Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2025/2180 K.2025/4080
8. Hukuk Dairesi 2025/2180 E. , 2025/4080 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2470 E., 2024/2529 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14.Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/125 Esas, 2023/360 Karar
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine ilişkin kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davacılar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, .................... Mahallesi 647 parsel sayılı 7540 metrekare yüz ölçümünde tarla vasfındaki taşınmazın Hazine adına tespit edildiği, kadastro tespitinin 04.02.1967 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu .............köyü 647 parselde kayıtlı taşınmazın haksız ve hukuka aykırı bir şekilde Hazine adına geçtiğini, taşınmazın 1924-1929 tarih, cilt no:8, sayfa no:45-46, sıra no:138 ve sıra no:141 kayıtlı bulunan iskan kayıtlarına göre, ....................., zevcesi ................., zevcesi ................, Zevcesi .................. adlarına iskanen verilmiş olan bir taşınmaz olduğunu, bu taşınmazın mübadele ile gelen müvekkilinin kök murisi gibi muhacirlere, terk ettikleri taşınmazlarına karşılık olarak mülkiyet haklarının korunmasına istinaden verildiğini, sözkonusu taşınmazın müvekkillerine intikal etmesi gerekirken haksız ve hukuka aykırı olarak Hazine adına tescil olmasının hiçbir izahı bulunmadığından taşınmazın müvekkilleri adına tesciline, birleşen dosyada, tescil taleplerinin kabulünün mümkün olmaması halinde taşınmazın gerçek değerinin tespit edilerek tazminata hükmedilmesini istemiş, davalı asıl ve birleşen davanın reddini savunmuştur.
Dava, kadastrodan önceki nedene dayalı tapu iptali ve tescil veya tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;.................... köyü 647 parselde kayıtlı taşınmazın kesinleşen kadastro tutanağından önceki sebeplere dayanarak tapu iptali ve tescil talebinde bulunulduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanununun (3402 sayılı Kanun) 12/3 üncü ve geçici 4/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin dava tarihine göre çoktan geçtiği, yine, hak düşürücü süre yönünden reddini gerektirecek davalar nedeniyle açılan tazminat davalarının zamanaşımı nedeniyle de dinlenilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş, kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, dava, hak düşürücü sürenin kaçırılmasından sonra açıldığına göre, hak düşürücü sürenin kaçırılması nedeniyle davacının ayın isteme hakkının bulunmadığı bir yerde, bedelini talep etmesine de olanak bulunmadığı, bu itibarla; dava dilekçesinde tapu iptali ve tescil aksi halde taşınmazın bedeli talep edilmekle, davacının tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde alacak davasının, hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesinde usul ve kanuna aykırı bir yön görülmediği gerekçesiyle istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
615,40 TL davacı tarafından yatırılan peşin harcın onama harcına mahsubuna,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.