Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/234 K.2025/817

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/234 📋 K. 2025/817 📅 17.02.2025

7. Hukuk Dairesi         2025/234 E.  ,  2025/817 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/548 E., 2024/405 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; dava konusu (eski) 1170 parsel sayılı taşınmazın 200 m2’sinin 2005 yılında davalıdan haricen satın alınarak üzerine iki dükkân yapıldığını, o tarihten bu yana taşınmazın davacı tarafından kullanıldığını, yapılan imar çalışması ile taşınmazın 308 ada 7 parsel numarasını alarak belediye ile hisseli hâle geldiğini belirterek, davalının hissesinin iptali ile davacı adına tesciline, mümkün olmadığı takdirde üzerindeki iki dükkânın rayiç bedelinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; yapılan harici satış sözleşmesinin şekil şartı eksikliğinden geçersiz olduğunu, sözleşme geçerli olsa dahi, hisseli taşınmazda satılan 200 m2 yerin belli olmadığını, inşaat yapılırken davalının rızasının bulunmadığını, şehir dışında yaşaması nedeniyle inşaattan haberinin olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 25.02.2016 tarihli ve 2015/990 Esas, 2016/119 Karar sayılı kararı ile yapılan imar çalışmaları öncesinde 1170 sayılı parsel olduğu davalı tarafından davacıya satıldığı ve zilyetliğin devredildiği, davalının dava konusu taşınmazda herhangi bir hissesinin kalmadığı ve zilyetliğinin devredildiği, davacı tarafça dava konusu yere 2 adet dükkan yapıldığı ve satın alındığı tarihten bu yana davacı tarafça kullanıldığı ve tasarrufta bulunulduğu, aradan geçen uzunca bir süreden sonra davalının sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmesi M.K-2 de belirtilen iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığı ve açıkça hakkın kötüye kullanıldığı satış sözleşmesi ve ödenen bedele rağmen davalının tapuda devre yanaşmadığı, 2014 yılı içerisinde yapılan imar uygulamaları neticesinde dava konusu taşınmazın 308 ada 7 No.lu parsel kaydını aldığı arsa vasfı ile 13348/23348 hissesinin ... Belediyesi, 10000/23348 hissesinin davalı ... adına tapu kaydı oluşturulduğu davalı adında kalan 100 m2'lik hisse yönünden davacının tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne taşınmazın kalan miktarı yönünden ise davacı tarafın bedel iadesine ilişkin terditli talebinin kabulüne, davalının hissesinin iptali ile davacı adına tesciline, arsa bedeli olan 100.000 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 09.06.2020 tarihli ve 2016/16323 Esas, 2020/3163 Karar sayılı ilamında; tapu iptali ve tescili talebi yönünden harcın tamamlatılması gerektiğini, açılan davanın terditli olduğunu, talep aşılarak hem tapu iptali ve tescile, hem de tazminata hükmedilemeyeceği belirtilerek, karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 16.11.2021 tarihli 2021/290 Esas, 2021/590 Karar sayılı kararı ile şekil şartı yokluğundan tapu iptali ve tescili talebinin reddine, davalının dava konusu taşınmazı mirasen değil satış yoluyla edinmesi nedeniyle satıcının külli halefi olmadığından tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin 16.11 2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili duruşmalı temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 25.04.2023 tarihli ve 2022/4593 Esas, 2023/2273 Karar sayılı ilâmında; davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, tapuda resmi şekilde yapılmayan harici satışa dayalı tapu iptal ve tescil talebinin reddinin doğru olduğu, ancak iyiniyetle yapılan muhdesatın değeri belirlenerek tazminata hükmedilmesi gerekirken yanlış değerlendirmeyle tazminat talebinin de reddine karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilerek karar bozulmuştur.
D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilâmına uyulmak suretiyle tapu iptali ve tescil talebi yönünden davanın reddine, tazminat talebi yönünden ise 36.567,07 TL bedel üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının taşınmazı bizzat davalıdan satın aldığını, mahkemenin nitelendirmede hataya düştüğünü, taşınmazın satın alınmasından 1 yıl sonra üzerindeki dükkânın yapıldığını ve herhangi bir itirazın olmadığını, davalı tarafından zımnen rıza gösterildiğini, şekil şartı eksikliğinin ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanmasını sayılacağını, tazminat miktarının ise çok düşük belirlendiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Dava, harici satış sözleşmesine dayalı tapu iptal tescil olmadığı takdirde taşınmaz bedeli ile üzerine üzerine yapılan muhdesat bedelinin tazmini istemine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin tazminat bedeline ilişkin temyiz itirazlarına gelince; her ne kadar Mahkemece bozmaya uyularak tapu iptal tescil talebinin reddine karar verilmiş olması yerinde görülmüş ise de, davacının terditli talebi olan tazminat bedeline ilişkin muhdesat bedeli yanında taşınmaz bedelinin de iadesine ilişkin talebi bulunmasına rağmen taşınmaz bedeline ilişkin talebi hakkında olumlu olumsuz bir değerlendirme yapılmamış olması doğru görülmemiştir.
