisin hiçbir mirasçısının bulunmaması gerektiği, incelenen nüfus kayıtlarından, miras bırakan ...'ın eşi ...'nın kardeşi ...'nin torunları, ... ......, ...i ve ...nin hâlen sağ oldukları, TMK'nın 496/3 hükmüne göre muris ...'ın anne-baba tarafında mirasçısının olmadığı ve mirasın diğer tarafa geçeceği, bu durumda davacının mirasçılık sıfatı bulunmadığı kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın eksik araştırma sonucu verildiğini, hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre dava mirasçılık belgesi istemine ilişkindir.
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kununu'nun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Harçlar Kanununun 13/j maddesi gereğince Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
26.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.