Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2025/501 K.2025/3905

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/501 📋 K. 2025/3905 📅 21.05.2025

8. Hukuk Dairesi         2025/501 E.  ,  2025/3905 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2019/10 Esas 2020/4Karar
KARAR : Kısmen kabul - kısmen ret
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda verilen davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair karar, davacı - davalı Hazine temsilcisi ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, ...Mahallesi çalışma alanında bulunan 106 ada 9 parsel sayılı 9.750 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı nedeniyle ... adına; 106 ada 44 parsel sayılı 108,000 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ve 111 ada 8 parsel sayılı 50.250 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ham toprak vasfıyla Hazine adına; 111 ada 9 ve 10 parsel sayılı 20.000'er metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, tapu kaydı nedeniyle ... adına; 106 ada 10 parsel sayılı 58.500 metrekare ve 111 ada 11 parsel sayılı 19.400 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar ise Asliye Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmişlerdir.
2. Davacı Hazine dava dilekçesinde; ...Mahallesi 106 ada 9 parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına tespit edildiğini, taşınmazın 27.12.1967 tarihli ve 33 numara ile Hazine adına tapuya kayıtlı olduğunu ileri sürerek, davalı adına yapılan tespitin iptali ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
3. Birleşen 1996/134 Esas sayılı dava dosyasının davacısı ... vekili ise, Kangal Asliye Hukuk Mahkemesine vermiş olduğu 30.04.1979 tarihli dava dilekçesinde; ............. mevkinde bulunan, doğusu: pınar ve ............, batısı: tepe, kuzeyi: tepe ve güneyi: tepe ile çevrili taşınmazın 20 seneden fazla bir süreden beri vekil edeni olan davacının zilyet ve tasarrufu altında bulunduğunu, 71 numaralı Toprak Tevzii Komisyonu'nun davacının zilyetliğini dikkate almadan Hazine adına Mart 1972 tarihli 104, 105 ve 106 numaralı tapu kayıtlarını tesis ettiğini ileri sürerek, söz konusu tapu kayıtlarının iptali ile taşınmazın davacı adına tapuya tescilini istemiş ve yargılama sırasında, dava konusu yerde, kadastro çalışmaları yapılması nedeniyle görevsizlik kararı verilerek dava dosyası Kadastro Mahkemesine devredilerek 1996/134 Esas sırasına kaydedilmiş ve bilahare mahkemenin 1995/39 Esas sayılı dava dosyası ile aralarında bağlantı bulunduğu gerekçesiyle davaların birleştirilmesine, yargılamanın 1995/39 Esas sayılı dosya üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir.
II. CEVAP
Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 21.05.2015 tarihli ve 1995/39 Esas, 2015/25 Karar sayılı ilk kararı ile, davacı - davalı Hazinenin davasının reddine, davacı ... tarafından açılan davanın kısmen kabulüne ve 106 ada 9, 10 ve 44 sayılı parseller ile 111 ada 8 ve 11 parsel sayılı taşınmazların yargılama sırasında ölen davacı ... mirasçıları adlarına hüküm fıkrasında gösterilen miras payları oranında tesciline; 111 ada 9 ve 10 parsel sayılı taşınmazların ise ... adına tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 21.05.2015 tarihli ve 1995/39 Esas, 2015/25 Karar sayılı ilk kararı, davacı - davalı Hazine temsilcisi ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 29.11.2018 tarihli ve 2015/16701 Esas, 2018/7180 Karar sayılı ilamıyla; "... dava konusu 106 ada 9 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükmün onanmasına karar verildikten sonra, çekişmeli 106 ada 10 