Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/2023 K.2025/4328
8. Hukuk Dairesi 2023/2023 E. , 2025/4328 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/382 E., 2018/907 K.
KARAR : Asıl ve birleşen davanın kabulüne
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, ..................köyü çalışma alanında bulunan 750 parsel sayılı 1949,56 m² yüzölçümündeki taşınmaz, bahçe niteliğinde, beyanlar hanesine "Bu taşınmaz üzerindeki kiraz ağaçları ...oğlu ...'a aittir" şerhi düşülerek; 751 parsel sayılı 278,16 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise, bahçe niteliğine, beyanlar hanesine "Bu taşınmaz üzerindeki kiraz ağaçları İsmail kızı ...'a aittir" şerhi düşülerek Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
Asıl davada davacı ... vekili dava dilekçesinde; "... ........ ilçesi ............köyü ............ mevki 750 parsel no.lu taşınmazın evvelinden beri zirai arazi olarak kullanıldığını, taşınmazın davacının babasına ait olduğunu, babası tarafından kullanımda iken babasının vefatı üzerine davacının da mirasçı olduğu taksimatta dava konusu taşınmazın davacının annesine düştüğünü, davacının annesinin taşınmaz üzerinde nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla ziraat yaptığını, annesinin vefatı üzerine yine davacının da mirasçı olduğu taksimatta dava konusu taşınmazın davacı hissesine düştüğünü, davacı tarafça da annesinin vefatından sonra dava konusu taşınmaz üzerinde malik sıfatı ile nizasız ve fasılasız olarak ziraat yapmak için kullanmaya başladığını, taşınmazın 60 yılı aşkın süreden beri davacının murisleri tarafından zirai arazi olarak kullanıldığını, babasının kullanımında bağ olduğunu ve annesinin de bağ olarak kullanmaya devam ettiğini, davacıya intikal ettiğinde ise kiraz ağaçları diktiğini, Hazine'nin bu taşınmazla ilgisinin olmadığını, dikilen ağaçların da davacıya ait olduğunu belirterek; davalı Hazine adına kayıtlı görünen tapu kaydının iptali ile taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Birleşen davada davacı ... vekili dava dilekçesinde; ............. köyü 751 parsel sayılı taşınmazın davacının murisi .............'a ait olduğunu, murisin vefatından sonra mirasçılar arasında yapılan taksim neticesinde taşınmazın davacının annesi ...'a kaldığını, taşınmazın 60 yılı aşkın süre malik sıfatı ile nizasız ve fasılasız olarak kullanıldığını, üzerinde ziraat yapıldığını, davacı tarafından annesinin vefatından sonra taşınmaz üzerinde kiraz dikilip yetiştirildiğini, dava konusu taşınmazın ve üzerindeki kirazların davacıya ait olduğunu, taşınmazın orman arazisi olmadığını belirterek, taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili cevabında; dava konusu taşınmazın kadastro sonucu Hazine adına tescil edildiğini, davacının zilyetliğinin mevcut olmadığını, kanun gereği kesinleşme tarihinden itibaren 10 yıl geçtikten sonra dava açılamayacağını, taşınmazın tarıma elverişli olmadığını, sadece ağaç dikili olmasının yeterli olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, 03.04.2013 tarihli ve 2011/240 Esas, 2013/92 Karar sayılı kararla verilen, davanın ve birleşen davanın kabulü ile .................ilçesi..............mevki 750 ve 751 parsel sayılı taşınmazların davalı Hazine adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya tescillerine dair önceki hükmün, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 04.03.2015 tarihli ve 2014/10696 Esas, 2015/1190 Karar sayılı ilamıyla; ".... öncelikle mahkemece, 751 sayılı parsel yönünden ...'ın davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması, ondan sonra işin esasına girilerek, çekişmeli taşınmazların yer aldığı orijinal arazi kadastro paftası, 1953 yılında ve 1998 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro işlemlerine ilişkin tüm tutanaklar ve haritalar getirtilip önceki bilirkişiler dışında, bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıklarda olan en az 15-20 adet orman tahdit sınır (OTS) noktasın gösterecek biçimde çekişmeli taşınmazların ayrı ayrı tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması, aplikasyon veya yeni bir orman sınırlamasıyla önceki orman sınırlarının daraltılamayacağının