Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/3597 K.2025/4257
8. Hukuk Dairesi 2024/3597 E. , 2025/4257 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/27 E., 2024/25 K.
Yargıtay bozma ilamı sonrası yapılan yargılama sonrası İlk Derece Mahkemesince verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle; ......................... Mahallesi ...mevki 413 ada 3 parsel sayılı taşınmazın adına kayıtlı olduğunu, 2006 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında taşınmazının güney tarafının bir kısmının yol olarak tespit gördüğünü, yol olarak ayrılan kısmın kuzey tarafında ............'in taşınmazının olduğunu, yol olarak ayrılan kısmın başında taş duvar örülü olduğunu, sonunda da ilk olarak kardeşi............, sonrasında da .............'in taşınmazlarının olduğunu, yolun kullanılmamakta olduğunu, taşınmazın güney tarafından geçen eskiden beri kullanılan bir yol olduğunu, söz konusu taşınmazı yol olarak ayrılan kısmıyla beraber her yıl ekip diktiğini, bu nedenlerle, kadastro çalışmaları sırasında yanlışlıkla taşınmazın içerisinden ayrılmış olan yolun tapu kaydının iptali ile 413 ada 3 parsel sayılı taşınmazına eklenmesine ve tapuya kaydedilerek tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, dava konusu edilen (A) harfi ile gösterilen "147,90 m² alanlı yolun iptali ile 413 ada 3 parsel sayılı taşınmaz ile 2.367,11 m² yüzölçümlü olarak tapuya kayıt ve tesciline" karar verilmiş; hükmün, davalı Hazine vekilince temyizi üzerine; Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 21.09.2020 tarihli ve 2017/1058 Esas, 2020/3195 Karar sayılı ilamı ile davanın Denizli Büyükşehir Belediye Başkanlığına da yöneltmesi için süre ve imkan tanınmalı, taraf teşkilinin sağlanması ile (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün yol olup olmadığı hususunda yapılan araştırmanın yetersiz olduğu, mahallinde yeniden keşif yapılması, nizalı taşınmaz bölümünün öncesinin ne olduğu, taşınmazın ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, öncesinin yol olup olmadığı, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla, kim tarafından ve ne şekilde sürdürüldüğü hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılarak, bilirkişi ve tanık beyanları alınarak karar verilmesi hususlarında karar bozulmuştur.
Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonunda yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararı ile Mahallinde 21.10.2015 ve 08.09.2022 tarihlerinde yapılan keşiflerde dinlenen mahalli bilirkişilerin beyanlarında taşınmazın kuzeyinde dava konusu olan ve kadastro tutanaklarında yol olarak gösterilen yerde fiiliyatta bir yol bulunmadığı, dava konusu yerin ilk olarak davacının dedesi olan ... tarafından tarla olarak kullanıldığını sonrasında ... vefat edince oğlu ... tarafından tarla olarak kullanılmaya devam edildiğini ...de vefat edince çocukları tarafından yapılan paylaşım sonucunda dava konusu yerin ...'ya verildiğinin, dava konusu yerin geçmişten beri hep tarla olarak kullanıldığı, yol diye bir şey görmedikleri, tutanak tanıklarının taşınmazın kuzeyinde dava konusu olan yerde yol ölçümü yapmadıklarını, kadastroya nasıl o şekilde geçildiğini bilmediklerini, yol olarak bırakılan yerde eskiden beri yol bulunmadığını, dava konusu yerin yaklaşık 50 yıldır tarım arazisi olarak kullanıldığını beyan ettikleri, fen bilirkişilerinin raporlarında (A) harfi ile gösterilen 147,90 m²lik kısmın zeminde mevcut olmadığı, ana yol ile arasında duvar örülü olduğu ve 1 ila 1,5 metrelik kot farkının zeminde olduğunun anlaşıldığı, dava tarihi olan 2015 yılı itibarı ile de imar ihyanın taşınmazın yüzölçümünün küçüklüğü nedeni ile de hava fotoğraflarından incelenmesi mümkün olmadığı, ziraatçı bilirkişilerin raporlarında dava konusu olan davacıya ait taşınmazın kuzey kısmında 401 ada 9 ve 12 parsel nolu taşınmazlar sınırında bulunan kısmın hali hazır durumu ile arazi yolu niteliğinde olmadığı tarım arazisi olarak kullanıldığı, taşınmaz üzerinde mısır ekili olduğu tarım arazisi olarak kullanıldığı, zeminde mevcut bir yolun olmadığı ve dava konusu olan davacıya ait taşınmazın güney istikametinde orman arazisi ile sınır olan kısmın ise traktör geçebilecek durumda arazi yolu niteliğinde olduğunun anlaşıldığını belirtmiştir.
Tüm dosya kapsamı, mahalli bilirkişi, tutanak tanıkları, davacı ve davalı tanık beyanları, fen bilirkişi, ziraat bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu olan ve yol olarak tescil harici bırakılan kısmın kadimden beri yol olarak kullanılan yerlerden olmadığı, zeminde yol olarak kullanılmadığı, uzun süreden beri davacı ve ataları tarafından davacıya ait olan 413 ada 3 parsel sayılı taşınmazla bir bütün olarak tarım arazisi olarak kullanıldığı ve zeminde hiçbir zaman yol bulunmadığı anlaşıldığından, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14. ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesindeki tapusuz taşınmazların olağanüstü zamanaşımı ile kazanılması şartlarının gerçekleştiği sonuç ve kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından; usul ve yasaya aykırı verilen kararın bozulması talebiyle temyiz edilmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava; 3402 sayılı Kanun'un 14. ve 17. maddeleri gereğince açılan tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan davalı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
28.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.