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazları yönünden, İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmazın 27.03.1967 tarihli ve 33 sıra numaralı Hazinenin tapu kaydı kapsamında kaldığı, ancak davacı ... yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 46/1. maddesi koşullarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı karar verilmiş ise de, varılan sonucun dosya kapsamına uygun bulunmadığı, çekişmeli 106 ada 10 parsel sayılı taşınmazın komşusu aynı ada 9 parsel sayılı taşınmazın 11.01.1962 tarihli ve 13 sıra numaralı davacı ... adına olan tapu kaydı kapsamında kaldığı, 11.01.1962 tarihli ve 13 sıra numaralı tapu kaydının ... tarafından açılan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1959/79 Esas, 1960/11 Karar sayılı tescil davacı sonucu oluştuğu, kadastro sırasında 106 ada 10 sayılı parsel olarak tespiti yapılan taşınmaz bölümünün bu tescil davasına konu olmadığı, başka bir anlatımla, davacı ...' in çekişmeli 106 ada 10 parsel sayılı taşınmaz üzerinde tescil dava tarihi olan 1959 tarihi ve öncesinde zilyetliğinin bulunmadığı, bu tarihten sonra zilyetliği başlamış olsa dahi Hazine adına 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu uyarınca 1967 tarihinde oluşan tapu kayıt tarihine kadar kazanmayı sağlayacak 20 yıllık sürenin dolmadığı anlaşılmakla, davacı ... yararına 3402 sayılı Kanun'un 46/1. maddesi koşulları oluşmadığından davasının reddine ve taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken aksi gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğu, dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle Kanunca uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve Ocak 1976 tarih ve 11 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı anlaşılmış olmasına göre, dava konusu 111 ada 11 parsel sayılı taşınmazın teknik bilirkişi...'in 20.04.2015 tarihli raporuna ekli krokide 67,985.00 metrekare yüzölçümünde (A) harfi ile gösterilen bölümü hakkındaki hükme ilişkin temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, çekişmeli 111 ada 11 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümü dışında kalan bölümlerine ve dava konusu 111 ada 8 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazları yönünden, İlk Derece Mahkemesince, 111 ada 11 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümü dışında kalan bölümlerinin 01.03.1972 tarihli ve 104 sıra numaralı, çekişmeli 111 ada 8 parsel sayılı taşınmazın ise 01.03.1972 tarihli ve 105 sıra numaralı Hazine adına olan tapu kayıtları kapsamında kaldığı, ancak davacı ... yararına 3402 sayılı Kanun'un 46/1. maddesi koşullarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonucun dosya kapsamına uygun bulunmadığı, davacı ...'in dayandığı Ocak 1976 tarihli ve 11 sıra numaralı tapu kaydı, Hazinenin taraf olduğu tescil ilamı sonucu oluşmakla Hazineyi bağlayıcı nitelikte ise de, söz konusu tapu kaydın 4753 sayılı Kanun uyarınca Hazine adına 01.03.1972 tarihinde oluşan ve taşınmazları kapsayan tapu kayıtlarından sonraki tarihte oluşmuş olup, kayıt miktar fazlası bölüm Hazinenin tapu kaydı kapsamında kaldığından zilyetlik yoluyla kazanılabilmesinin mümkün olmadığı, öte yandan, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince, 16.10.2014 tarihinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklarca, davacı ...' in Toprak Komisyonu çalışmalarından 20 yıl öncesinde de zilyetliğinin olduğu beyan edilmiş ise de, davacı ... tarafından, Asliye Hukuk Mahkemesinin 1973/963 Esas, 1975/638 Karar sayılı 13.10.1975 karar tarihli tescil davasına yalnızca 67.985 metrekare miktarındaki