Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/2865 K.2025/6205

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2865 📋 K. 2025/6205 📅 06.10.2025

8. Hukuk Dairesi         2024/2865 E.  ,  2025/6205 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/530 E., 2024/40 K.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda verilen karar, davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sonucunda, Bingöl ili Merkez ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 22... parsel sayılı ve 264.765,33 m² yüzölçümündeki taşınmaz, orman niteliği ile Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacılar ... ve ... dava dilekçelerinde; tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri Bingöl ili Merkez ilçesi ... köyü 1 22... parsel sayılı orman parseli içinde bırakılan taşınmaz bölümünün tapu kaydının iptali ve adlarına tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir.
İlk Derece Mahkemesince, "dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu, etrafının taşlarla çevrili bulunduğu, özel mülkiyete konu edilebilecek üçüncü sınıf tarım arazisi niteliği taşıdığı, davacılara ait olduğu kanaatine varıldığı" gerekçesiyle verilen, davanın kabulüne ve 1 22... sayılı parsel sayılı taşınmazın 15.11.2014 tarihli bilirkişi raporu ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 2.758,44 m²lik bölümünün tapu kaydının iptali ile davacılar adına eşit oranda tapuya tesciline dair ilk karar, davalı ... İdaresi vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi tarafından; "... ormanların mülkiyetinin Hazineye, kullanım hakkının ise Orman İdaresine ait olduğu, bu nedenle aralarında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğu, bu hususun İlk Derece Mahkemesince kendiliğinden gözönünde bulundurulması gerektiği açıklanarak, Hazinenin davaya dahil ettirilerek taraf teşkilinin sağlanması ve bundan sonra işin esasına girilip toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi ..." gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı uyarınca yapılan yargılama sonunda verilen, davanın kabulüne, 1 22... parsel sayılı taşınmazın 15.11.2014 tarihli bilirkişi raporu ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 2.758,44 m²lik bölümünün tapu kaydının iptali ile davacılar adına eşit oranda tapuya tesciline dair önceki hüküm, davalılar Orman İdaresi vekili ve Hazine vekilinin temyizi üzerine, Dairemizin 08.03.2022 tarihli ve 2021/8685 Esas, 2022/2072 Karar sayılı ilamıyla; "... davacıların dayandığı tapu kaydının ilk oluşumundan itibaren getirtilerek revizyon görüp görmediğinin sorulması, revizyon gördüyse revizyon gördüğü parsellerin de tapu kayıtlarının dosya arasına alınması, dava konusu taşınmazın Orman İdaresine tahsisine ilişkin tahsis evrakları ile yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örneklerinin ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılması, keşifte tahsis haritası ve davacıların dayandığı tapu kaydının zeminde uygulanması, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması ..." gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... taşınmazın (A) harfi ile gösterilen kısmının orman sayılmayan yerlerden olduğu, davacıların dayandığı tapu kaydının zemine uygulandığı, doğu sınırının kısmen uyduğu, batı ve güney sınırının uyduğu, yüzölçüm farklılığının ise yeniden sayısal hesaplama sonucundan kaynaklandığının tespit edildiği, taşınmazın davacılar tarafından 30 yıldan fazla süre önce satın alındığı ve o tarihten beri kullanıldığı ..." gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 1 22... parsel sayılı taşınmazın 31.07.2023 tarihli fen bilirkişi raporu ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen 1.715,96 m²lik kısmının tapu kaydının iptali ile davacılar adına eşit oranda tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, verilen bu karar usul ve yasaya uygun bulunmadığı gibi, yapılan araştırma ve inceleme de karar vermek için yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; yerleşik yargısal içtihatlara göre bir kaydın bir yere uyduğundan (aidiyetinden) söz edilebilmesi için, köy ve mevkisinin yanında en az üç sınırının uyduğunun kanıtlanması gerekmekte olup, davacıların dayandığı tapu kaydının hudutları "meşe, yol, bayır ve hendek" okuduğundan, kaydın hudutları olarak belirtilen "meşe, yol, bayır ve hendek" isimsiz yerler olup bu sınırların her yerde bulunabilecek sınırlar olduğundan, bu nedenle söz konusu tapu kaydının kaydın çekişmeli taşınmazı kapsadığını ve uygulama kabiliyetinin bulunduğunu söyleyebilme imkanı bulunmamaktadır. Bu nedenle, davacı taraf ayrıca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine de dayandıklarından, uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözülmesi gerekmektedir.
Ne var ki; hükmüne uyulan önceki bozma ilamında, dava konusu taşınmazın bulunduğu yöreye ait en eski tarihli memleket haritaları ve hava fotoğraflarının tamamının getirtilerek uygulanması gereğine değinildiği halde, orman bilirkişi raporunda yalnızca 1986 yılına ait memleket haritasının, jeodezi ve fotogrametri bilirkişi raporunda ise 19 74... yılı hava fotoğraflarının incelendiği anlaşılmakta olup, bu haliyle orman araştırmasının yöntemince yapıldığından ve bozma gereklerinin yerine getirildiğinden de söz edilemez.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamının getirtilerek, dosyanın daha önce rapor düzenleyen fen elemanı, jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve orman mühendisi bilirkişilere tevdi ile getirtilen belgelerin dava konusu taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği, üzerlerindeki bitki örtüsü, varsa ağaçların cinsi, yaşı, kapalılık durumu belirlenmeli; 3116, 47 85... sayılı Kanun'lar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli, yukarıda değinilen belgeler bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenerek, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ve hava fotoğrafı ölçeğine bilgisayar ortamında (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra, dava konusu taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte memleket haritaları ve hava fotoğrafları üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan denetime elverişli ek rapor alınmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalı ... idaresi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
06.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.