Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2025/732 K.2025/4713
8. Hukuk Dairesi 2025/732 E. , 2025/4713 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1546 E., 2024/2004 K.
KARAR : Davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2018/98 E., 2019/50 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kullanım kadastrosuna davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili ... ilçesi ... köyü, 132 ada 1 parsel (eski 170 parsel) sayılı taşınmazın kullanım kadastrosu sonucu davalı Hazine adına tespit edildiğini, taşınmaz üzerinde davacı zilyetliğinin tespiti ile taşınmazın beyanlar hanesine davacı lehine kullanıcı şerhi verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin önceki 29.05.2019 tarihli 2018/98 Esas, 2019/50 Karar sayılı davanın kabulüne dair kararının davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 30.03.2021 tarih ve 2019/2365 Esas, 2021/734 Karar sayılı kararıyla; davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına ve davanın reddine karar verilmiş olup; Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş olup bozma ilamında özetle "... davacı tarafından zilyetliğin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de ulaşılan sonucun dosya kapsamına uygun düşmediği; şöyle ki; 1982, 2006, 2011, 2013 yıllarında çekilmiş hava fotoğraflarında dava konusu 132 ada 1 parsel sayılı taşınmazın, bitişiğinde yer alan dava dışı taşınmaza davacı tarafından yapılan evin bahçesi olarak kullanıldığı ve üzerinde ekili ve dikili bitkilerin bulunduğunun anlaşıldığı, ayrıca davacı tanığı köy muhtarı ...'in , davacının dava konusu taşınmazı evinin bahçesi olarak kullandığını, yine davacı tarafından dikilen kavak ağaçlarının keşif tarihinden 1 yıl önce kesildiğini beyan ettiği, öte yandan 06.12.2018 tarihli keşif tutanağında yer alan mahkeme gözleminde de dava konusu taşınmaz sınırının kazıklar ile belirlendiğine işaret edildiği, dosya içeriğine göre de Kaymakamlıkça onaylanmasa bile Köy Tüzel Kişiliği tarafından 1996 yılında taşınmazın davacıya satıldığı ve bu durumun keşif mahallinde dinlenilen tespit bilirkişilerince de doğrulandığı, hal böyle olunca, 3402 sayılı Kanun'un Ek-4 üncü maddesine göre dava konusu taşınmazın davacının fiili kullanımında olduğunun belirlendiği gibi kullanım kadastrosu sırasında kullanıcı belirlenirken aynı Kanun'un 14 üncü maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713/1 inci maddesinde mülkiyet kazanılması sonucunu doğuran malik sıfatıyla davasız aralıksız ekonomik amacına uygun asli zilyetliğin aranmadığı, tüm bu nedenlerle davanın kabulü yerine reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu..." hususlarına değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne, çekişmeli 132 ada 1 parseldeki taşınmazın beyanlar hanesine taşınmazın 1996 yılından itibaren ...'ın bahçe olarak fiili kullanımındadır şerhinin verilmesine, taşınmazın sair hususlarda tespit gibi Hazine adına tesciline karar verilmiş olup hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda karar verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, hükmüne uyulan bozma ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.