Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/4157 K.2025/4690

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/4157 📋 K. 2025/4690 📅 18.06.2025

8. Hukuk Dairesi         2024/4157 E.  ,  2025/4690 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1075 E., 2024/226 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/109 E., 2021/222 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Adana ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 102 ada 194 parsel sayılı 1.350,90 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kayalık vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı ... dava dilekçesinde; ... Mahallesi 102 ada 194 parsel sayılı taşınmazın babasından kaldığını, bitişiğinde zaten kendi taşınmazının olduğunu, bu taşınmazı kadimden beri kendilerinin kullandığını, kendisinden önce babasının kullandığını, onun ölümünden sonra da kendisinin kullandığını, bu parselin Hazine adına kayıtlı olduğunu yeni öğrendiğini, taşınmaz içerisinde bulunan birtakım ağaç ve ağaçcıklar ve ceviz ağaçlarını kendisinin ektiğini, bugüne kadar imar ve ihya ettiğini beyan ederek, taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili cevabında; davacının 30 günlük ilan süresi içinde dava açmadığı gibi, dava konusu taşınmazı kiralamak için başvuruda bulunduğunu, öte yandan davacının 10.07.2019 tarihinde dolacak 10 yıllık kadastro zamanaşımı süresinin bitimine 5 gün kala yani 05.07.2019 tarihinde böyle bir davayı açmasının taşınmazın Hazineye ait olduğunu bildiğini ve korunması gereken bir hukuki yararının olmadığını gösterdiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... dava konusu taşınmazın kayalık vasfıyla Hazine adına tescil edildiği, taraf, komşu taşınmaz tanığı, mahalli bilirkişi ve tanıkların dava konusu taşınmazın geçmişten bu yana taşlık, kayalık olduğunu, üzerinden patika şeklinde köy halkının kullandığı yolun geçtiğini, köylünün aralarında taşınmazın olduğu kısmı kastederek ...'nin kayalığı şeklinde bilindiğini,zilyetliğin olduğunu gösterir zirai, tarımsal, ekonomik amaca uygun kullanımın olmadığını, geçmişten bu yana burasının taşlık vasfında imar edilmemiş yer olduğunu beyan ettikleri, dava konusu parselin zilyetliğe konu edilemeyen, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunun belirlendiği, jeodezi mühendisi raporunda hava fotoğraflarında taşınmazın geçmiş yıllardan bu yana taşlık, boş ve kullanılmayan alan olarak gözüktüğünün tespit edildiği, dava konusu parsel üzerinde davacının talebini haklı gösterir koşulların oluşmadığı ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükme karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesince, "... dava konusu taşınmazın taşlık kayalık vasfında ve imar ihyaya muhtaç yerlerden olduğu gibi davacının ve bayiinin tespit tarihinden önce taşınmazda nizasız ve fasılasız yirmi yıllık zilyetliklerinin bulunmadığı, taşınmazın köylünün ortak kullanımında olduğu, sahipsiz olduğunun hava fotoğraflarından, tanık ve mahalli bilirkişi beyanları ile teknik bilirkişi raporlarından tutarlı olarak anlaşıldığı, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda vicdani kanaatin oluştuğu, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, kararın dayandığı deliller ile kanuni sebepler ve gerekçe içeriğine göre, davanın esası ile ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararda usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı ..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.