Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2025/2045 K.2025/6114

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/2045 📋 K. 2025/6114 📅 02.10.2025

8. Hukuk Dairesi         2025/2045 E.  ,  2025/6114 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/265 E., 2024/2100 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Burdur Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2020/2 E., 2020/20 K.
Taraflar arasında görülen uygulama kadastrosuna itiraz davasında, Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonunda; davacının davasının feragat sebebiyle reddine, davalı-asli müdahil Hazine’nin davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlgili ...’ın Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında paydaşı olduğu 341 parsel numaralı taşınmazda yol olarak bırakılan kısımlarda hata yapıldığı iddiası ile dava açmış, İlk Derece Mahkemesince davacı yana diğer kayıt malikinin davaya katılımını sağlamak üzere 2 haftalık kesin süre verilerek, gereğinin yerine gelmemesi halinde davanın usulden reddedileceği de ihtar edilmiş, kesin süre davacı vekiline 06.06.2020 tarihinde e-tebligat yoluyla tebliğ edilmiş, davacı vekili 30.06.2020 tarihli dilekçesi ile diğer kayıt malikinin davaya dahil edilmesi için dahili dava dilekçesi vermiştir.
İlk Derece Mahkemesince, kesin süre içinde diğer kayıt malikinin davacı veya katılan sıfatıyla davaya katılımı sağlanmadığı için davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, dava konusu Burdur ili Bucak ilçesi ... köyü ... mevki (eski 341 ada) yeni 112 ada 1 parsel sayılı taşınmazın, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca düzenlenen uygulama kadastrosu sonucu oluşan kadastro komisyon tutanağı gibi tapu siciline aynen aktarılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince dahili dava dilekçesi vermenin diğer kayıt malikinin davaya katılımının sağlandığı anlamına gelmeyeceği, dava açmamış bulunan kayıt malikinin dahili dava dilekçesi tebliğ edilerek davacı sıfatı almasının mümkün bulunmadığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin sair istinaf nedenlerinin yerinde olmadığına ancak; dosyaya getirtilen uygulama tutanaklarına göre davacı ve dava dışı paydaşı adına kayıtlı eski 341 parsel sayılı taşınmaz uygulama kadastrosu sonucunda aradan geçirilen yollar sebebiyle 112 ada 1, 120 ada 1, 111 ada 1, 110 ada 1 ve 117 ada 1 parsel olarak beş ayrı parsele ayrıldığı halde İlk Derece Mahkemesince hüküm kurulurken 341 parselin gittilerinden sadece bir tanesi hakkında hüküm kurulması, diğer dört parselin sicilinin açık bırakılması isabetsiz ise de, anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenle kabulüne, Burdur Kadastro Mahkemesi'nin 01.07.2020 tarihli ve 2020/2 Esas, 2020/20 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/(1)-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın esasına ilişkin olarak; davacı tarafından açılan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, dava konusu Burdur ili Bucak ilçesi ... köyü ... mevki, (eski 341 ada) yeni 112 ada 1, 120 ada 1 ve 110 ada 1 parsel sayılı taşınmazların, 3402 sayılı Kanun'un, 22/2-a maddesi uyarınca düzenlenen uygulama kadastrosu sonucu oluşan kadastro komisyon tutanağı gibi, 111 ada 1 ve 117 ada 1 parsel sayılı taşınmazların uygulama kadastro tutanağı gibi tapu siciline aynen aktarılmasına karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekilince temyizi üzerine Dairemizin 28.11.2022 tarihli ve 2021/16194 Esas, 2022/9459 Karar sayılı ilamı ile, davacının tek başına dava açabileceği, dava açmakta aktif dava ehliyetinin mevcut olduğu gözetilmek suretiyle, işin esasına girilerek, uygulama kadastrosuna itiraz davalarına ilişkin Yargıtay'ın yerleşik ilke ve esaslarına uygun araştırma ve inceleme yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğine değinilerek, bozulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davacının davasının feragat sebebiyle reddine, davalı-asli müdahil Hazine’nin davasının kısmen kabulüne karar verilmiş, dava konusu taşınmazda hissedar olan dava dışı ... temyize gelmiştir.
Bilindiği üzere, hukukumuzda davaya müdahale (katılma) iki türlü olup; bunlar asli müdahale ve fer’i müdahale olarak adlandırılmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun)
“Asli Müdahale” başlıklı 65. maddesinde; “Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir. Asli müdahale davası ile asıl yargılama birlikte yürütülür ve karara bağlanır.” hükmü ve “Fer’i Müdahale” başlıklı 66. maddesinde ise; “Üçüncü kişi, davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer'i müdahil olarak davada yer alabilir.” şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Belirtilen müdahale şekillerinin davadaki konumu ve sonuçları farklıdır. Fer’i müdahalede üçüncü kişi, hukuki yararı olduğu gerekçesiyle görülmekte olan davaya ancak taraflardan birinin yanında ve onun yardımcısı olarak katılır. Bu nedenle fer’i müdahale, bir davanın lehine katıldığı taraf aleyhine sonuçlanması halinde, kendi hukuksal durumu dolaylı şekilde etkilenecek olan üçüncü kişinin başvuracağı bir yoldur.
Müdahale talebinin kabulü halinde fer’i müdahil, lehine katıldığı tarafla birlikte hareket ederek davayı ancak bulunduğu noktadan itibaren takip eder. Hüküm, lehine müdahale edilen taraf hakkında verilir. Müdahil hakkında karar verilemez. Müdahil hükmü ancak, lehine katıldığı tarafla birlikte temyiz edilebilir. Lehine müdahale edilen taraf temyiz yoluna başvurmazsa, 6100 sayılı Kanun'un 68. maddesi uyarınca, yanında katıldığı tarafla birlikte hareket etmek zorunda olan fer’i müdahil, yalnız başına kararı temyiz edemez. Müdahile husumet tevcih edilmediği gibi müdahil aleyhine bir karar da verilmemiş bulunan hallerde müdahilin tek başına temyiz isteğinde bulunmaya hakkı yoktur.
Somut olaya gelince; dosya içindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, dava konusu taşınmazda hissedar olan ...'ın dava konusu taşınmazla ilgili usulüne uygun açılmış bir davası olmadığı gibi, eldeki davaya sunulmuş bir müdahale talebi de bulunmadığından, Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizde hukuki yararı yoktur.
Bu durumda, davada taraf sıfatı bulunmayan ilgili ...'ın temyiz dilekçesinin hukuki yarar yokluğundan reddine karar vermek gerekir.
SONUÇ: Açıklanan sebeple;
İlgili ...'ın temyiz dilekçesinin REDDİNE,
İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.