gözönünde bulundurulması, ilk orman kadastrosundaki ölçü teknikleri ile ve eski tarihli memleket haritasında bulunan sabit noktaların bulundukları yerler zeminde tespit edilip, orman sınır noktaları birer birer arazide bulunarak orman sınır noktalarının izledikleri tahdit hattının belirlenmesi, orman sınır noktalarının bazılarının zeminde bulunmaması halinde ise, nedeni üzerinde durularak yerlerinden sökülerek yok edilip edilmediklerinin saptanması, zeminde bulunamayan noktaların yerleri, zeminde halen var olan ve en yakın sabit orman sınır noktaları esas alınarak ve bu noktalardan hareketle yine orman kadastro tutanaklarındaki açı ve mesafeler okunup ölçülerek birer birer arazide bulunup röperlenmesi, memleket haritası örneği üzerinde gösterilmelidir. 1953 yılı orman kadastro tutanak ve haritası zemine uygulandıktan sonra aynı yöntemle 1744 sayılı Kanuna göre yapılan aplikasyon ve 2. madde uygulamasına ilişkin çalışma tutanak ve haritasının uygulanması ve memleket haritası üzerinde gösterilmesi, çelişki varsa nedenlerinin açıklattırılması, yerel bilirkişi beyanlarına başvurularak yerinde bulunmayan orman sınır noktaları, bulunanlardan hareketle tutanak ve haritalarda yazılı mevkii, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, anlatılan yöntemle gösterilip keşfi izlemeye olanak sağlanması, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi uygulaması haritası ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde, yukarıda yazılı Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde yazılı tutanakların düzenlenmesine esas alınan hava fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceğinin düşünülmesi, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi, " gereğine değinilerek bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "... dava konusu taşınmazların ..............köyü ........... mevki 750 ve 751 parsel no.lu taşınmazlar olarak Hazine adına bahçe vasfı ile tespiti yapılan taşınmazlar olduğu, kadastro tespit tutanaklarının 16.08.2001 tarihinde kesinleştiği, dava tarihlerinin ise 08.08.2011 olduğu, 10 yıllık süre içerisinde davanın açıldığı, kadastro tespiti sırasında dava konusu taşınmazların 1996 yılından itibaren davacının aralıksız ve çekişmesiz kullanımında olduğunun belirtildiği ancak 20 yıllık süre dolmadığından bahisle Hazine adına tespit gördüğü, taşınmazın tarım arazisi vasfında olduğu, eskiden beri de tarım arazisi olarak kullanıldığı, orman ve mera ile ilgisi olmadığı, davacının taşınmazı kadastro tarihinde 20 yıldan az süredir ekip biçerek malik sıfatı ile zilyetliğinde bulundurduğu belirtilmiş ise de dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre davacının zilyetliğinde eklemeli zilyetliğin de sözkonusu olduğu, buna karşılık kadastro tespiti sırasında bu hususun gözönüne alınmadığı, dava konusu taşınmazların davacının murisleri olan babası ve onun ölümünden sonra annesi tarafından kullanıldığı, onların ölümünden sonra mirasçılar arası fiili taksim sonucu davacı tarafından kullanılmaya devam olunduğu, davacının kullanımının kadastro tespit tutanağına göre 1996 yılından beri devam ettiği belirtilmiş ise de mahalli bilirkişi ve tanık anlatımlarına göre halen davacının oturduğu köy evinin yapım tarihinin dahi 1993 olduğu, davacı tarafından yapıldığı, onun öncesinde murisleri tarafından kulanımın çok eski yıllara dayandığının belirtildiği, nitekim dava konusu yerleri ilk kullanmaya başlayan babasının vefat tarihinin celbedilen kayıtlara göre 1949 yılı olduğu anlaşılmış olmakla kadastro tespit tutanağında eklemeli zilyetliğin dikkate alınmamasının hali hazır tespiti oluşturduğu, oysa somut olayda eklemeli zilyetliğin de varlığı karşısında kadastro tespit tarihinde davacı bakımından zilyetlikle kazanım koşullarının gerek süre gerekse de zilyetlik ve taşınmaza ilişkin şartlar bakımından oluştuğu ..." gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kabulüne,..................köyü ............mevki 750 ve 751 parsel sayılı taşınmazların davalı Hazine adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuda kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 29.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.