Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/2306 K.2025/4314
8. Hukuk Dairesi 2024/2306 E. , 2025/4314 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1541 E., 2024/74 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Fethiye 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/318 E., 2021/619 K.
Taraflar arasındaki tapu kaydının beyanlar hanesindeki şerhin kaldırılması istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; müvekkili olan davacıların maliki olduğu .............. mevki 2568 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine orman kadastro çalışmaları sonunda 1986,48 m²'lik kısmının orman sınırları içinde kaldığı yönünde şerh yazıldığını, bu durumu Tapu Müdürlüğünce davacılara yapılan tebligat ile öğrendiklerini, daha sonra Fethiye Orman İşletme Müdürlüğü'nün 13.01.2017 tarihli yazısı ile 12.10.2013 tarihinde kesinleşen orman kadastro çalışmaları neticesinde dava konusu taşınmazın 2015,83 m²'lik kısmının kesinleşmiş orman sınırları içinde kaldığının belirtildiğini ve davacılardan rızaen terk talep edildiğini, taşınmazın öncesi tapulu olup yıllardır davacılar tarafından kullanıldığını, ormanla ilgisinin bulunmadığını, buna rağmen yapılan kadastro çalışması ile taşınmazın orman sınırları içine alınmasının hatalı olduğunu belirterek, taşınmazın kısmen orman olduğuna dair tespitin iptali ile taşınmazın beyanlar hanesinde yer alan şerhin terkinine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... İdaresi vekili cevabında; davacının mülkiyet iddiasında bulunduğu taşınmazın şahıslarca iktisabı mümkün olmayan taşınmazlardan olduğunu, dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'a göre orman niteliğinde ve orman olarak tespit gördüğünü, dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B madde uygulaması ile orman niteliğini kaybettirmenin Hazine lehine bir işlem olduğunu, davacıların eldeki davayı açmakta aktif dava ehliyeti ve hukuki yararlarının olmadığını, davacıların öncelikle Hazineyi davaya dahil etmeleri gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili cevabında; dava konusu taşınmazın davacılar adına kayıtlı olduğunu, Hazinenin taşınmazda hak sahibi olmadığını belirterek, husumet itirazında bulunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... dava konusu 2568 parselin 1947 yılında yapılan ve kesinleşen 3116 sayılı orman tahdit çalışmasında kısmen orman sınırları içerisinde kaldığı, 3116 sayılı Kanuna'a göre yapılan orman tahdit çalışmaları sonrasında sırasıyla 1744 sayılı 6831 sayılı Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun'la (1744 sayılı Kanun) Değişik 2. madde uygulama çalışmaları ve 3302 sayılı 31.08.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunun'da Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la (3302 sayılı Kanun) Değişik 2/B maddesine göre orman tahdit çalışmalarının yapıldığı, 1744 sayılı Kanun ile Değişik 2. madde uygulama çalışmalarının, 3116 sayılı Kanun ile yapılan orman tahdit çalışmalarını, 3302 sayılı Kanun'la Değişik 2/B uygulama çalışmalarının da 1744 sayılı Kanun ile Değişik 2. madde aplikasyon çalışmalarını altlık kabul ederek 6831 sayılı Kanun'a göre yapılmış olup 1987 yılında 9 no.lu orman kadastro komisyonunca 6831 sayılı Kanun'a göre, 1744 sayılı Kanun ile Değişik 2. madde aplikasyonu altlık kabul edilerek 3302 sayılı Kanun'la Değişik 2/B uygulama çalışmalarının yapıldığı, bu çalışma ile parselin tamamının orman sınırları dışına çıkartıldığı ve.................... parsel numarası ile sınırlandırmasının yapıldığı, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi'nin 21.10.2013 tarihli ve 2013/7957 Esas, 2013/9181 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, aplikasyon ile kesinleşmiş orman sınırları daraltılamayacağı gibi tam tersine kesinleşen orman sınırları dışındaki yerlerin de orman sınırları içerisine alınamayacağı, kesinleşmiş orman sınırları değiştirilerek yapılan aplikasyon ve bu işlem sonucunda düzenlenen tahdit haritasının hukuken geçerli olmadığı ..." gerekçesiyle, davanın kabulüne, dava konusu Muğla ili Fethiye ilçesi Günlükbaşı Mahallesi 2568 parsel sayılı taşınmaza ilişkin 3402 Kadastro Kanunu'na 5831 sayılı Kanun ile eklenen Ek-4 maddesi uyarınca Kadastro ve Orman Müdürlüklerinin 11.11.2011 tarihli teknik rapor ve 22.11.2011 tarihli