Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/3008 K.2025/3889
8. Hukuk Dairesi 2024/3008 E. , 2025/3889 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1776 E., 2024/291 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Boyabat Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2022/10 E., 2023/6 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
................köyü çalışma alanında, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun Geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışması sonucunda, 285 ada 10 parsel sayılı 1.240,68 m² yüz ölçümündeki taşınmaz, tarla vasfıyla, Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı ... 06.02.2020 tarihli dava dilekçesinde................... köyü 285 ada 10 parsel sayılı taşınmazın, babasının ölümü üzerine kardeşleri ile yaptıkları miras paylaşımı sonucunda kendisine düştüğünü, babasının söz konusu taşınmazı hatırlayamadığı bir tarihte Karakise köyü'nden ...dan satın aldığını, babasının 2002 yılındaki vefatından bu yana taşınmazı kendisinin nizasız ve fasılasız olarak kullanmakta olduğunu, taşınmazın kadastro tespiti sırasında hatalı olarak Hazine adına yazılmış olduğunu, söz konusu taşınmazın kendisi tarafından kullanılmakta olduğunu, bu hususun kadastro tutanağındaki beyanlar hanesinden de anlaşılabileceğini ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın kendi adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili cevabında; davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... dava konusu taşınmazın imar ihya faaliyetinin dosyada mevcut teknik bilirkişi heyeti raporuna göre 1951 yılından önce tamamlandığı, mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişi beyanlarına göre dava konusu taşınmazın davacıya babası ...'den miras yolu ile intikal ettiği, davacının babası ...'in ölümü ile mirasçıları arasında miras taksimi yapıldığı, dava konusu taşınmazın güneyinde yer alan dava dışı 285 ada 11 parsel ile bir bütün iken davacının babasının ölümü ile mirasçıları arasında taksim sırasında bölünerek 285 ada 10 parselin davacıya, 285 ada 11 parselin ise kız kardeşi ...'a kaldığı, dava konusu taşınmazın davacı tarafından zemindeki hali ile kullanıldığı, tespit tarihinden geriye doğru davacının dava konusu yeri nizasız, fasılasız ve malik sıfatı ile 18 yıldır zilyet ettiği, kazandırıcı zamanaşımı için gerekli 20 yılı muris babasının zilyetlik süresi de eklenerek eklemeli zilyetlik ile tamamladığı, senetsiz araştırmasına göre davacı ve kendisinden önceki zilyedin 3402 sayılı Kadastro Kanunu 14/1. maddesinde yazılı aynı çalışma alanında sulu-kuru toprakta 40/100 dönümü aşmadığı ..." gerekçesiyle, davanın kabulüne ve............. köyü ...........Mevkii, 285 Ada 10 Parsel sayılı tarla vasfındaki taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile karar kesinleştiğinde davacı ....................oğlu ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükme karşı, davalı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "... uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmiş olduğu, jeodezi bilirkişi raporunda taşınmazın 1951, 1990 ve 2005 yıllarına ait hava fotoğraflarında tarımsal amaçlı kullanıldığının belirtildiği, ziraat bilirkişi raporu, dinlenilen yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde adına tescil kararı verilen davacı yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmazlarda edinme koşullarının gerçekleştiğinin anlaşıldığı ..." gerekçesiyle, davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı Hazine vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; tescil şartlarının oluşmadığını, davacının zilyetliği söz konusu ise de bu zilyetliğin malik sıfatıyla zilyetlik olmadığını ve süreklilik arz etmediğini, dava tarihi ve 20 yıl öncesi itibariyle tarım alanı olarak kullanımın süreklilik göstermediğini, yargılamada buna ilişkin delil elde edilemediğini, kati olmayan yaklaşık söylem ve tespitler ile bilirkişi raporu ihdas edildiğini, bilimsel inceleme ve değerlendirmeden uzak, ihtimal dahilinde hazırlanan rapora dayalı karar kurulmasının isabetsiz olduğunu, beyan ve raporlarda yer alan hususların zilyetliğin sürekliliğine delil teşkil edecek nitelikte olmadığını, malik sıfatı ile devam eden kesintisiz bir zilyetliğin de söz konusu olmadığını, zilyetlik ile iktisaba ilişkin Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesinde belirtilen şartların oluşmadığını, imar ihyanın sebep ve sonuçlarının tartışılmadığını, başlangıcı ve sürdürülüşü ile sonuçlarının net ortaya konmadığını, imar ve ihyanın başladığı tarihte orman vasfını haiz bir taşınmaz söz konusu olduğunu, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ve kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemeyeceğini ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazine'den harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.