Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2025/1077 K.2025/3908
8. Hukuk Dairesi 2025/1077 E. , 2025/3908 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2018/81 E., 2023/15 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacının davasının kabulüne, asli müdahilin davasının reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı ... kayyımı vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, ...............köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 10, 11, 12, 13 parsel sayılı sırasıyla 35.227.51, 22.656.46, 42.757.47, 49.673.93 m2; 103 ada 5 parsel sayılı 63.826.61 m2; 105 ada 3 parsel sayılı 2.311.16 m2; 106 ada 2 ve 3 parsel sayılı 28.603.02 ve 28.414,09 m2 ve 119 ada 2 parsel sayılı 22.136,15 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, eşit paylarla ...oğlu ......... ve ....... adına tespit edilmiştir.
Davacı ... dava dilekçesinde; taşınmazların 1/2'şer hisse ile ...oğlu ...........ile kendisi adına tespit edilmesi gerektiği halde sehven 1/2 payın ...oğlu ... adına tespit edildiğini ileri sürerek, taşınmazların ......... adına olan tespitinin iptali ve adına tescilini talep etmiştir.
Yargılama sırasında müdahil ..., dava konusu taşınmazların babası ...'ye ait olduğunu, ancak baba adının ...olmayıp ............... olduğunu ileri sürerek, ........ oğlu ... ............ın mirasçıları adına tescili istemiyle; müdahil Hazine ise vekili vasıtasıyla, 112 ada 11 parsel sayılı taşınmazın mera olarak sınırlandırılması istemiyle davaya katılmış ve 03.11.2015 tarihli celse de 112 ada 11 ve 12 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin davaların tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davacının davasının kabulüne, çekişmeli taşınmazlarda 1/2 hisseyle ...oğlu ... adına yapılan tespitlerin iptali ile bu hissenin davacı adına kayıt ve tesciline, müdahil ...'ın davasının ise reddine karar verilmiş; hükmün, müdahil ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 26.02.2018 tarihli ve 2016/2414 Esas, 2018/1289 Karar sayılı ilamıyla; "İlk Derece Mahkemesi tarafından tespit maliki ...'nin kimlik tespitine yönelik araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı bu nedenle taraf teşkili sağlanmadan davanın esasına yönelik karar verildiği belirtilerek, İlk Derece Mahkemesince öncelikle bu hususta gerekli araştırma yapılarak tereddütlerin giderilmesi, gerektiğinde 4721 sayılı TMK’nın 427/1. maddesinde düzenlenen "bir kimse uzun süreden beri bulunamaz ve oturduğu yer de bilinemezse kendisine vesayet makamınca yönetim kayyımı atanır" hükmü gereğince, tespit maliki davalı ...oğlu ... için kayyım atanması gerektiği göz önünde bulundurularak, kayyım atanması için dava açmak üzere davacı tarafa yetki ve sürenin verilmesi, bundan sonra vesayet makamınca atanan kayyım usulünce davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması, bundan sonra işin esasına girilerek davacı ve müdahilin davacı yönünden araştırma ve inceleme yapılmak suretiyle toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması ..." gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... tespit maliki ...oğlu ... için kayyım atanması yönünde davacıya süre verildiği ve Muş Sulh Hukuk Mahkemesince tespit malikine kayyım atandığı, Muş Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/94 Esas, 2014/70 Karar sayılı kararıyla dava dışı 130 ada 11 parsel'deki işbu dava konusu ile aynı maddi hataya yönelik araştırma yapıldığı; yapılan keşif, nüfus kaydı araştırmaları sonucu ...oğlu ... isimli kişinin gerçekten var olduğuna dair delile ulaşılamayarak tespit maliki olan ...:...Oğlu: ibaresinin silinerek ...: ...oğlu şeklinde düzenlenmesine karar verildiği, keşifte dinlenen mahalli ve tespit bilirkişilerinin, dava konusu taşınmazların tespit maliklerinden .............'in babası ............' den kaldığını, taşınmazların kendilerini bildikleri yıllardan bu yana davacı ... ve ...tarafından kullanıldığını, ......... ve .........nin kullanılmalarının daha eskiye dayandığını bildiklerini, ...'in ölümüyle beraber davacı ...'nin taşınmazı ...'in çocuklarıyla birlikte kullanmaya devam ettiğini, ......nin .........ve .......... dışında bir de kızı olduğunu ve kızının yaklaşık 60 yıl önce evlenerek köyü terk ettiğini, ... ve ...nin (ve mirasçılarının) kullanımlarına kadastro tespit tarihine kadar ......nin diğer mirasçısı olan tek kızı dahil kimse tarafından itiraz edilmediğini, köyde ............ adında kimsenin olmadığını ve asli müdahil ...'ın taşınmazları kullandığını hiçbir zaman görmediklerini beyan ettikleri, mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişileri beyanlarının değerlendirilmesi neticesinde ise zilyetliğin eklemeli zilyetlik şeklinde kadastro tespit tarihinden 20 yıl öncesini çok daha uzun yıllar aşacak şekilde davacı tarafça sürdürüldüğü, davacıyla birlikte davacının kardeşi ...'in ve mirasçılarının kullanımlarına 60 yıldan fazla bir süredir diğer mirasçı tarafından ses çıkarılmadığı, bu durumun taksimin gerçekleştiğine karine teşkil ettiği, asli müdahil tarafından herhangi bir tapu kaydı sunulmadığı, asli müdahilin ve murislerinin de dava konusu taşınmazları hiçbir zaman kullanmadığı, asli müdahilin tespit maliki ile ırs ilişkisini ve tespit malikinin gerçekten var olan bir kişi olduğunu ispatlayamadığı, bu durumun Muş Sulh Hukuk Mahkemesi kararları ile de tespit edilmiş olduğu, buna karşılık dava konusu taşınmazların uzun yıllardır davacı tarafça (davacı, muris ve mirasçıları) kullanılması karşısında 3402 Kanun'un 14. maddesi anlamında gerekli koşulların davacı lehine gerçekleştiği ..." gerekçesiyle, asli müdahilin davasının reddine, davacının davasının kabulüne, 103 ada 5, 106 ada 2, 3, 101 ada 10, 11, 12 ve 13, 105 ada 3 ve 119 ada 2 parsel sayılı taşınmazlarına ...oğlu ... adına yapılan 1/2 hissesine ilişkin kadastro tespitinin iptaline ve bu hissenin davacı ... mirasçıları adına hüküm yerinde gösterilen paylarla adlarına tespitine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili ile tespit maliki ... kayyımı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Asli müdahil Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Kural olarak, hükmü temyiz etme hakkı, davanın taraflarına ve aleyhine hüküm kurulan üçüncü kişilere aittir.
Somut olayda; asli müdahil Hazinenin, müdahale talebinin eldeki dosyadan 03.11.2015 tarihli celsede tefrik edilen dava dışı 112 ada 11 parsel sayılı taşınmaza yönelik olduğu, eldeki davanın konusu olan taşınmazlar hakkında ise açılmış bir davasının veya davaya müdahalesinin de bulunmadığı ve eldeki davada 3402 sayılı Kadastro Kanun'un (3402 sayılı Kanun) 30/2. maddesinin uygulanmasını gerektirecek bir durum olmadığı gibi, dava konusu taşınmazların tespit maliki de olmadığı, bu nedenlerle dava konusu taşınmazlara yönelik olarak dosyada taraf sıfatının bulunmadığı ve temyiz istemine konu hükümle aleyhine bir karar da verilmediği anlaşıldığından, asli müdahil Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2. a) Davalı ... kayyımı vekilinin temyiz itirazlarının incelemesine gelince; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre davalı ... kayyımı vekilinin aşağıdaki bendin dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir.
b) 3402 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca, kadastro hakimi, doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorundadır.
Ne var ki; İlk Derece Mahkemesi tarafından, dava konusu taşınmaz hakkında tescil hükmü kurulmamış olması isabetsiz olduğu gibi, davanın kabulüne karar verildiğine göre, doğru bir şekilde tapu sicilinin oluşması için hüküm fıkrasında davanın kabulüne karar verilen "..." adına olan pay hakkında, "..." mirasçıları adına toplam pay belirtilmeksizin hüküm kurulmuş ve ayrıca taşınmazdaki dava konusu edilmeyen ............ adına olan 1/2 pay hakkında karar verilmeyerek infazı kabil olmayacak şekilde hüküm kurulmuş olması da usul ve yasaya uygun bulunmadığından, İlk Derece Mahkemesi kararının dava konusu taşınmazların tamamı yönünden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; asli müdahil Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,
Yukarıda (2.a) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... kayyımı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
Davalı ... kayyımı vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2.b) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ve kamu düzeni gereğince kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.