Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2022/7831 K.2025/4073

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2022/7831 📋 K. 2025/4073 📅 26.05.2025

8. Hukuk Dairesi         2022/7831 E.  ,  2025/4073 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2013/16 E., 2022/3 K.
KARAR : Davaların kısmen kabul ve kısmen reddi
Taraflar arasındaki genel mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacılar ... ve ...'ın davasının kabulüne, davacılar ..., ..., ...'ın davalarının kısmen kabulüne, müdahil - davacı ...'ın davasının reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı müdahil - davacı ... ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, ......................... köyü çalışma alanında bulunan 617, 720, 919, 1075, 1112, 1343, 1415, 1481, 1493, 1726, 1727, 2041 ve 2056 parsel sayılı sırasıyla 24.200, 36.950, 33.800, 23.900, 6.950, 61.000, 23.900, 54.450, 17.000, 19.300, 48.550, 16.100 ve 22.400 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemelerinde dava konusu olduklarından söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmişlerdir.
Davacı ... vekili Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, Hazine adına 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu (4753 sayılı Kanun) uyarınca oluşan tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı ... Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, Hazine adına 4753 sayılı Kanun uyarınca oluşan tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı ... Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, Hazine adına 4753 sayılı Kanun uyarınca oluşan tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında, davaya konu olan parseller hakkında kadastro tutanağı düzenlenmiş olması nedeniyle dava dosyaları Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
Kadastro Mahkemesi yapılan yargılama sırasında, müdahil ... ve ..., kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve kesin hükme dayalı olarak, .................. köyü çalışma alanında bulunan 919 parsel sayılı taşınmazın ... adına ve 1726 parsel sayılı taşınmazın eşit hisselerle ... ve ... adına tescili; müdahil ..., irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, ...köyü çalışma alanında bulunan 1727 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün ... mirasçıları adına tescili istemiyle davaya katılmışlardır.
İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar, Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; "... çekişmeli parsellerin 4753 sayılı Kanun uyarınca 1962 yılında oluşturulan Hazineye ait tapu kayıtları kapsamında kaldığının tartışmasız olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın Hazine tapusunun oluşturulduğu tarihe kadar zilyetlikle mülk edinme şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkin olduğu, İlk Derece Mahkemesince dava konusu bir kısım parsellere ait belirtmelikler getirtildiği halde bazı parsellere ait belirtmeliklerin getirtilmediği, taşınmazların öncesinin ne olduğu ve zilyetlikle iktisaba elverişli olup olmadığının kesin olarak belirlenmediği, dava konusu tüm parselleri çevreleyen komşu parsellere ait tutanak suretleri ve dayanaklarının getirtilmediği, mahalline uygulanmak suretiyle bilirkişi ve tanık sözleri ile denetlenmediği, teknik bilirkişiye komşu parsellerin maliklerini, niteliklerini ve komşu parsel uygulamalarını gösterir, keşfi ve uygulamayı denetlemeye elverişli bir şekilde rapor ve kroki düzenlettirilmediği, belirtmelikleri düzenleyen muhtar ve bilirkişilerden hayatta bulunanların dinlenmediği, bilirkişi ve tanıklardan zilyetliğin başlangıç tarihi, sürdürülüş biçimi, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kime ait bulunduğu konusunda ayrıntılı ve gerekçeli bilgi alınmadığı, davaya konu olan her bir parselin durumu, özellikleri, nitelikleri ve toplanan delillerin kararda ayrı ayrı tartışılıp değerlendirilmediği, davacıların 919, 1726, 1727, 2041 sayılı parsellerde tapu kayıtlarına dayandıkları ve dayanılan tapuların tescil ilamı ile oluştuğu anlaşıldığı, halde tapu kayıtlarının tesis ve tedavülleri ile birlikte getirtilmediği, tapu kayıtlarının dayanaklarını oluşturan ilam ve krokilerin getirtilerek uygulanmadığı, kesin hükmün şartlarının oluşup oluşmadığının irdelenmediği, kayıtların kadastro sırasında başka parsellere revizyon görüp görmediklerinin sorulmadığı, revizyon görmüş iseler revizyon gördükleri parsellere ait tutanak