Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2025/2521 K.2025/4659
8. Hukuk Dairesi 2025/2521 E. , 2025/4659 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3223 E., 2024/1904 K.
SAYISI :2022/3223 Esas 2024/1904 Karar
İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul Anadolu 29. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI :2021/69 Esas 2022/360 Karar
Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi'nce ek kararla temyiz isteminin süreden reddine karar verilmiş, ek karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi 7689 ada 11 parsel sayılı taşınmaz, ... Belediyesi adına tescil edilmiş, beyanlar hanesinde "İşbu arsa ... kızı ... kullanımındadır" şerhi yazılmış, Mahkeme karar tarihinden sonra 29.06.2022 tarihinde ...'e 6292 sayılı Kanun gereği satış yapılarak tescil edilmiştir.
Davacı vekili; ... köyü, ... mevkisinde bulunan özel parselasyon ile bölünmüş yüzölçümü 150 m² olan taşınmazın zilyetliğini satış sözleşmesiyle devraldığını ve fiilen hakimiyeti altında bulundurduğunu, bu güne kadar da vergilerini ödediğini, ancak davalı ...'in bu taşınmaz üzerinde hak iddia ettiğini belirterek taşınmaza vaki haksız el atmanın önlenmesine ve davacının zilyetliğinin korunmasına karar verilmesini istemiştir.
Davaya bakan mahkemelerce karşılıklı olarak görevsizlik kararı verilmesi sonrasında, Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin 2020/1387 Esas 2021/201 Karar sayılı ilamı ile davanın, 7143 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi gereği 3402 sayılı kanunun ek 4. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosuna itiraz mahiyetinde olduğu kabul edilerek, yargı yerinin, İstanbul Anadolu 29. Asliye Hukuk Mahkemesi olarak belirlenmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, ... Belediyesi dahili davalı kılınmak suretiyle yapılan yargılama neticesinde; '...dava konusu taşınmazın tespit öncesi ve sonrasında davacı tarafından yukarıda anlatıldığı şekilde ekonomik amaca uygun kullanıldığının kanıtlanamadığı, keşif sırasında taşınmazın üzerinde fiili kullanımım bulunmadığının tespit edildiği, davacı tarafça dosyaya sunulan 25.05.1990 tarihli satış sözleşmesinin bulunduğu, bu satış sözleşmesine göre davacının satın aldığı 150 m2 alana ilişkin fenni sıhhate haiz özel parselasyon haritasının bulunmadığı, davacı tarafça ... Belediyesine 150 m2 alan için emlak vergisi mevcut ise de bu beyannamelerin verildiği alanın belirli olmadığı, emlak vergi beyannamesinin tek başına zilyetliğin ispatı için yeterli olmayacağı, taşınmazın arsa vasfında olduğu, taşınmaz üzerinde yapı ve kullanıma ait bir delilin mevcut olmadığı, fen bilirkişi raporunda bulunan uydu fotoğrafında da taşınmazın boş olarak göründüğü dikkate alındığında, az yukarıda açıklandığı biçimde davacı tarafın ekonomik amaca uygun kullanımını ispat eder yeterli delilin olmadığı...'' gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; davacı tarafın vermiş olduğu emlak beyannamesinin, dava konusu taşınmaza ait olup olmadığının belli olmadığı, satış sözleşmelerinin herhangi bir özel parselasyon planına dayanmadığı, kaldı ki beyanname ve satışa konu taşınmaz 150 m² iken, dava konusu taşınmazın 82 m² olduğu, Mahkemece iki kez icra edilen keşifte zilyetlik veyahut fiili kullanım durumuna dair herhangi bir tespit yapılamadığı, davacı tarafından tanık bildirilmek suretiyle bu konuda bir ispat ortaya konulamadığı, 24.07.2019 tarihli bilirkişi raporunda, taşınmaz üzerinde odun ve tahta parçaları bulunduğu ve bir nevi depo olarak kullanıldığı kanaatinde bulunulmuş ise de, bilirkişinin, taşınmazı bu şekilde kullanan kişinin kim olduğuna dair değerlendirmesi afaki nitelikte olduğu gibi rapordaki fotoğraflardan taşınmazın depo şeklinde kullanıldığının görülmediği, kaldı ki dava konusu taşınmaz karar tarihinden sonra davalı belediyenin mülkiyetinden satış yolu ile çıkmış olup, satışa esas olan idari işlem İdari Yargıda iptal edilmedikçe, davanın dinlenebilir olmadığı, taşınmaza ilişkin kullanıcı şerhi verilmesine olanak bulunmadığı gerekçeleri ile istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, temyiz talebinin süreden reddine dair ek karar verilmiş, ek karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, her ne kadar ek kararla, temyiz dilekçesinin süreden reddine karar verilmiş ise de, Bölge Adliye Mahkemesi ilamı, yetki belgesi olan avukat ...'a tebliğ edilmiş, ancak, dava dilekçesi ekinde sunulan yetki belgesi incelendiğinde, avukat ... tarafından düzenlenen yetki belgesinde, avukat ...'ın imzası bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda, yetki belgesinin geçerli bir belge olduğunun kabulü mümkün değildir. O halde, yetkisi olmayan vekile yapılan tebligat geçersiz olduğundan, Mahkemenin, temyiz dilekçesinin süreden reddine dair verdiği ek kararın kaldırılmasına ve davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine karar vermek gerekmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile 30.01.2025 tarihli ek kararının KALDIRILMASINA,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
615,40 TL davacı tarafından yatırılan peşin harcın onama harcına mahsubuna,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.