Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/4148 K.2025/4327

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/4148 📋 K. 2025/4327 📅 29.05.2025

8. Hukuk Dairesi         2023/4148 E.  ,  2025/4327 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/532 E., 2023/685 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Alanya Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/83 E., 2023/4 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davalı Hazine vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince,istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ...Mahallesi .............mevkinde kain dava dilekçesinde sınırları belirtilen yaklaşık 842 m²'lik taşınmazın davacı tarafından 15.12.1997 tarihinden bu yana malik sıfatıyla ekilip biçildiğini, taşınmazı davacının 15.12.1997 yılında satış senediyle ...'dan satın aldığını, taşınmazın ...'ya atalarından kaldığını, yıllardır zilyetlik sıfatıyla ...'nın davacıya satıncaya kadar kullandığını, dava konusu taşınmaz üzerinde herhangi bir dava ve çekişme bulunmaksızın zilyetlik sıfatının devam ettiğini ileri sürerek, taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili cevabında; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, bu tür taşınmazların zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, taşınmazın değerinin az gösterildiğini, eksik harcın tamamlattırılması gerektiğini, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunun tespiti halinde Türk Medeni Kanunu'nun madde 713/6 ncı uyarınca Hazine adına tescil kararı verilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddi ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili cevabında; Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin ilgili kamu tüzel kişiliklerinden olmadığını, 6360 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi uyarınca Antalya ilinin mülki sınırları Büyükşehir Belediye sınırları olarak belirlenmiş ise de ilçe belediyelerinin ortadan kalkmadığını, bu nedenle davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, davanın süresinde açılmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... 18.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda taşınmazın evveliyatında maki çalılık bitki örtüsüne sahip olduğu, 1977 ve 1986 tarihli hava fotoğraflarından anlaşıldığı üzere önceki yıllarda üzerinde mevcut olan maki çalılık bitki örtülerinin kısmen temizlendiği, imar-ihya çalışmalarına başlandığı, 1988 yılı hava fotoğrafında ise taşınmazın tamamen temizlendiği, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü ve 17 nci maddelerinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile taşınmaz edinme koşullarının davacı tarafından yerine getirildiği ..." gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu .................Mahallesi 990 ada 73 parsel sayılı taşınmazın tarla vasfıyla 842,42 m² yüzölçümüyle davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükme karşı, davalı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince; "... dava konusu taşınmaz hakkında yargılama sırasında yapılan kadastro tespiti sırasında 22.02.2021 tarihinde 990 ada 73 parsel sayısıyla tarla niteliğiyle ve kadastro tutanağının edinme sebebi bölümünde davacı ...'nün kullanımında olduğu belirtilerek davalı olarak tespit edildiği, davacı tarafça taşınmazın 1997 yılına kadar önceki zilyet ... tarafından ve sonrasında davacı tarafından 15.12.1997 tarihinde satış senediyle önceki zilyetinden satın alındığından bu yana malik sıfatıyla ekilip biçilerek zilyetliğinde olduğu iddiasıyla adına tescili istemiyle eldeki dava açılmış olup, taşınmazın ilk tescil paftasında tapulama harici olarak tescil harici tutulduğu, dava konusu yerde orman sınırlandırma çalışmalarının 1984 yılında, 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi çalışmalarının ise 1987 yılında tamamlandığı ve bu çalışmalarda orman sınırları dışında tarım alanında kaldığı, doğal yamaç eğimi % 7 olup kaldırma kararı öncesinde sunulan 09.03.2017 tarihli ziraat mühendisi bilirkişi raporunda, taşınmazın 7-8 yıl önce bahçe haline getirildiği, 2009, 2011, 2012 ve 2016 tarihli uydu fotoğraflarına göre 2009 yılında etrafının çalılık olduğu ve ortasındaki çalılıkların temizlenmiş olduğu, imar-ihya çalışmalarının tamamlandığı, 2011 yılında tarla tarımı yapıldığı, üzerindeki çalılık ve taşlıkların tamamen temizlendiği ve imar ihya çalışmalarının tamamlanmış olduğu, 2012 yılından sonra da meyve fidanı dikilerek bahçe haline getirildiği, imar-ihyası 2010-2011 yıllarında tamamlandığı ve günümüze kadar fasılasız olarak tarımsal amaçlı kullanıldığı, 20 yıllık zilyetlik süresini doldurmadığı şeklinde görüş bildirilmesi üzerine İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş ise de, bu aşamada Mahkemece eski tarihli hava fotoğraflarının Mahkemece dosyaya getirtilmemesi nedeniyle raporda sözü edilen hava fotoğraflarının dava konusu yere ait olup olmadığı denetlenemediğinden raporun hükme esas alınmaya elverişli olmadığı, kaldırma kararından sonra dosyanın aktarıldığı Kadastro Mahkemesince devam edilen yargılama sırasında Harita Genel Müdürlüğünden eski tarihli hava fotoğraflarının getirtilmesinden sonra yeniden yapılan keşif sonrasında jeodezi ve harita mühendisi, orman mühendisi ve ziraat mühendisi bilirkişi kurulu tarafından sunulan 18.04.2022 tarihli raporda, öncesi makilik ve çalılık iken 1977 ve 1986 tarihli hava fotoğraflarında önceki yıllarda mevcut olan maki ve çalılıkların kısmen temizlendiği, imar-ihya çalışmalarına başlandığı, 1988 tarihli olanda ise tamamen temizlenmiş olduğu, imar - ihyasının kadastro çalışma tarihine göre en az 30 yıl önce tamamlandığı, tespit tarihi olan 2021 yılına kadar imar-ihyasının en az 30 yıl önce tamamlandığı ve aralıksız olarak açık tarım alanı ve dikili tarım (zeytin) alanı olarak kullanımda olduğu, üzerinde 2012 yılında dikilen zeytin ağaçları da bulunduğuna göre taşınmazın zilyetliğinin terk edilmesi durumunun da bulunmadığı belirlendiğinden ve İlk Derece Mahkemesince Harita Genel Müdürlüğünden getirtilen eski tarihli hava fotoğrafları uygulaması ve değerlendirmesi içermesi nedeniyle hükme esas almaya elverişli olduğu sonucuna varan bu rapora göre, davanın açıldığı 2016 yılına kadar davacı yararına 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü ve 17 nci maddelerinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlendiğinden, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığının anlaşıldığı ..." gerekçesiyle, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.