Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/4126 K.2025/4740
8. Hukuk Dairesi 2024/4126 E. , 2025/4740 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/918 E., 2024/737 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bartın 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/58 E., 2021/212 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; tapu kaydına, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine dayanarak 104 ada 1 parselin müvekkili adına tapuya tescili istemiyle dava açmıştır.
II. CEVAP
Davalılar; davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verildiği, davacı vekilinin istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince özetle; "Değerlendirilmesi yapılan 1957 tarihli memleket haritasının yapımında kullanılan hava fotoğrafının getirtilip uygulanmadığı, çekişmeli yerin eğim oranı ve bitki örtüsü itibariyle ziraat bilirkişi ve orman bilirkişi raporu birbiriyle çelişik olduğu, davacının dayandığı tapu kaydının ilk oluşumundan itibaren tüm gitti kayıtlarının getirilmediği, usulüne uygun tapu kayıt uygulaması yapılmadığı belirtilerek mahkemece dava konusu taşınmazın bulunduğu yöreye ait 1957 tarihli memleket haritasının yapımında kullanılan hava fotoğrafı ile kadastro tespit tarihinden geriye dogru 15- 20-25 yıl öncesi zaman dilimi içerisinde çekilmiş farklı tarihlere ait en az 3 hava fotoğrafı ve yeniden keşif yapılması ve taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı belirlenmesi, orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez davacının dayandığı tapu kaydının yerel bilirkişi ve fen bilirkişi marifetiyle yöntemince zemine uygulanması, çekişmeli taşınmazın dayanak tapu kaydının miktarı ile geçerli kapsamı dışında kalan bölümü yönünden veya tapu kaydının hiç uymaması halinde ise tamamı yönünden davacı gerçek kişi yararına 3402 sayılı Yasanın 14 ve 17. maddeleri gereğince imar-ihya ve zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının araştırılması gerektiği" belirtilerek karar kaldırılmıştır.
Yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "fen bilirkişisi raporunda; davacının dayandığı cilt nosu: 141, sayfa no.su 86, sıra no.su 15 olan tapu kaydının dava konusu taşınmaza uyduğu belirtilmişse de, orman bilirkişisi raporuyla tespit edildiği üzere dava konusu taşınmaz üzerinde 2020 yılında diri örtü temizliği yapılarak akağaçların ve zemindeki otsu bitkilerin alandan uzaklaştırıldığı, daha önce sunulan ziraat bilirkişisi raporunda dava konusu yerde yaşlı akağaç türlerinin bulunduğu ve zeminin eğrelti otlarıyla kaplı olduğunun belirtildiği, hava fotoğraflarında dava konusu yerin münferit yapraklı ağaçlarla kaplı ormanlık alanda kaldığı ve 6831 sayılı Kanun'un 1 . maddesine göre orman sayılan yerlerden olduğu görüldüğünden, orman sayılan bu taşınmazın zilyetlikle kazanılması mümkün olmadığından" davanın reddine karar verilmiş; "davacı vekilinin 09.07.2021 tarihli celsede davasını ıslah ederek tapu iptali tescil taleplerinin kabul görmemesi halinde terditli talep olarak eski tapu kaydı kapsamında kalan taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında orman vasfı ile Hazine adına tescil edilmesi nedeni ile uğranılan zararı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 maddesi uyarınca tazminini talep etmiştir. Tapu sicilinin yanlış tutulması nedeni ile zarar tapu iptali tescil kararının kesinleştiği tarihte ortaya çıkacağından ve tapu iptali tescil davası henüz neticelenip kesinleşmediğinden, tazminat talebi yönünden tapu iptali tescil davasının bekletici mesele yapılması gerektiğinden biri diğerini beklemesi gereken talepler aynı davada bir arada görülemeyeceğinden" davacı vekilinin tazminat talebi yönünden dosyanın tefrikine, Mahkemenin ayrı bir esasına kaydına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; orman kadastrosu yapılmayan veya yapılıp da henüz kesinleşmeyen yerlerde bir yerin orman niteliği ve hukuki durumunun 3116, 4785, 5658 ve 6831 sayılı Kanun hükümleri gözetilerek en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları, amenajman plan uygulanmak, taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü incelenmek ve konumu itibarıyla değerlendirme yapılmak suretiyle belirlendiği, hükme dayanak yapılan uzman orman bilirkişi tarafından 1966, 1984 ve 1998 tarihli hava fotoğrafları, 1960, 1984 ve 2001 tarihli memleket haritalarına dayalı olarak yapılan inceleme, araştırma ve uygulama sonucunda düzenlenen raporda; çekişmeli taşınmazın münferit yapraklı ağaçlar ile kaplı ormanlık alanda kaldığı, kaldırma kararı öncesinde 2016 yılında dosyaya sunulan ziraat bilirkişisi raporunda dava konusu yerde yaşlı akağaç türlerinin bulunduğu ve zeminin eğreti otlarıyla kaplı olduğunun bildirildiği, bu hususun rapor ekindeki fotoğraflara yansıdığı gibi 2016 tarihli orman raporunda da belirtildiği, 2019 Google-Earht görüntülerinin de bu bilgileri desteklediği, kaldırma sonrasında yapılan keşifte ise zeminde diri örtü temizliği yapılarak akağaçların ve zemindeki otsu bitkilerin alandan uzaklaştırıldığının belirlendiği, ortalama %42-45 eğime sahip çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunun belirtildiği, rapor ve eklerinde yer alan memleket haritası ve hava fotoğraflarında davaya konu taşınmaz aplikeli olarak işaretlendiği, somut olayda; çekişmeli taşınmazın evveliyatı itibarıyla orman sayılan yerlerden olduğu, davacı vekilince yargılama aşamasında tapu kaydına dayanılmış ise de davacı yanca tapu kaydının istinaf sebebi de yapmadığı görüldüğü, bu haliyle dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle bağlı kalınarak ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonunda Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporları arasında çelişki olduğu, çelişkiler giderilmeden sadece orman bilirkişi raporu ile hüküm kurulduğu, taşınmazın orman sayılan alanda kalmadığını, kararın bozulması gerektiğini beyan etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede; 2007 yılında 3402 sayılı Kanun'un 5304 sayılı Kanun'la Değişik 4. maddesi hükmüne göre orman sayılan alanda yapılan kadastro sırasında Bartın, Merkez, Avgölü köyü 104 ada 1 parsel sayılı 5.230,03 m² yüzölçümündeki taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tespit edildiği, davacının kadastro öncesi nedene dayanarak eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamında alınan Orman bilirkişi raporu ve ekinin denetime elverişli olduğu görülmüştür.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.