taşınmazın konu edildiği, 111 ada 11 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümü dışında kalan bölümleri ile 111 ada 8 parsel sayılı taşınmazın bahsi geçen tescil davasına konu olmadığı, başka bir anlatımla davacı ...'in 111 ada 8 ve 11 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümü dışında kalan taşınmaz üzerinde tescil dava tarihi olan 1973 tarihi ve öncesinde zilyetliğinin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı ... yararına 3402 sayılı Kanun'un 46/1. maddesi koşulları oluşmadığından davasının reddine ve taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken aksi gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğu, çekişmeli 111 ada 9 ve 10 parsel sayılı taşınmazlar yönünden, teknik bilirkişi...'in 20.04.2015 tarihli raporuna ekli krokide davalı ... adına olan 30.03.1990 tarihli tapu kayıtlarından 81 sıra numaralı tapu kaydının 106 ada 44 parsel sayılı taşınmaz içinde (B1) harfi ile gösterilen bölümü, 82 sıra numaralı tapu kaydının ise dava dışı 106 ada 43 parsel sayılı taşınmazı kapsadığı rapor edildiği halde İlk Derece Mahkemesince, davalı ... adına olan 82 ve 81 sıra numralı tapu kayıtlarının hudutları dikkate alındığında çekişmeli 111 ada 9 ve 10 parsel sayılı taşınmazları kapsadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilerek çelişki oluşturulduğu, davalı ... adına olan 30.03.1990 tarihli 81 ve 82 sıra numaralı tapu kayıtları, Hazine ve ilgili Belediyenin taraf olduğu tescil ilamı sonucunda oluşmuş olup dosyada tescil krokilerinin mevcut olduğu, çekişmeli 106 ada 44 parsel sayılı taşınmaz yönünden, İlk Derece Mahkemesince taşınmazın davacı ...'in, Ağustos 1957 tarihli ve 17 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı gerekçesiyle yazılı karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm vermek için yeterli olmadığı, davacı ...'in dayandığı tapu kaydı K.sani 1298 tarihli ve 796 sıra numaralı 2 dönüm miktarlı 'pınar ve kendi tarlası ve bayır' hudutlu sicilden gelmekte olup, davacı ... tarafından Sulh Hukuk Mahkemesinin 1957/48-153 Esas ve Karar sayılı dava dosyası ile kaydın miktarının artırılması istemiyle dava açıldığı ve yalnızca ilgili Belediye aleyhine devam eden yargılamada, keşif sonucu alınan bilirkişi raporuna göre taşınmazın yüzölçümünün 419.480 metrekare olarak belirlenmiş olduğu, davacı vekilinin celsede taleplerinin tapu kaydının miktarının 60 dönüme artırılması yönünde olduğu, fazlaya ilişkin taleplerinin olmadığını beyan etmesi üzerine, İlk Derece Mahkemesince bilirkişiye tekrar harita düzenlettirilmeden, tapu kaydının hudutları doğusu pınar, batısı tepe, kuzeyi tepe ve mağara, güneyi kırma olarak belirlenmek suretiyle miktarının 6 hektar olarak tezyidine karar verilmiş olduğu ve bu şekilde davacı ... adına Ağustos 1957 tarihli ve 17 sıra numaralı tapu kaydının oluştuğu, bahsi geçen miktar artırımı davasında Hazine taraf olmadığından taşınmazın miktarının Hazineyi bağlayıcılığının bulunmadığı, bu duruma göre Mahkemenin davacı ...'in dayandığı tapu kaydının çekişmeli 106 ada 44 parsel sayılı taşınmazı kapsadığına ilişkin kabulünde isabet bulunmadığı gibi, taşınmazın komşusu 46 parsel sayılı taşınmaz mera parseli olduğu halde usulünce mera araştırması yapılmadığı ve davacı adına belgesiz zilyetlikten kazanılan taşınmaz miktarının araştırılmamış olmasının da isabetsiz olduğu, eksik incelemeye dayalı olarak karar verilemeyeceği açıklanarak, doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, davacı ... adına belgesiz zilyetlik yoluyla kazanılan taşınmaz miktarı adliye yazı işleri müdürlüğü, kadastro ve tapu müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak belirlenmesi, bu şekilde tespit edilen taşınmazlar mevcut ise bu taşınmazların kadastro tespitlerinin kesinleşme durumlarını da gösterir biçimde tespit tutanaklarının onaylı örnekleri ve kesinleşmiş olanların kadastro sonucu oluşan tapu kayıtları getirtilerek dosya tamamlandıktan sonra, mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları ile 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulu ve fen bilirkişisi refakate alınarak yeniden keşif yapılması, keşifte, davacının dayandığı tapu kaydının gayri sabit hudutlu olup miktarının 2 dönüm olduğu dikkate alınarak sabit sayılabilecek sınırdan başlanmak suretiyle tapu kaydı miktarı kadar yere uygulanması, çekişmeli taşınmazın kalan bölümlerinin gerek 1967 yılında Toprak Tevzi Komisyon çalışmaları sırasında mera olarak sınırlandırıldıktan sonra 1972'de mera miktar fazlası olarak Hazine adına tapuya bağlandığı, gerekse çekişmeli taşınmaza komşu olan 46 parsel sayılı taşınmazın mera parseli olduğu göz önüne alınarak, dava konusu 106 ada 44 parsel sayılı taşınmazın öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığı, çekişmeli taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı, taşınmazın öncesinin mera, yaylak veya kışlak olup olmadığı, zaman içinde sınırlarında genişleme olup olmadığı hususunda, yerel bilirkişi ve tanıklardan maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin komşu parsel tutanakları ve dayanakları ile denetlenmesi, yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasındaki çelişkilerin gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmesi, tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişilerinin tanık sıfatıyla dinlenilmesi, taşınmazın durumu ve mera ile arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı hususlarında mahkeme hakiminin gözleminin keşif tutanağına aynen yansıtılması, 3 kişilik ziraat mühendisleri bilirkişi kurulundan, komşu parsellerle karşılaştırılmalı biçimde, çekişmeli taşınmazların toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden komşu mera parsellerinden nasıl ayrıldığını açıklayıp, tarımsal niteliklerini belirten, taşınmazın 1967 yılından öncesinde mera vasfı taşıyıp taşımadığını ve mera niteliği taşımıyorsa üzerinde ekonomik amaca uygun zilyetlik olup olmadığını, varsa ne zaman başladığını bildiren, taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı rapor alınması, haritaya dayalı olan kayıtların kapsamlarının haritalarına göre belirlenmesi gerektiği hususu dikkate alınarak, kadastro paftasının ölçeği ile tescil ilamının ölçekleri eşitlenmek suretiyle, haritanın ölçeksiz olması halinde ise, kenar uzunlukları esas alınmak suretiyle haritalar çakıştırılarak, kayıtların kapsamının haritasına göre belirlenmesi, fen bilirkişisine keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli, davacının dayandığı tapu kaydının kapsadığı alanı haritasında gösterir şekilde ayrıntılı rapor ve harita düzenlettirilmesi, tanık ve yerel bilirkişi ifadelerinin bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmesi, davalı ... adına olan 30.03.1990 tarihli 81 ve 82 sıra numaralı tapu kayıtlarının yukarıdaki açıklandığı üzere uygulaması yapılarak çekişmeli 106 ada 44 parsel sayılı taşınmaz içinde kapsadığı bölüm olup olmadığının tespit edilmesi, davacı ...'in dayandığı 2 dönüm miktarlı tapu kaydı kapsamı dışında yararına 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 46/1. maddesi koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi, bu belirleme yapılırken davacının belgesiz zilyetlik yoluyla kazandığı miktarın