Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2022/4837 K.2025/4294

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2022/4837 📋 K. 2025/4294 📅 28.05.2025

8. Hukuk Dairesi         2022/4837 E.  ,  2025/4294 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/2711 E., 2021/1849 K
İLK DERECE MAHKEMESİ : Pazarcık Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 1988/769 E., 2018/27 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz (genel mahkemeden aktarılan) davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı ... ve arkadaşları vekili, davacı ... ve arkadaşları vekili, davacı ... ve arkadaşları, davacı ..., davacı ..., davacı ..., davalı ... vekili, davacı ..., davacı ..., müdahil ... vekili ile dahili davalı ... ........... ve arkadaşları vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı ... ve arkadaşları vekili ile davalı ... ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ..., ..., ..., ..., ........., ..., ..., ................, 17.05.1983 tarihinde Pazarcık Asliye Hukuk Mahkemesinde ..., ..., ... ve ... aleyhine açtıkları dava ile; kendilerinin ........ Mahallesinden kök muris ..........'in mirasçıları olduklarını, dosyaya ekli 23.06.1943 tarihli ve 1943/181 Esas, 1943/62 Karar sayılı kararında görüldüğü üzere 60 sene evvel ölen ...'in mirasçılarının .............. isimli kişiler olduğunu; bu kişilerden ...ın evvelde ölümü ile geriye... isimli mirasçısını bıraktığını ve ........'nun 1936 yılında ölümüyle geriye oğlu ........'yi bıraktığını, ...........nin de mirasçısız ölümü ile mirasının .......... ve ..........mirasçılarına kaldığını;.......in 1320 yılında ölümü ile ....... isimli tek mirasçı geriye bıraktığını, ...ın da ölümüyle geriye........., ..., ..., ... ve ...'yu bıraktığı, .........'in ise 1325 yılında vefatı ile ......, ......, ................ isimli çocuklarının mirasçı olarak kaldığını, davacılar olarak kendilerinin ise, ........., ...... ile ...... olarak ........ oğlu ..........in kızı olan......... mirasçıları olduklarını, ...ile ..........'in ........ kızı ........nin ......... isimli oğlunun çocukları olduğunu,.......nin ise ......... oğlu .......nın oğlu olan ...........'nun mirasçısı olduğunu, ...'nun ...... oğlu .........nin oğlu olan ...'in mirasçısı olduğunu, ....... ile ..........un ise .........oğlu ........'nin ...... isimli kızının mirasçısı olduklarını; davalıların ise ..........'in tek oğlu olan .............'ın çocukları olduğunu, ...'nun ise .....'ın ........... isimli kızının eşi ve mirasçısı olduğunu belirterek; kök muris ...'in birçok gayrimenkulunun bulunduğunu, davaya konu Nisan 1288 tarihli ve 27, 28 ve 30 no.lu tapular ile Eylül 1322 tarihli ve 9 sıra no.lu tapulu taşınmazların davalıların ellerinde olduğunu, bu sebeple men-i müdahale davası açtıklarını, dava konusu ettikleri taşınmazları ise dava dilekçesinde belirttiklerini söyleyerek, bu taşınmazların rizai veya resmi olarak taksime tabi tutulmadıklarını, böylece taşınmazlardaki kendilerine ait hisselere davalıların elatmasının önlenmesine karar verilmesini talep etmişler, yargılama esnasında ............ oğlu ............ mirasçıları ile ........... kızı .......'in mirasçıları da davaya müdahil olarak kendi hisselerine de davalılar tarafından yapılan elatmanın önlenmesine kararı verilmesini talep etmişlerdir.
Davalılardan ... mirasçıları dosyaya sundukları cevap dilekçeleri ile, davacılar tarafından Nisan 1288 tarihli ve 27 no.lu tapu kaydının kapsamında kaldığı gerekçesiyle dava konusu edilen bölümün kadastro çalışmaları esnasında 341 ada 20 parsel olarak, Nisan 1288 tarihli ve 28 no.lu tapu kaydının kapsamında kaldığı gerekçesiyle dava konusu edilen bölümün kadastro çalışmaları esnasında 339 ada 22 parsel olarak, Eylül 1322 tarihli ve 9 no.lu tapu kaydının kapsamında kaldığı gerekçesiyle dava konusu edilen bölümün ise kadastro çalışmaları esnasında 354 ada 1 parsel olarak adlarına tespitinin yapıldığı savunmasıyla davanın reddini talep etmişlerdir.
