Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/2900 K.2025/3888

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2900 📋 K. 2025/3888 📅 21.05.2025

8. Hukuk Dairesi         2024/2900 E.  ,  2025/3888 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1394 E., 2024/21 K..
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2022/221 E., 2023/79 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
...Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kanun’un Geçici 8. Maddesi uyarınca yapılan kadastro sonucu, 29828 ada 3 parsel sayılı 972,62 m² yüzölçümündeki taşınmaz, ham toprak vasfında Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı ... dava dilekçesinde özetle; ...köyü 29828 Ada 3 numaralı parsel kendi kullanımında olmasına rağmen Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nün 2009/7 sayılı genelgesinin 2. maddesi kapsamında tescil harici bırakılan devletin hüküm ve tasarrufu altındaki bir yer olması sebebi ile Hazine adına yapılan tespite süresi içinde itiraz ettiğini, söz konusu yer de 29828 ada 1 nolu parselin tapulu sahibi olduğunu, 2, 4, 5, 6 ve 7 nolu parsellerin de kendi kullanımında olduğunu, kadastro tespiti ile kendi adına tespiti yapıldığını, aynı şekilde kullanımında olan 3 numaralı parselin tespitinin hatalı olarak yapıldığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinden dolayı bu davayı açtığını ileri sürerek, ...köyü 29828 Ada 3 numaralı parselin Hazine adına yapılan tespitine itirazının kabulü ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine ve Kadastro Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; ...Mahallesi sınırları içerisinde yer alan taşınmazlarda 3402 sayılı Kadastro Kanununun Geçici 8. maddesi ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü'nün 2009/7 numaralı Genelgesinin 2. maddesi uyarınca kadastro çalışması yapıldığını, dava konusu taşınmazın ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit gördüğünü, davanın yalnızca tespit malikinin Hazine olduğunu ve Hazine'ye yöneltilmesi gerektiğini, Kadastro Müdürlüğüne yöneltilen davanın pasif husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesine göre yoğun emek ve para sarf ederek, kayalık, taşlık ve demir girmez vs. nitelikli bir yerin tarım arazisi haline getirilmesi ve imar ve ihyanın tamamlanmasından itibaren 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin aralıksız ve nizasız geçmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın Ham toprak vasfıyla tespit gördüğünü, davacının herhangi bir kullanımının olmadığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... malik olarak adına tespit yapılan kişilere husumet yöneltilebileceği, davalı ... Müdürlüğüne husumet yöneltilemeyeceği, keşif tarihi itibari ile dahi dava konusu taşınmazın çalılarla kaplı olduğu, tüm hava fotoğrafları ve uydu görüntülerinden görüleceği üzere taşınmazların imar ihya edilmediğinin anlaşıldığı, bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazın imar ihya edilmediği ve tarım toprağı sıfatının kazanılmadığının belirtildiği, 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. madde koşullarının oluşmadığı, dava konusu taşınmazın tesciline yönelik davanın sübut bulmadığı ..." gerekçesiyle, davacının davalı ...'ne yönelik davasının pasif husumet yokluğundan reddine, davalı Hazine'ye yönelik davasının sübut bulmadığından reddine, dava konusu ...Mahallesi 29828 ada 3 parsel sayılı taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesine göre yapılan kadastro tespiti gibi işlem yapılarak ham toprak vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükme karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "... çekişmeli parselin bulunduğu Kepez ilçesi Kızıllı Mahallesinde mülga 766 sayılı Tapulama Kanunu'na göre 1968 yılında yapılan ilk tapulama çalışmalarında tapulama harici alanda kaldığı, eğiminin %2-3 olduğu, Kızıllı