Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2022/7656 K.2025/4743

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2022/7656 📋 K. 2025/4743 📅 19.06.2025

8. Hukuk Dairesi         2022/7656 E.  ,  2025/4743 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2013/91 E., 2021/17 K.
İlk Derece Mahkemesince verilen karar davacılar vekili tarafından duruşma talepli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, duruşma talebinin değerden reddine, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili 11.06.2009 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; Diyarbakır ili, ... ilçesi, ... köyü sınırları içinde 126 ada 2 parselde kadastro tespit çalışması yapıldığını, yapılan bu tespitlerde müvekkilleri adlarına tescil edilmesi gereken 126 ada 2 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına tescil edildiğini, bu taşınmazların müvekkillerinin murislerine ait tapu ve vergi kayıtları kapsamında kaldığını, yıllarca taşınmazın vergilerini ödediklerini ve müvekkillerinin zilyetliğinde bulunduğunu, dava konusu taşınmazların müvekkillerinin tasarrufu altında bulunup, miras bırakanları tarafından kendilerine intikal ettiğini, yapılan tespitin iptali ile müvekkilleri adına tespitine ve tesciline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili duruşma sırasında alınan beyanında; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece davanın reddine, çekişmeli taşınmazın tespit gibi Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince 24.05.2011 tarih ve 2011/4978 Esas 2011/6236 Karar sayılı ilamında özetle; "Mahkemece çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Davacı, yargılama sırasında tapu kayıtları ibraz etmesine rağmen bu kayıtlar ilk tesisinden itibaren bütün tedavülleri ile getirtilip mahallinde uygulanmamıştır. Taşınmazın eski tarihli memleket haritasında orman sayılan yerlerden olduğu bildirilmişse de, memleket haritası ve kadastro paftasının ölçekleri denkleştirilerek çakıştırılmadığı için taşınmazın memleket haritasında gösterildiği yerin doğru olup olmadığı denetlenememekte olduğu" belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma kararına uyularak yapılan yargılamada; İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; keşifte dinlenen mahalli bilirkişi beyanları ve bilirkişi raporları dikkate alınarak dava konusu parsele uygulanan tapu ve vergi kayıtlarının taşınmaza üç sınır ve mevkii itibarıyla uymadığı, davacı tanıklarının dava konusu taşınmazla ilgili somut bilgilerinin bulunmadığı, kayıtların dava konusu taşınmaza uymaması nedeniyle davacının 3042 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) madde 13 uyarınca dava konusu taşınmazı kazanmasının mümkün olmadığı, 3402 sayılı Kanun madde 14 uyarınca da, orman bilirkişi raporuna göre taşınmazın evveliyatının orman olduğu anlaşıldığına göre, Yargıtay içtihatları uyarınca öncesi orman olan bir yerin, üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi yani sonrasında tarımsal faaliyet yapılsa dahi taşınmaz orman vasfını kaybetmeyecek ve tapuya da zilyetlikle kişiler adına tescile konu olamayacağı, tüm bu açıklamalar doğrultusunda tapu, vergi kaydı ve zilyetlik ile hazine ve orman arazisinden mülkiyet iktisabı mümkün olmadığından, davacıların zilyetlik iddasına tapu ve vergi kaydına dayanmasına itibar edilmediği, orman işletme şefliğine dava ihbar edilerek bilirkişi raporları tebliğ edilmesine rağmen kendisini bir vekille temsil ettirmediği gibi, dosyaya müdahale talebinde bulunulmadığı, 3402 sayılı Kanun'un 30. maddesinde sayılan haller dışında kadastro hakiminin hak sahibinin resen belirleme yetkisi bulunmadığı, somut olayda anılan kanun maddesinde yer alan haller bulunmadığına göre davanın tarafların iddia ve savunmaları kapsamında görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmakla, hali arazi vasfıyla Hazine adına tespit edilen dava konusu ... ilçesi, ... köyü, 126 ada 2 parsel sayılı taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu tespit edilmiş olsa da, dahili davalı ... İdaresinin dosyaya müdahale talebinin bulunmadığı ve davalı ... Müdürlüğünün de taşınmaza ilişkin vasıf değişikliği talebinde bulunmadığı gerekçesiyle, davacıların davasının reddi ile dava konusu taşınmazın tespit gibi Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; mahalli bilirkişilerin belirlenmesinin hukuki yapılmadığını, yöreyi bilen kişilerin dinlenilmediğini, kötüniyetli beyanların verildiğini, müvekkilinin mülkiyet hakkının usul ve kanuna aykırı verilen karar ile zarar gördüğünü beyan etmiş, kararın bozulmasının talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 5304 sayılı Kanun ile Değişik 3402 sayılı Kanun'un 4. maddesi hükmüne göre orman sınırlandırması yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır. Kadastro çalışmaları sırasında dava konusu ... köyü 126 ada 2 parsel sayılı, 5816,98 metrekare yüzölçümlü taşınmaz, hali arazi niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar, tapu kaydı ve zilyetlik iddiasıyla dava açmıştır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 534,70 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.