Yargılama esnasında, ....................... köyünde yapılan arazi kadastrosu sırasında, çekişmeli 341 ada 16, 17, 18, 19, 20 parseller ile 338 ada 2, 339 ada 22 ve 354 ada 1 parsel sayılı taşınmazlardan; 341 ada 16 parsel sayılı taşınmaz 36.370,00 metrekare yüzölçümü ile 1937 tarihli ve 16 tahrir no.lu vergi kaydına istinaden, 341 ada 17 parsel sayılı taşınmaz 10.462,00 metrekare yüzölçümü ile 1937 tarihli ve 25 tahrir no.lu vergi kaydına istinaden, 341 ada 18 parsel sayılı taşınmaz 7.473,00 metrekare yüzölçümü ile 1937 tarihli ve 18 tahrir no.lu vergi kaydına istinaden, 341 ada 20 parsel sayılı taşınmaz ise 10.128,00 metrekare yüzölçümü ile 1937 tarihli ve 20 tahrir no.lu vergi kaydına istinaden ve itirazlı olduklarından bahisle komisyonca ek karar verilmek üzere ...oğlu ... adına; 341 ada 19 parsel sayılı taşınmaz 8.967,00 metrekare yüzölçümü ile 1937 tarihli ve 21 tahrir no.lu vergi kaydına istinaden itirazlı olduğundan bahisle komisyonca ek karar verilmek üzere ........ oğlu ...ile ... oğlu............ adına eşit şekilde; 338 ada 2 parsel sayılı taşınmaz 48.398,00 metrekare yüzölçümü ile ve 339 ada 22 parsel sayılı taşınmaz 23.000,00 metrekare yüzölçümü ile 08.03.1956 tarihli ve 10 sıra no.lu tapu kaydı ile, Nisan 1977 tarihli ve 15 sıra no.lu tapu kaydına istinaden ... çocukları ..., ..., ... ..., ..., ... ve ... adına 1/7 paylarla ve itirazlı olduklarından bahisle komisyonca ek karar verilmek üzere tespit edilmiş; 354 ada 1 parsel sayılı taşınmaz ise 28.789,00 metrekare yüzölçümü ile, 1937 tarihli ve 64 tahrir no.lu vergi kaydına istianden ...oğlu .......... (1/3), ... oğlu ... (1/3) ve ........kızı ... (1/3) adına itirazsız şekilde tespit edilmiştir.
Pazarcık Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.12.1984 tarihli ve 1983/322 Esas, 1987/616 Karar sayılı kararıyla, yöreden 1985 yılında arazi kadastrosu geçtiği ve dava konusu taşınmazların 341 ada 16, 17, 18, 19, 20 ile 338 ada 2, 339 ada 22 ile 354 ada 1 parsel altında sınırlandırıldığını, böylece davanın Kadastro Mahkemesinin görevinde olduğu gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş, görevsizlik ile aktarma sonucu dosya kendisine gelen Pazarcık Kadastro Mahkemesinin 29.03.2018 tarihli ve 1988/769 Esas, 2018/27 Karar sayılı kararıyla, çekişmeli 341 ada 16, 17, 18, 19, 20 parseller bakımından davacı ve müdahil davacıların davasının reddine, bu parsellerin ...oğlu ...'nun kullanımında olduğu, tapu ve vergi kaydının taşınmazları kapsadığı belirtilerek taşınmazların ... adına tapuya kayıt ve tesciline, çekişmeli 338 ada 2 parsel ile 339 ada 22 parsel sayılı taşınmazlar bakımından davacı ve müdahil davacıların davasının reddine, taşınmazlara uygulanan tapu kaydı malikleri adlarına tapuya tesciline, çekişmeli 354 ada 1 parsel bakımından davacıların ve müdahil davacıların davasının kısmen kabulüne, davacı ...'ın 341 ada 17 parsele yönelik davasından feragat ettiğinden davasının feragat nedeni ile reddine, bir kısım müdahillerin dava konusu bir kısım taşınmazları tespit tarihinden sonra satın aldıklarını beyan etmeleri karşısında bu talepler bakımından Mahkemenin görevsizliğine şeklinde hüküm kurulmuş, hükmün davacı ... ve arkadaşları vekili, davacı ... ve arkadaşları vekili, davacı ... ve arkadaşları, davacı ..., davacı ..., davacı ..., davalı ... vekili, davacı ..., davacı ..., müdahil ... vekili, dahili davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu taşınmazların revizyon tapu kayıtları kapsamında kaldığı, taksim ve intikaller ile kabul kararı verilen kişiler adlarına intikal ettiği, bu husus dikkate alındığında tapu kaydı kapsamında olmayan taşınmazlar bakımından zilyetlikle kazanım koşullarının davalılar bakımından gerçekleştiği gerekçesiyle istinaf başvurusu esastan reddedilmiş olup; davacı ... ve arkadaşları vekili ile davalı ... ... ve arkadaşları tarafından bu kez temyiz yoluna başvurulmuştur.
Dava, kadastro tespitine itiraz (genel mahkemeden aktarılan) istemine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun)
369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... ve arkadaşları vekili ile davalı ... ... ve arkadaşlarının temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç : Açıklanan nedenlerle;
Temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davacı ve davalılardan ayrı ayrı alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.