dikkate alınması ve bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi ..." gereğine değinilerek bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "... dava konusu Sivas ili ...Mahallesi sınırları içerisinde bulunan 106 ada 9 parsel sayılı taşınmaz, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 29.11.2018 tarihli ve 2015/16701 Esas, 2018/7180 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiğinden bu parsel açısından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, dava konusu Sivas ili ...Mahallesi sınırları içerisinde bulunan 106 ada 10 parsel sayılı taşınmaz açısından bu taşınmazın komşusu 106 ada 9 parsel sayılı taşınmazın 11.01.1962 tarihli ve 13 sıra numaralı davacı ... adına olan tapu kaydı kapsamında kaldığı, bahsi geçen 11.01.1962 tarihli ve 13 sıra numaralı tapu kaydının ... tarafından açılan Kangal Asliye Hukuk Mahkemesinin 1959/79 Esas, 1960/11 Karar sayılı tescil hükmü sonucu oluştuğu, kadastro sırasında 106 ada 10 sayılı parsel olarak tespiti yapılan taşınmaz bölümünün bu tescil davasına konu olmadığı, başka bir anlatımla davacı ...'in çekişmeli 106 ada 10 parsel sayılı taşınmaz üzerinde tescil dava tarihi olan 1959 tarihi ve öncesinde zilyetliğinin bulunmadığı, bu tarihten sonra zilyetliği başlamış olsa dahi Hazine adına 4753 sayılı Kanun uyarınca 1967 tarihinde oluşan tapu kayıt tarihine kadar kazanmayı sağlayacak 20 yıllık sürenin dolmadığının ve buna bağlı olarak davacı ... yararına 3402 sayılı Kanun'un 46/1. maddesi koşullarının oluşmadığının anlaşıldığı, bu taşınmaz açısından davacının davasının reddine ve taşınmazın Hazine adına ham toprak vasfıyla tesciline karar verilmesi gerektiği, dava konusu Sivas ili ...Mahallesi sınırları içerisinde bulunan ve fen bilirkişisinin 20.04.2015 tarihli bilirkişi raporunda ekli krokide 111 ada 11 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümü dışında kalan bölümleri (A1, A2 ve A3) ve dava konusu 111 ada 8 parsel sayılı taşınmazlar açısından davacı ...'in dayandığı Ocak 1976 tarihli ve 11 sıra numaralı tapu kaydı Hazinenin taraf olduğu tescil ilamı sonucu oluşmakla Hazineyi bağlayıcı nitelikte ise de, söz konusu tapu kaydı 4753 sayılı Kanun uyarınca Hazine adına 01.03.1972 tarihinde oluşan ve taşınmazları kapsayan tapu kayıtlarından sonraki tarihte oluşmuş olup, kayıt miktar fazlası bölüm Hazinenin tapu kaydı kapsamında kaldığından zilyetlik yoluyla kazanılabilmesinin mümkün olmadığı, öte yandan her ne kadar 16.10.2014 tarihinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklarca davacı ...'in Toprak Komisyonu çalışmalarından 20 yıl öncesinde de zilyetliğinin olduğu beyan edilmiş ise de, davacı ... tarafından Asliye Hukuk Mahkemesinin 1973/963 Esas, 1975/638 Karar sayılı 13.10.1975 karar tarihli tescil davasına yalnızca 67.985 metrekare miktarındaki taşınmazın konu edildiği, 111 ada 11 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümü dışında kalan bölümleri (A1, A2 ve A3) ile 111 ada 8 parsel sayılı taşınmazın bahsi geçen tescil davasına konu olmadığı, başka bir anlatımla, davacı ...'in 111 ada 8 ve 11 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümü dışında kalan taşınmaz üzerinde tescil dava tarihi olan 1973 tarihi ve öncesinde zilyetliğinin bulunmadığı ve buna bağlı olarak davacı ... yararına 3402 sayılı Kanun'un 46/1. maddesi koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından 111 ada 8 parsel sayılı taşınmaz ve 111 ada 11 parsel sayılı taşınmazın içerisinde kalan ve fen bilirkişisinin 20.04.2015 tarihli raporunda A1, A2 ve A3 harfleriyle gösterilen kısımlar açısından açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği, dava konusu Sivas ili ...Mahallesi sınırları içerisinde bulunan 111 ada 11 parsel sayılı taşınmazın içerisinde kalan ve fen bilirkişisinin 20.04.2015 tarihli raporunda ekli krokide (A) harfiyle gösterilen kısmın Ocak 1976 tarihli ve 11 sıra numaralı tapu kaydının kapsamında kaldığı anlaşılmakla bu kısım açısından açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, 111 ada 9 parsel sayılı taşınmaz açısından, usul ve kanuna uygun bilirkişi raporu hükme esas alınarak 1990 tarihli ve 82 sıra nolu tapu kaydının dava konusu taşınmaza değil bu taşınmaza komşu kadastro tespiti ... adına yapılan 106 ada 43 parsel sayılı taşınmaza uyduğunun anlaşıldığı, bunun dışında mahallinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ve özelikle tutanak bilirkişisinin bu taşınmazın ... ailesi tarafından en fazla 30 - 35 senedir kullanıldığını, onun öncesinde taşınmazın Hazine malı olduğunu belirttikleri, bu durumda dava konusu taşınmazda davacının 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi açısından zilyetlikten kazanım şartlarını sağlamadığı, tüm bunlar birlikte ele alındığında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi açısından zilyetlikten kazanım şartlarının gerçekleşmediği, bu taşınmazın Hazineye ait olduğu, 111 ada 10 parsel sayılı taşınmaz açısından mahallinde yapılan keşifte Yargıtay bozma ilamında belirtildiği üzere 30.03.1990 tarihli ve 81 sıra nolu tapu kaydının zemine uygulandığı ve tescil krokilerinin fen bilirkişisince çakıştırıldığı, fen bilirkişisinin 11.11.2019 tarihli raporunda söz konusu tapu kaydının kadastro tespitinde sehven dava konusu bu taşınmaza uygulandığını, tapu kaydının cepheler bakımından bu taşınmaza uymasının mümkün olmadığını, taşınmazın bu taşınmaza komşu 106 ada 44 parsel sayılı taşınmazın içerisinde yer alan ve raporunun ekinde (C) harfiyle gösterilen kısma uyduğunu ifade ettiği, gerçekten de mahallinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin de fen bilirkişisinin raporunu doğrular nitelikte beyanda bulundukları, tapu kaydının kapsadığı taşınmazı 106 ada 44 parsel olarak gösterdikleri, usul ve kanuna uygun bilirkişi raporuna göre 1990 tarihli ve 81 sıra nolu tapu kaydının dava konusu taşınmaza değil bu taşınmaza komşu olan 106 ada 44 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisinin raporunda (C) harfiyle gösterilen kısmına uyduğunun anlaşıldığı, bunun dışında mahallinde yapılan keşifte dinlenen bilirkişiler ve özelikle tutanak bilirkişisinin bu taşınmazın ... ailesi tarafından en fazla 30-35 senedir kullanıldığını onun öncesinde taşınmazın Hazine olduğunu belirttikleri, bu durumda dava konusu taşınmazda davacının 3402 sayılı Kanunuun madde 14 açısından zilyetlikten kazanım şartlarını sağlamadığı, tüm bunlar birlikte ele alındığında 3402 sayılı Kanun'un 13,14,16 ve 46/1 maddeleri uyarınca bu taşınmazın Hazineye ait olduğuna, taşınmazın iddia konusu tapu kaydının kapsamı dışında kaldığına kanaat getirilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği, dava konusu 106 ada 44 parsel sayılı taşınmaz açısından Yargıtay bozma ilamında mera değerlendirmesinin yapılması, zilyetlik ve davacı ... yönünden senetsiz araştırması yapılması ve tapu kayıtlarının kapsamının belirlenmesi hususlarına değinildiği, bozma ilamı doğrultusunda ...'in senetsizden kazanımına ilişkin tüm kayıtların dosya arasına alındığı, dava konusu 106 ada 44 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan ve fen bilirkişisinin 11.11.2019 tarihli raporunda (A) harfiyle gösterilen kısım açısından mahallinde yapılan keşifte