Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/5978 K.2025/4701

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/5978 📋 K. 2025/4701 📅 18.06.2025

8. Hukuk Dairesi         2024/5978 E.  ,  2025/4701 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/174 E., 2024/165 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine
Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Dairemizce bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... dava dilekçesinde; ırsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, İskenderun ilçesi Aşkarbeyli Düğünyurdu Mahallesi çalışma alanında bulunan ve kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakılan taşınmaz bölümü hakkında kazanım koşullarının lehine oluştuğunu ileri sürerek, taşınmazın adına tescilini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen, davanın kısmen kabulüne, 30.12.2015 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 3.620,29 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline dair önceki karar verilmiş, davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 02.02.2022 tarihli ve 2021/8890 Esas, 2022/656 Karar sayılı ilamıyla; "... İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olmadığı, dosyada bulunan fen bilirkişi krokisinde, taşınmazın sınırlarında bulunan parseller gösterilmediğinden, taşınmazın konumu ve sınırlarının anlaşılamadığı, ayrıca orman yönünden yapılan araştırmanın da yeterli olmadığı, taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu yapılıp yapılmadığının araştırılmadığı, hava fotoğraflarından yöntemine uygun şekilde yararlanılmadığı, bu kapsamda hava fotoğraflarının harita ve jeodezi uzmanı bilirkişisine incelettirilmesi gerekirken, hava fotoğrafı incelemesinin bu konuda uzmanlığı bulunup bulunmadığı anlaşılmayan orman bilirkişisi tarafından yapıldığı ve hava fotoğrafı incelemesi neticesi sunulan raporda, dava konusu taşınmazda imar-ihyanın tamamlanıp tamamlanmadığı hususunda her hangi bir bilgiye yer verilmeden yalnızca taşınmazın güncel fiziki özelliklerinin açıklanması ile yetinildiği, öte yandan, taşınmazın kullanım süresi ile niteliğini ve varsa üzerindeki imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi belirlemek bakımından yerel bilirkişi de dinlenilmediği açıklanarak, öncelikle, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek taşınmaz bölümünün bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle, buradan elde edilen verilere göre dava tarihi olan 2013 yılından 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihlerinin açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden, orman tahdit haritası ile işe başlama, çalışma ve sonuçlandırma tutanaklarının Orman İdaresinden getirtilerek dosya arasına konulması, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve varsa amenajman planı ile temin edilebilen en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları celp edilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile daha önceki keşiflerde görev almamış, bu konularda uzman üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, orman mühendisi bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılması, açıklanan şekilde yapılacak araştırma sonrasında taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun tespit edilmesi halinde bu sefer zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılarak toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması ..." gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, hükme esas alınan bilirkişi raporları ve tanık beyanları uyarınca, davanın kısmen kabulü ile; fen bilirkişi Mustafa Gezici tarafından düzenlenen 22.12.2023 havale tarihli raporda (A) harfi ile gösterilen gösterilen 3620,69 m² alanın kapama meyve bahçesi vasfı ile en son parsel numarası verilerek davacı adına kayıt ve tesciline, aynı raporda (B) harfi ile gösterilen 920,32 m² kısım yönünden davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili ile davalı ... İdaresi vekili tarafından tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmemiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, bozmaya uyulmakla tarafların leh ve aleyhine usuli kazanılmış hak doğar. Ayrıca, İlk Derece Mahkemesince bozma kapsamı çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak hüküm kurma yükümlülüğü ortaya çıkar.
Hükmüne uyulmasına karar verilen bozma ilamında açıkça değinilmesine rağmen, hükme esas alınan fen bilirkişi krokisinde, taşınmaza en yakın kadastro parseli gösterilmemiş, orman mühendisi bilirkişisince yapıldığı bildirilen orman kadastro çalışmalarına ilişkin belgeler getirtilmemiş, taşınmazın kullanım süresi ile niteliğini ve varsa üzerindeki imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi belirlemek bakımından ziraat mühendisi bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılmamış, tüm bunların yanı sıra 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, davacı, babası ve dedesi adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğ'ü ve ilgili Kadastro Müdürlüğ'ü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğ'ünden sorulmamıştır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, bozma kararına uyulduğuna göre, bozma ilamında ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere, öncelikle, Aşkarbeyli ve Suçıkağı Mahallelerinde yapıldığı bildirilen tüm Orman Kadastro çalışmalarına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile özellikle çekişmeli taşınmazın bulunduğu yeri tarif eden orman tahdit tutanakları, orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile dava tarihinden 15 - 20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ve memleket haritaları ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları Mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise Mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirilerek dosya arasına konulmalı; bu şekilde dosyanın ikmal edilmesinden sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığ'ı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek 3 orman mühendisi bilirkişisi, üç ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Yapılacak bu keşifte, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, Orman Kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, Orman Kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın Orman Kadastro haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı; yine dosya arasına getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanun'u (3116 sayılı Kanun ), 4785 sayılı Orman Kanun'una Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanun'un Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun) ile 5658 sayılı Orman Kanun'unun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanun'a Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun (5658 sayılı Kanun)
karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmak suretiyle dava konusu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı ve bu yolla yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri denetlenmeli; yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulundan, taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği ilgili Tapu Müdürlüğ'ü ve Kadastro Müdürlüğ'ü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğ'ünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanun'u (5403 sayılı Kanun) ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
S O N U Ç : Açıklanan nedenlerle;
Davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
18.06.2025 gününde oy birliği ile karar verildi.