Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/6587 K.2025/6759
8. Hukuk Dairesi 2024/6587 E. , 2025/6759 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2529 E., 2024/1425 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Andırın Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2012/10 E., 2020/21 K.
Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... dava dilekçesinde; irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, ... ili ... ilçesi ... köyü ... mevkinde kain, dava dilekçesinde sınırları bildirilen 40 dönüm üzerinde bulunan taşınmazın adına tesciline karar verilmesini talep etmiş ve yargılama sırasında yapılan keşif sonrası düzenlenen fen bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın ... Mahallesi 1 30... parsel sayılı orman vasfıyla Hazine adına kayıtlı taşınmaz sınırları içinde kaldığı belirlenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu, orman toprağının imar - ihya yolu ile kazanımının mümkün bulunmadığı ..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "... tüm dosya kapsamına göre dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede yapılan Orman Kadastrosunun 09.06.1994-09.12.1994 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleştiği, daha sonra 167 numaralı Orman Kadastro Komisyonu tarafından 6831 sayılı Kanun'un 4999 sayılı Kanun ile değişik 9. maddesi gereğince düzeltme işlemi yapılarak 21.04.2010 tarihinde ilan edildiği ve 22.05.2010 tarihinde kesinleştiği, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2016/8638 Esas, 2018/3971 Karar sayılı ve 28.05.2018 tarihli ilamından da anlaşıldığı üzere dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 2011 yılında ilanı yapılan genel arazi kadastrosu sırasında 1 30... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kadastro tespit tutanağı düzenlenmediği, 3402 sayılı Kanun'un 22/son maddesi hükmü uyarınca taşınmazın içinde bulunduğu alanın, 1 30... parsel numarası altında orman niteliği ile tapu kütüğüne aktarıldığı, fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen dava konusu 31003,76 m²lik taşınmazın ... Mahallesi 1 30... numaralı orman parseli içerisinde yer aldığı, taşınmazın dört bir yanının orman parseli ile çevrili olduğu ve denetime elverişli orman bilirkişi raporuna göre taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesine göre orman sayılan alanlardan olduğunun ve kesinleşmiş tahdit içerisinde kaldığının belirlendiği, bu tür taşınmazların zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı, bu kapsamda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı ..." gerekçesiyle, istinaf başvurusu esastan reddedilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 09.06.1994 tarihinde ilân edilerek kesinleşen Orman Kadastrosu ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uygulama çalışmaları ile 21.04.2010 tarihinde ilan edilen fenni hataların düzeltilmesi çalışması bulunmaktadır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davacılardan ayrı ayrı alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.