Ağustos 1957 tarihli ve 17 sıra nolu tapu kaydı ile 1972 tarihli 11 sıra nolu tapu kaydının taşınmaza uygulandığı, fen bilirkişisinin 11.11.2019 tarihli raporunda 1957 tarihli ve 17 sıra nolu tapu kaydının gayrisabit hudutlu olduğunun, 106 ada 44 parsel sayılı taşınmaza uyduğunun, tapu kaydının miktarının 2 dönüm olduğunun ifade edildiği ve bu nedenle de krokisinde (A) harfi ile 2000,00 metrekarelik kısmın işaretlediği, Kangal Sulh Hukuk Mahkemesinin 1957/48 Esas, 1957/153 Karar sayılı dosyası incelendiğinde, davanın tapu kaydının miktarının arttırılması davası olduğunun, yargılama neticesinde söz konusu tapu kaydının miktarının 60 dönüme çıkartıldığının, ancak bu davada Hazinenin taraf olmadığının anlaşıldığı, bu durumda söz konusu bu davada Hazine taraf olmadığından kararın Hazine açısından bir bağlayıcılığının bulunmadığı, söz konusu bu dava sonucu keşifte de uygulanan 1957 tarihli ve 17 sıra nolu tapu kaydı oluştuğu, ancak fen bilirkişisinin doğru olarak tapu kaydını 2 dönüm olarak kadastro tespitinde ... adına yazılan 106 ada 43 parselden itibaren uygulandığı, keza mahallinde yapılan keşifte de tutanak bilirkişisinin ...'in ilk olarak taşınmazın bu kısmını kullandığını belirttiği, açıklanan tüm bu nedenlerle 1957 tarihli ve 17 sıra nolu tapu kaydının çekişmeli 106 ada 44 parsel sayılı taşınmazı 2 dönümlük yer açısından kapsadığı, fen bilirkişisinin raporunda (A) harfiyle gösterilen kısmın ...'e ait olduğuna kanaat getirilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, fen bilirkişisinin 11.11.2019 tarihli raporunda (C) harfiyle gösterilen ve 106 ada 44 parsel sayılı taşınmaz içerisinde yer alan taşınmaz açısından, Yargıtay bozma ilamında 30.03.1990 tarihli ve 81 ile 82 sıra nolu tapu kayıtlarının 106 ada 44 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalıp kalmadığının belirlenmesi gereğine değinildiği, mahallinde yapılan keşifte bu tapu kayıtlarının zemine uygulanmış olduğu ve 82 sıra nolu tapu kaydının bu taşınmaza komşu 106 ada 43 parsel sayılı taşınmaza uyduğunun, 81 sıra nolu tapu kaydının ise 106 ada 44 parsel sayılı taşınmazın içerisinde kalan ve (C) harfiyle gösterilen yere uyduğunun anlaşıldığı, tüm bu nedenlerle fen bilirkişisinin 11.11.2019 tarihli raporunda (C) harfi ile gösterilen kısmın 30.03.1990 tarihli ve 81 sıra nolu tapu kaydının kapsamı içerisinde kaldığı sabit görülerek bu kısmın ... adına tescil edilmesine karar verilmesi gerektiği, dava konusu 106 ada 44 parsel sayılı taşınmazın içerisinde kalan ve fen bilirkişisinin 11.11.2019 tarihli raporunda (B) ve (D) harfleriyle gösterilen kısımlar açısından mahallinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ve özelikle tutanak bilirkişisinin bu taşınmazın ... ailesi tarafından en fazla 30-35 senedir kullanıldığını, onun öncesinde taşınmazın Hazineye ait olduğunu belirttikleri, ziraat bilirkişi kurulunun ise raporlarında dava konusu taşınmazın komşu mera parselinden net bir şekilde ayrılmadığını, taşınmazın meradan kazanımının kolay olduğunu, üzerinde mera bitkilerinin yer almadığını, bunun nedeninin ise uzun süreli toprak işlemesinin olduğunu, taşınmazın % 4 - 12 eğimli olduğunu, sonuç olarak ise taşınmazın mera özelliklerini taşıdığını belirttikleri, bu durumda dava konusu taşınmazın fen bilirkişisinin (B) ve (D) harfleriyle gösterilen bölümlerinde 3402 sayılı Kanunun madde 14 açısından davacının zilyetlikten kazanım şartlarını sağlamadığı, bu itibarla, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13,14,16 ve 46/1 maddeleri uyarınca bu taşınmazın Hazineye ait olduğuna, taşınmazın iddia konusu tapu kaydının kapsamı