suretlerinin getirtilerek incelenmediği, kayıtların ayrı ayrı uygulanmak suretiyle kapsamları belirlenmediği açıklanarak, belirtilen şekilde deliller toplandıktan sonra mahallinde, yerel bilirkişilerin katılımıyla keşif yapılması, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 46/1 ve 14. maddeleri uyarınca inceleme ve uygulama yapılarak ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi ..." gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... alınan beyan ve raporlardan, dava konusu 617, 919, 1075, 1112, 1343, 1415, 1481, 1493, 1726, 2041 ve 2056 parsel sayılı taşınmazlarda zilyetlikle kazanım koşulları oluştuğunun, 720 parsel yönünden de kazanım koşulları oluşmakla birlikte belgesizden kazanım koşullarının kısmen aşıldığının anlaşıldığı ..." gerekçesiyle, 617, 919, 1075, 1112, 1343, 1415, 1481, 1493, 1726, 2041 ve 2056 parsel sayılı taşınmazların davacılar adına tesciline, 720 parselin kısmen davacı ... mirasçıları adına tesciline, 1727 parselin ise kesin hüküm nedeniyle Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, müdahil - davacı ... ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen, dava konusu 617, 720, 919, 1075, 1112, 1343, 1415, 1481, 1493, 1726, 2041 ve 2056 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin karar usul ve kanuna uygun olup, davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Müdahil - davacı ...'ın, çekişmeli 1727 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, Ortaköy Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.01.1983 tarihli ve 1978/116 Esas, 1982/10 Karar sayılı ilamının, Hazine lehine kesin hüküm oluşturduğu gerekçesiyle, müdahil ...'ın davasının reddine karar verilmiş ise de, verilen bu karar dosya kapsamıyla uyuşmadığı gibi, usul ve kanuna da uygun düşmemektedir.
Şöyle ki; bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun kesin hüküm başlıklı 303. maddesi: "Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder. Kesin hüküm, tarafların küllî halefleri hakkında da geçerlidir." hükmünü içermektedir.
Buna göre; bir Mahkeme kararının, diğer bir davanın tarafları ve külli halefleri arasında kesin hüküm teşkil edebilmesi için anılan kanun maddesindeki şartların birlikte sağlanması gerekmekte olup, kesin hüküm teşkil etmeyen ilamlar ancak taraflar arasında güçlü delil mahiyetinde olabilir. Güçlü delilin aksinin, aynı mahiyette bilgi ve belge ile kanıtlanabilmesi hukuken mümkün bulunmaktadır.
İlk Derece Mahkemesinin kabulünde de olduğu üzere, söz konusu mahkeme kararının tüm araştırmalara rağmen temin edilemediği, sadece mahkeme ilamının sonucunda oluşan tapu kayıtlarının bulunduğu, bu kayıtlardan da dayanak ilamın taraflarının davacı ... ve ... ile Hazine olduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle; müdahil ... açısından kesin hüküm şartlarının gerçekleştiğini söyleyebilme imkanı bulunmamkadır.
Öte yandan; aşamalarda alınan beyanlardan, taşınmazın 14.100 metrekarelik kısmının eklemeli olarak müdahil ...'ın murisi ...'ın zilyetliğinde olduğu, nitekim 1953 yılına ait hava fotoğrafından da taşınmazın tarımsal faaliyete konu edildiği anlaşılmakta olup bu durum karşısında, müdahil - davacı ... lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 46/1 nci maddesindeki kazanım koşullarının oluştuğunun kabulü gerekmektedir.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, müdahil - davacı ... lehine, çekişmeli 1727 parsel sayılı taşınmazın 14.100 metrekarelik bölümü yönünden zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğunun dosya kapsamıyla sabit olduğu gözetilerek, müdahil - davacı ...'ın davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, delillerin hatalı değerlendirmesi neticesinde, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekili vekilinin, dava konusu 617, 720, 919, 1075, 1112, 1343, 1415, 1481, 1493, 1726, 2041 ve 2056 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik tüm temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının bu parseller yönünden ONANMASINA,
Müdahil - davacı ...'ın, çekişmeli 1727 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının, yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca bu parsel yönünden BOZULMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
İstek halinde peşin harcın temyiz eden müdahil - davacı ...'a iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
26.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.