köyünde 3116 sayılı Kanun'a göre orman tahdit çalışmalarının 1943 yılında yapılarak 1946 da ilan edilerek kesinleştiği, bu çalışmalarda dava konusu taşınmazın ziraat arazileri olarak sınırlandırılan P.81 nolu iç parsel içerisinde kaldığı, aynı yerde 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanun ile değişik (2/B) maddesi çalışmalarının 2008-2019 tarihleri arasında yapıldığı ve 2020 yılında sonuçlandırılarak askıyla ilan edilip 31.07.2020 tarihinde kesinleştiği, bu çalışmalarda dava konusu parselin ziraat arazileri olarak sınırlandırılan ..........nolu iç parsel içerisinde kaldığı, 1953 yılı hava fotoğrafında parselin tamamının yoğun yapraklı ağaççıklarla kaplı alan olarak görülen yerde kaldığı, 1963 yılı memleket haritasında yapraklı ağaççık simgesiyle gösterilen yeşil renkle boyalı alanda kaldığı, 1977, 1981 ve 1992 yılı hava fotoğraflarında tamamının yoğun yapraklı ağaççıklarla kaplı olarak görülen yerde kaldığı, 1983 ve 2000 tarihli memleket haritalarında yapraklı ağaççık simgesiyle gösterilen yeşil renkle boyalı alanda kaldığı, 2002 yılı uydu görüntüsünde tamamının orman örtüsüyle kaplı olduğu ve bitişiğindeki komşu orman arazisiyle bir bütün olduğu, 2009 yılı uydu görüntüsünde kuzey bölümünün üzerindeki yapraklı ağaççıkların 2 nolu parselle birlikte temizlendiği, güney bölümünde yapraklı ağaççıkların bulunduğu 2011 yılı ortofoto görüntüsünün 2009 yılı uydu görüntüsüyle aynı olduğu, 2016 yılı uydu görüntüsünde parselin üzerindeki yapraklı ağaççıkların kaldırıldığı bölümde Orman İdaresince kızılçam fidanları dikilerek ağaçlandırıldığı, sonuç olarak parselin 1953 yılında taşlık kayalık olduğu ve keşif tarihine kadar nizasız fasılasız olarak üzerinde bölgeye uygun kültür bitkilerinin yetiştiriciliği uygulanarak tarımsal faaliyet yapılmadığı, kullanılmadığı, imar-ihya ve ıslah olarak tarım toprağı sıfatının oluşmadığı ve dolayısıyla davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz kazanma koşullarının oluşmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve Kanuna aykırılık bulunmadığı ..." gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun)
353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin taşınmazı halen maliki olduğu diğer taşınmazlarla birlikte 2008 yılında satın aldığını ve imar ihya çalışmalarına başladığını, taşınmazı ekime hazır hale getirdiğini, satın almadan önce de satıcı olan kişilerin zilyet olarak ilgili taşınmazı tarım arazisi olarak kullandıklarını, müvekkilinin 15 yıldır kesintisiz bir şekilde zilyet olarak taşınmazı kullandığını, önceki maliklerinin zilyetlik süresi eklendiğinde 20 yıllık aranan kesintisiz süre şartının gerçekleştiğini, bilirkişi raporunda belli yıllarda çekilmiş tek fotoğraflara ve uydu görüntülerine göre araştırılma yapılmış olmasının eksiklik olduğunu, mahalli bilirkişi ve tanıkların söz konusu taşınmazın imar ve ihya edildiğini beyan ettiklerini, İlk Derece Mahkemesinin de dosyada bulunan diğer delilleri göz ardı ederek doğrudan bu rapora dayanarak hüküm kurmasının hatalı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin bilirkişi raporuna itirazlarını değerlendirmeden eksik inceleme sonucu hukuka ve hakkaniyete aykırı karar verildiğini, müvekkilin ve ondan önceki zilyetlerin de haksız bir şekilde Orman Muhafaza Memurları tarafından engellenerek imar ve ihya edilen alanın kullanılmasını engellemeye çalıştıklarını, keşif esnasında dinlenen tüm mahalli bilirkişiler ve tutanak tanıklarının açıkladıkları şekilde beyanda bulunmalarına rağmen bu beyanlarının hiçbirinin keşif zaptına geçmediğini, mahalli bilirkişiler ve tutanak tanıklarının Adil Yargılama İlkesi göz önünde bulundurularak tekrar dinlenmeleri gerektiğini açıklayarak, bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle ilk derece mahkemesi hükmünün bozulmasını talep etmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.