dışında kaldığına, taşınmazda zilyetlikten kazanım şartlarının oluşmadığına kanaat getirilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği ..." gerekçeleriyle, davacı Hazinenin davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, birleşen dosya davacısının davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine, dava konusu 106 ada 9 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki önceki hüküm, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 29.11.2018 tarihli ve 2015/16701 Esas, 2018/7180 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiğinden bu parsel açısından karar verilmesine yer olmadığına, dava konusu 106 ada 10 parsel sayılı taşınmazın ham toprak vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu 111 ada 8 parsel sayılı taşınmazın ham toprak vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu 111 ada 11 parsel sayılı taşınmazın içerisinde kalan ve fen bilirkişisi...'in 24.04.2015 havale tarihli raporunda (A) harfiyle gösterilen 67.985,00 metrekarelik kısmın kök muris ... mirasçıları adına veraset ilamındaki paylar oranında tapuya kayıt ve tesciline, (A) harfi çıkarıldıktan sonra geriye kalan kısımlar olan fen bilirkişisi ...'in 24.04.2015 havale tarihli raporunda A-1, A-2 ve A-3 harfleriyle gösterilen kısımların aynı adanın son parsel numaraları verilmek suretiyle ham toprak vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu 111 ada 9 parsel sayılı taşınmazın ham toprak vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu 111 ada 10 parsel sayılı taşınmazın ham toprak vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu 106 ada 44 parsel sayılı taşınmazın içerisinde kalan ve fen bilirkişisi...'in 11.11.2019 havale tarihli raporunda 44/A harfiyle ve mavi renkle gösterilen 2.000,00 metrekarelik kısmın kök muris ... mirasçıları adına veraset ilamındaki paylar oranında tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu 106 ada 44 parsel sayılı taşınmazın içerisinde kalan ve fen bilirkişisi...'in 11.11.2019 havale tarihli raporunda 44/C harfiyle ve sarı renkle gösterilen 20.000,00 metrekarelik kısmın ... adına aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle tarla vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu 106 ada 44 parsel sayılı taşınmazın içerisinde kalan ve fen bilirkişisi...'in 11.11.2019 havale tarihli raporunda 44/B harfiyle gösterilen 58.000,00 metrekarelik kısmın ham toprak vasfı ile Hazine adına aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu 106 ada 44 parsel sayılı taşınmazın içerisinde kalan ve fen bilirkişisi...'in 11.11.2019 havale tarihli raporunda 44/D harfiyle gösterilen 29.121,08 metrekarelik kısmın ham toprak vasfı ile Hazine adına aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ve iş bu karar, davacı - davalı Hazine temsilcisi ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı - davalı Hazine temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini belirterek, kararın bozulmasına talep etmiştir.
2. Davalı ... temyiz dilekçesinde özetle; vekil edeni kurum yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, yargılama sırasında itirazlarının incelenmediğini, idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanunun 428. maddesi ile 439. maddesinin 2. fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı - davalı Hazine temsilcisi ile davalı ... İdaresi vekilinın temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
54,40 TL peşin harcın onama harcı olarak mahsubu ile kalan 561,00 TL nin temyiz eden İl Özel İdaresinden alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.