Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/5636 K.2025/6339

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/5636 📋 K. 2025/6339 📅 14.10.2025

8. Hukuk Dairesi         2024/5636 E.  ,  2025/6339 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/44 E., 2024/966 K.
KARAR: Davalı ... İdaresi vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ: Reşadiye Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/388 E., 2023/355 K.
Taraflar arasında kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava konusu taşınmazın bulunduğu Tokat ili Reşadiye ilçesi ... köyünde 3402 sayılı Kadastro Kanun'u kapsamında 2007 yılında yapılan kadastro çalışmasında, dava konusu 1 19... parsel sayılı taşınmaz ham toprak vasfı ile Hazine adına tespit edildiği, ilan süresinde Orman İdaresinin Hazineye yönelik açmış olduğu kadastro tespitine itiraz davası sonucunda Reşadiye Kadastro Mahkemesinin 2008/68 Esas ve 2008/385 Karar sayılı kararıyla, taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuda kayıt ve tesciline karar verilerek kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı vekil dava dilekçesinde; dava konusu Reşadiye ilçesi ... köyünde bulunan 1 19... parsel sayılı taşınmazın Hazine adına kayıtlı olduğu, taşınmazın 3.131,51 m²lik kısmının ırsen intikal ve taksimle davacıya ait olduğunu, davacının taşınmazı meyve bahçesi yaptığını, heyelan olması üzerine Karayolları Genel Müdürlüğü taşeron firması ... AŞ. tarafından dolgu depo alanı olarak kullanıldığını, ekte bulunan 17.07.2006 tarihli sözleşmeyle şirketin taşınmaz üzerindeki ağaçlar için 750 TL meyve fidanı ücreti ödediğini, iş bittikten sonra da dava konusu yere dolgu toprağı döşeyerek alanı düzeltip davacıya teslim ettiğini, davacının daha sonra taşınmazı meyve bahçesi haline getirdiğini, dava konusu yerin orman olmadığını, davacının kadastro çalışmasından ve Hazine ile Orman İdaresi arasında görülen Reşadiye Kadastro Mahkemesinin 2008/68 Esas ve 2008/85 Karar sayılı davadan haberdar olmadığını, dava konusu taşınmazın çok uzun yıllardır tarım arazisi olarak kullanıldığını, 2006 yılında düzleme çalışması yapıldığını belirterek, taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tecilini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 20.11.2020 tarihli ve 2017/38 Esas, 2020/313 Karar sayılı kararıyla; davacının taşınmazı ... isimli kişiden satın aldığını belirttiği, mahalli bilirkişilerin ...ün zilyetliği hususunda bilgi sahibi olmadığı, davacının ...ün haklı zilyet olduğunu ispatlayamadığı, Reşadiye Kadastro Mahkemesinin 2008/68 Esas ve Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/275 Esas sayılı dosyalarında taşınmazın orman vasfında olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı; taşınmazın 3.131,51 m²lik kısmının babası tarafından ...den satın alındığı, alınan bilirkişi raporuyla taşınmazın orman olmadığının tespit edildiği, ancak Mahkemenin alınan raporu değerlendirmeye almadığı iddiasıyla kararı istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin 14.10.2021 tarihli ve 2021/488 Esas, 2021/1031 Karar sayılı ilamında; en eski tarihli hava fotoğraflarının incelenmediği, dosya içinde alınan raporla Kadastro Mahkemesince alınan rapor arasındaki çelişkinin giderilmediği, keşifteki beyanların yetersiz olduğu, kimin hangi süreyle malik sıfatıyla zilyet olduğu, taşınmazın satın alınıp alınmadığının sorulmadığı, eklemeli zilyetlik hususunun değerlendirilmediği, eski ve kadastro tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğrafları, memleket haritaları, komşu parsellere ait kadastro tutanakları getirtilerek yerinden keşif yapılması, imar ihya ve zilyetlik hususlarının belirlenmesi gerektiği belirtilerek, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 05.07.2023 tarihli ve 2021/388 Esas, 2023/355 Karar sayılı hükmünde; dava konusu taşınmazın orman vasfı ya da devamı niteliğinde olmadığı, taşınmazın ...'dan davacı ...'nin babası ... tarafından satın alındığı, davacının babasının ölümünden itibaren taşınmazın davacı tarafından ekip biçildiği, ağaçlık olan kısmın, bölgede yaşanan heyelan sonrasında Karayolları tarafından dolgu yapıldıktan sonra imar ve ihya için dikildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı ... İdaresi vekili; dava konusu yerin orman sayılan yerlerden olduğu, çevresindeki ormanlık alan ile bir bütünlük oluşturduğu, zilyetlikle iktisap edilemeyeceği iddiasıyla kararı istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının davasının kabul edilebilmesi için davacı tarafın çekişmeli taşınmaz bölümün üzerindeki ekonomik amaca uygun zilyetliğini ispatlaması gerektiği, orman bilirkişi raporunda (A) harfi ile nitelendirilen taşınmaz bölümündeki toprağın dolgu toprağı olduğunun belirtildiği, çekişmeli taşınmaz bölümüne emek ve para sarf ederek toprak taşıma yoluyla tarım yapılmaya uygun hale getirme işleminin kanunda öngörülen imar ihya sayılamayacağı, jeodezi ve orman bilirkişi raporlarında taşınmaz bölümünün açıklık alan olduğunun belirtilmesine ve ziraat bilirkişi raporunda da taşınmazın üzerinde belirtilen ağaçların yaşları ve özellikle taşınmazın en az 15 yıldır tarımsal faaliyette bulunduğunun belirtilmesine göre davacının tespit tarihi öncesinde (A) harfi ile gösterilen bölüm yönünden davacı açısından edinme koşullarının oluşmadığı, davacının talebinin sadece (A) harfi ile gösterilen alana yönelik olduğu, geriye kalan ve teknik bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen alana yönelik istemi olmadığı halde taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak çekişmeli taşınmazın tamamının tapu kaydının iptaline karar verilmesinin doğru olmadığı, Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu belirtilerek davalı ... İdaresi vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesince kararının kaldırılarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında karar verilmesine, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı; 17.07.2006 tarihli sözleşmeden önce de dava konusu taşınmazın imar-ihya edildiği, üzerinde ağaç yetiştirdiği, ağaçların üzerine şirketçe dolgu malzemesi boşaltıldığı, oluşan zarar nedeniyle ağaçların bedelinin tarafına ödediği, zararın bir kısmını ise ekstra toprak dolgusu yapılarak karşılandığı; İlk Derece Mahkemesince imar ihyanın gerçekleştiğinin tespit edildiği iddiasıyla, kararı temyiz etmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.