Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/5937 K.2025/4882

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/5937 📋 K. 2025/4882 📅 24.06.2025

8. Hukuk Dairesi         2023/5937 E.  ,  2025/4882 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2016/78 E., 2022/13 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı asıl ve birleşen davacılar vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava konusu taşınmazlar kadastro sırasında, toprak tevzi komisyonunca oluşturulan tapu kaydına dayalı olarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
Asıl dosyada ve birleşen dosya 2009/507 Esas, 2013/495 Karar sayılı dosyada davacılar özetle; dava dilekçesinde belirttiği taşınmazların babalarından kaldığını ileri sürerek adlarına tescilini talep etmişlerdir.
... Kadastro Mahkemesinin 05.11.2015 tarihli ve 2009/476 Esas, 2015/315 Karar sayılı kararıyla; asıl ve birleşen davanın kabulü ile dava konusu 107 ada 16 ve 20, 108 ada 25, 112 ada 139 ve 113 ada 40 parsel sayılı taşınmazların davacı ... adına, 107 ada 14 ve 19, 108 ada 26, 110 ada 30, 112 ada 45, 113 ada 41 ve 46 parsel sayılı taşınmazların davacı ... adına tesciline karar verilmiş, verilen hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 25.01.2016 tarihli ve 2015/20062 Esas, 2016/97 Karar sayılı kararıyla; eksik inceleme ve araştırma yapıldığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Yapılan yargılama sonucunda Mahkemece; ‘’...Dava konusu taşınmazların Toprak Tevzi Komisyonunca oluşturulan 14.12.1966 tarihli tapu kayıtlarına dayalı olarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit edildiğinden taşınmazlar 1966 yılında tescil edilmiş olmaları nedeniyle davacıların 1946 ve öncesinde itibaren bu taşınmazlarda çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini ispatlaması gerektiği, keşif mahallinde dinlenen mahalli bilirkişiler beyanlarında davaya konu taşınmazların yaklaşık 50 yıldır davacıların babaları ... ... tarafından kullanıldığını, ...'un yaklaşık 40 yıl önce öldüğünü, dava konusu ada parselleri ... ve ...' e bıraktığını, taşınmazların davacılar tarafından kullanıldığını beyan ettikleri, keşif sonrasında hazırlanan zirai bilirkişilerin heyet raporu, Jeodezi Fotogrametri Bilirkişisinin raporu, dava konusu taşınmazların en eski 1963 yılına ait hava fotoğrafından ise dava konusu 107 Ada 14,16,19 ve 20 Parsel, 112 Ada 139 Parsel nolu ve 113 Ada 40, 41 ile 46 Parsel nolu no'lu taşınmazların tamamının sürülü olduğu, imar ve ihya çalışmasının yapıldığı, zirai bilirkişi heyeti raporunda da işbu taşınmazların tarım arazisi (Tarla) olduğu, taşınmazda orman envali bulunmadığı ve orman toprağı özelliğinin olmadığı, mera özelliğinin olmadığı, taşınmazlar üzerinde meraya özgü bitki varlığının mevcut olmadığı, taşınmazların kadim sınırlarının belirgin ve sabit olduğu, genişlemeye müsait olmadığı, taşınmazda imar ve ihya çalışmalarının tamamlandığı, uzun yıllar tarımsal amaçlı olarak işlenip tasarruf edildiği tespit edildiğinden asıl ve birleşen dosya davacılarından önce taşınmazları babaları ...' un kullandığı davacıların ve ailelerinin 1946 ve öncesinden itibaren dava konusu işbu taşınmazlar üzerinde çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyet olduklarının kanıtlandığı anlaşılmakla işbu taşınmazlar yönünden davanın kabulüne ilişkin karar vermek gerekmiş, Van İli ... İlçesi ... Köyü ... Mevki 107 ada 14 ve 19 parsel, 113 ada 41, 46 parsel numaralı taşınmazların tespit tutanağının iptali ile vefat eden davacı ... oğlu ...'in veraset ilamında adı geçen mirasçısı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu Van ili, ... ilçesi, ... Köyü ... Mevki 107 ada 16 ve 20 parsel, 112 ada 139 parsel, 113 ada 40 parsel numaralı taşınmazın tespit tutanağının iptali ile davacı ... oğlu ... adına tapuya kayıt ve tesciline ilişkin karar vermek gerekmiştir.
Dava konusu ... İlçesi ... Köyü 108 Ada 25 ve 26 parsel, 110 Ada 30 Parsel, 112 Ada 45 Parsel nolu taşınmazlar yönünden ise; işbu taşınmazlarında mahalli bilirkişiler bayanlarında davacıları ve murisleri tarafından kullanıldığı belirtilmiş ise de en eski hava fotoğraflarından, alınan Jeodezi Fotogrametri Bilirkişisi raporundan da anlaşıldığı üzere bu taşınmazların tamamının sürülü olmadığı, imar ve ihya çalışmasının yapılmadığı, sınırlarının belirgin olmadığı tespit edildiğinden, dolayısıyla dava konusu bu taşınmazlar yönünden davacıların dava konusu taşınmazlar üzerinde çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyet olduklarını, taşınmazları imar ve ihya ettikleri kanıtlanamadığından işbu taşınmazlar yönünden ise davanın reddi ile taşınmazların kadastro tutanaklarındaki tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline ilişkin, asıl ve birleşen davanın kısmen kabul kısmen reddine ....’’ karar verilmiş, verilen hüküm asıl ve birleşen dosya davacıları vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesi gereğince ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
24.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.