3. Harici satış sözleşmesinin hukuken geçersiz olması nedeniyle, YİBBGK 10.07.1940 tarih ve 2/77 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve haksız iktisap kurallarına göre herkesin aldığını iade ile yükümlü bulunduğu ve tarafların aldıklarını iade edeceği yolundaki genel ilke ve kabul karşısında, öncelikle; harici satış nedeniyle taşınmazı satın alana ödenmesi gereken miktarın ne olması gerektiği ve iade kapsamının belirlenmesi gerekir.
4. Hukuken geçersiz sözleşmeler, haksız iktisap kuralları uyarınca tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralı ve hakkaniyet gözetilerek, sözleşme tarihinde satış bedeli olarak verilen paranın taşınmazın iadesinin talep edildiği dava tarihi itibariyle enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar gibi çeşitli ekonomik etkenlerin ortalamaları alınmak sureti ile uyarlama sonucu ulaşacağı alım gücü, yukarıda belirtilen ilke ve esaslar dikkate alınarak ve bu konuda uzman bilirkişi veya konusunda uzman mali müşavir veya muhasebeci, bankacıdan oluşan üç kişilik bilirkişi kurulundan, gerekçeli denetime elverişli rapor alınarak belirlenmeli, bu yolla belirlenen paranın uyarlanmış değeri hükme esas alınmalıdır. Nitekim YHGK’ nun 29.09.2010 gün ve 2010/ 14-386 E, 2010/ 427 K; 07.02.2001 gün ve 2000/13-1729 E, 2001/32K, 24.11.1993 gün ve 1993/8-510 E, 1993/736 K , Y14. HD’nin 09.11.2009 gün ve 2009/10782 E, 2009/ 12514 K, Y13.HD’nin 08.07.2010 gün ve 2010/1407 E, 2010/ 10216 K, Y 11.HD’nin 07.02.2011 gün ve 2009/7712 E, 2011/1322 K, Y8.HD nin 11.05.2010 gün ve 2010/585 E,2010/2491 K sayılı kararlarında da aynı görüş benimsenmiştir.
5. Hâl böyle olunca; davacının terditli olarak talep ettiği muhdesat bedelinin yanında; taşınmaz bedeline yönelik talebine ilişkin olarak çoğun içinde az da vardır ilkesi uyarınca harici satış bedeli olarak sözleşmede belirlenen ve ödediği belirtilen bedelin dava tarihi itibariye ulaştığı uyarlanmış değer üzerinden davanın kabulü gerekirken, iş bu talep hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
17.02.2025 tarihinde miktar itibarıyla karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
K A R Ş I O Y
Dava harici satış sözleşmesine dayalı tapu iptali, bu mümkün olmadığı takdirde davacı tarafından taşınmaz üzerine yapılan iki dükkanın dava tarihindeki değeri belirlenerek yasal faiziyle tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece 25.02.2016 tarihli kararda tapu iptali ve tescil ile 100.000,00 TL arsa bedelinin davalıda tahsiline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 09.06.2020 tarihli kararı ile "davacı, dava dilekçesinde dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile tescil, bu olmaz ise iki adet dükkanın rayiç bedelinin tahsilini talep etmiş olmasına rağmen talep aşılarak hem tapu iptali ve tescil ve hem de tahsil kararı verilmiş olmasının HMK'nın 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğu" gerekçesiyle bozulmuştur. Davacı tarafından karar düzeltme isteminde İlk Derece Mahkemesinin kararının onanmasını istemiş, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 07.04.2021 tarihli kararı ile karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir. Bozma sonrası davanın reddine karar verilmiş davacı tarafından sunulan temyiz dilekçesinde dava konusu taşınmaz bedeli ile iyiniyetle yaptığı yapıların bedelinin ödetilmesini talep etmiştir. Dairemizin 25.04.2023 tarihli bozma ilâmında davacının diğer temyiz itirazlarının reddi ile tapuda resmî şekilde yapılmayan harici satışa dayalı tapu iptali ve tescil talebinin reddi doğru ise de iyiniyetle yapılan muhdesatın değeri belirlenerek tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece Dairemizin bozma kararı kapsamı gözetilerek mahallinde yapılan keşif sonrası sunulan bilirkişi raporunda bozma ilâmımızdaki muhdesat değeri belirlenerek tazminata hükmedilmesi gerektiği şeklindeki talebin sınırlandığı konusu gözetilerek muhdesatların değeri belirlemiş ve Mahkemece bilirkişi raporunda belirlenen muhdesat bedeli 36.567,07 TL’nin tahsiline karar verilmiştir. Davacı muhdesat bedelleri ile birlikte taşınmaz için ödenen bedele de hükmedilmesi gerektiğinden kararın bozulmasını istemiştir.
Dairemiz bozma kararında davacının diğer temyiz itirazları reddedilip muhdesat bedeline hükmedilmesi gerektiği belirtilmiş olup Mahkemece bozmaya uymakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukuken imkan bulunmadığından yerel mahkemece muhdesat bedeline hükmedilmiş olması usul ve yasaya uygun olup kararın onanması gerektiği görüşünde olduğumdan Dairemiz sayın çoğunluğunun muhdesat bedelinin yanında harici satış bedeli olarak ödenen bedelin dava tarihinde ulaştığı uyarlanmış bedele hükmedilmesi yönündeki bozma kararına katılamıyorum.