mutabakat raporu ile yapılan orman kadastro çalışmaları ve 20.11.2011 tarihinde yürürlüğe giren Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliğinin 30. maddesi uygulamasına istinaden yapılan orman kadastro çalışmalarının iptaline, bu çalışmalar nedeni ile tapu kayıtlarına konulan şerhlerin terkinine karar verilmiş; hükme karşı, taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince; "... tapulama sonunda kişiler adına tescil edilen tarla niteliğindeki taşınmazın, 1987 yılında Orman Kadastro Komisyonunca 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarıldığı ve daha sonra 3402 sayılı Kanun'a 5831 sayılı Kanun ile eklenen Ek-4 maddesi gereğince yapılan aplikasyon ve düzeltme işlemi ile 2/B parselinin iptal edildiği anlaşılmış olup, aplikasyon ve düzeltme işlemi ile kesinleşmiş orman ve 2/B alanlarının sınırlarının değiştirilemeyeceği ve dava konusu kısmın tekrar orman sınırları içine alınamayacağı dikkate alındığında, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde ve davacıların talebinin adlarına kayıtlı taşınmazın beyanlar hanesine yönelik şerhin iptaline ilişkin olduğu, mülkiyet uyuşmazlığına ilişkin olmadığı gözetildiğinde maktu vekalet ücreti tayin ve takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı ..." gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, kesinleşmiş orman sınırları değiştirilerek yapılan aplikasyon ve bu işlem sonucunda düzenlenen tahdit haritasının hukuken geçerli olmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Şöyle ki; yörede 3116 sayılı Orman Kanunu'na göre yapılıp 1947 yılında kesinleşen orman kadastrosu, 1977 yılında yapılan 6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı Kanun'la Değişik 2. madde uygulaması ve aplikasyon çalışması, 1982 yılında yapılan 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanun'la Değişik 2/B maddesi uygulaması, 1987 yılında yapılan 6831 sayılı Kanun'un 3302 Kanun'la Değişik 2/B madde uygulama çalışması, 2010 yılında yapılan 3402 sayılı Kanun'a eklenen Ek-4. maddenin dördüncü fıkrası uyarınca 2/B parsellerinde düzeltme ile tahdit ve tespit çalışması mevcut olup, çekişmeli taşınmazın bu çalışmalardaki durumu dosyada mevcut bilirkişi raporlarında açıklanmış ise de, söz konusu bilirkişi raporlarında aplikasyon haritası ile ilk tahdit haritası çakıştırılmadığından anılan raporların denetlemeye elverişli olmadığı ve aplikasyon çalışmalarına ilişkin evraklar dosya içine alınmadığından çalışmaların kapsamının tespit edilemediği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3116 sayılı Kanun'a göre yapıldığı anlaşılan ilk orman tahdidi ile 1744, 2896, 3302 ve 3373 sayılı Kanun'lara göre yapılan aplikasyon, orman kadastrosu ve 6831 sayılı Kanun'un 2/B madde uygulamalarına ilişkin taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösteren ilk orman tahdit harita örneğinin ve aplikasyon ve 6831 sayılı Kanun'un 2/B madde uygulama harita örneklerinin orijinallerinden çekilmiş onaylı ve renkli fotokopi örnekleri ilgili yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi ve bir fen elemanının katılımıyla yapılacak inceleme ve keşifte, tüm orman kadastro, aplikasyon ve 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uygulama haritalarının ölçekleri, kadastro paftası ölçeğine bilgisayar ortamında (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra, komşu ve yakın komşu parseller ve değişik açı ve uzaklıkta en az 10-15 OS noktası görülecek şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu, aplikasyon ve 6831 sayılı Kanun'un 2/B madde uygulamasına ilişkin haritalara göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle çizilip gösterilecek şekilde bilirkişilere müşterek kroki düzenlettirilmeli, tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli, tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunması halinde çekişmeli taşınmaz yönünden, tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak ve yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan, bilimsel verilere dayanan, denetime elverişli krokili rapor alınmalı ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayanılarak yazılı biçimde karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 17.01.2024 tarihli ve 2022/1541 Esas, 2024/74 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.