Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/2956 K.2025/3837

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2956 📋 K. 2025/3837 📅 20.05.2025

8. Hukuk Dairesi         2024/2956 E.  ,  2025/3837 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1432 E., 2024/144 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kargı Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/126 E., 2023/80 K.
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili ile davalı Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ile Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, dava konusu taşınmazlar tarla vasfında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 18. maddesine göre Hazine adına 24.11.2019 tarihinde tespit edilmiş, bu tespit 08.01.2020 ile 06.02.2020 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir.
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ...köyü .............. mevki 214 ada 2 parsel, 217 ada 5 parsel ve 217 ada 30 parsel sayılı taşınmazların davacıların murisi ...'a ait iken ...'ın vefatı ile davacılara kaldığını, mezkur taşınmazların fiili zeminde 7 parça tarla olarak kullanılmakta iken kadastro tespiti sırasında birleştirilmek suretiyle 3 parça olarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil yapıldığını, muris .................'in 1962-1963 yıllarında bu taşınmazlardan 6 tanesini noter senedi ile 1 tanesini de adi yazılı sözleşme ile önceki maliklerinden satın aldığını, şimdiye kadar da nizasız ve fasılasız kullanılageldiğini, kadastro tespiti sırasında mezkur taşınmazları kullanan kişinin .............oğlu ................olarak tutanağa yazıldığını ve murisin soy isminin ........... olduğu halde sehven ............olarak yazıldığını, kadastro tutanağından da taşınmazların davacıların kullanımında olduğunun anlaşıldığını, davaya konu taşınmazların ham toprak vasfında olup zilyetlikle iktisabı mümkün yerlerden olduğunu, mezkur taşınmazların davalı hazine adına olan kaydını iptali ile müvekkillerinin adına miras hisseleri oranında kayıt ve tescilini talep ettiklerini, bu nedenlerle dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacılar adına miras hisselerine göre tesciline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "dava konusu 214 ada 2, 217 ada 5 ve 217 ada 30 nolu parsellerin 1951 yılından 2021 yılına kadar nizasız ve fasılasız olarak kullanıldığı, orman kadastro haritasına göre 214 ada 2 ve 217 ada 5 nolu parsellerin tamamının orman tahdit sınırları dışında bırakıldığı, 217 ada 30 nolu parselin 1981 yılında kesinleşen orman kadastro haritasında (B) harfiyle gösterilen 1269.72 m²lik kısmı orman sayılan alan, (A) harfiyle gösterilen 4531.92 m²lik kısmı orman sayılmayan alanda, 217 ada 30 nolu parsel kısmen orman; kısmen orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirtildiği, Ziraat mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 15.12.2021 havale tarihli bilirkişi raporunda; 214/2 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünden çok yıllık otlarla kaplı olmasına rağmen üzerinde uzun ömürlü ağaç ve çalılar bulunmadığından geçmişte tarım yapıldığının anlaşıldığı, kıraç tarım arazisi vasfında ve topoğrafik yapıda olduğu, çevresindeki taşınmazlarla birlikte değerlendirildiğinde 30 yılı aşkın zamandır tarım yapılan bir arazi olduğu, 217/5 ve 217/30 parseller taşınmazların üzerindeki bitki örtüsünden, hububat ekilen kısımlardan, üzerinde uzun ömürlü ağaç ve çalılar bulunmadığından geçmişte de tarım yapıldığının anlaşıldığı, kıraç tarım arazisi vasfında ve topoğrafik yapıda olduğu, çevresindeki taşınmazlarla birlikte değerlendirildiğinde 30 yılı aşkın zamandır tarım yapılan bir arazi olduğu tespitlerine yer verilmiş olup, mahalli bilirkişiler ve tanık beyanlarını destekleyen hava fotoğrafı bulunması birlikte değerlendirildiğinde davalının zilyetlik süresinin yirmi yıldan fazla olduğu, 214/2 ve 217/5 parsel sayılı taşınmazlar açısından davalı lehine 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17. maddesindeki şartların oluştuğu, 217 ada 30 parsel sayılı taşınmaz açısından ise orman kadastro haritasına göre 1981 yılında kesinleşen orman kadastro haritasında (B) harfiyle gösterilen 1269.72 m²lik kısmı orman sayılan alan, (A) harfiyle gösterilen 4.531.92 m²lik kısmı orman sayılmayan alanda kaldığı" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, Çorum ili ...köyü 214 ada 2 parsel sayılı taşınmazın yönünden açılan davanın kabulü ile dava konusu Çorum ili ............ ilçesi, ...........köyü 214 ada 2 parsel sayılı taşınmazın davalı Hazine adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile muris ...'ın Kargı Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/223 Esas ve 2021/204 Karar sayılı veraset ilamındaki payları oranında tapuya kayıt ve tesciline, Çorum ili ...köyü 217 ada 5 parsel sayılı taşınmazın yönünden açılan davanın kabulü ile dava konusu Çorum ili ...köyü 217 ada 5 parsel sayılı taşınmazın davalı Hazine adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile muris ...'ın Kargı Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/223 Esas ve 2021/204 Karar sayılı veraset ilamında belirtildiği üzere payları oranında tapuya kayıt ve tesciline, Çorum ili ...köyü 217 ada 30 parsel sayılı taşınmazın yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile 16.01.2023 tarihli fen ve orman yüksek mühendisi bilirkişi raporunda şekil 9'da (A) harfi ile gösterilen 4531.92 m²lik kısmının ifrazı ile 217 adanın son parsel numarası verilerek muris ...'ın Kargı Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/223 Esas , 2021/204 Karar sayılı veraset ilamında belirtildiği üzere payları oranında tapuya kayıt ve tesciline, kalan kısmın Hazine adına bırakılmasına karar verilmiştir.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan orman bilirkişisinin 217 ada 30 parsel yönündeki beyan ve raporunun doğru olmadığını, 217 ada 30 parselin tamamı orman sayılmayan yerlerden olduğunu, nitekim aynı keşifte hazır bulunan ve rapor düzenleyen harita yüksek mühendisi............. 16.01.2023 tarihli raporunda orman bilirkişisinin 217 ada 30 parsel yönünden raporunu okuyup irdelemiş ve 217 ada 30 parselin tamamının memleket haritası ve eski tarihli hava fotoğraflarına göre orman sayılmayan yerlerden olduğunu, 217 ada 30 parselinde davaya konu diğer parseller gibi açıklık alanda (sarı renk ile boyalı alanda) kaldığını beyan ettiklerini, keza bilirkişi ............ orman bilirkişinin 217 ada 30 parsel yönünden raporunda (B) harfi ile gösterdiği alanın orman haritasında yeşil alan olarak gösterilmesinin boyama hatasından kaynaklandığı beyan ettiğini, hava fotoğrafları ve eski memleket haritasında olduğu üzere davaya konu 217 ada 30 parselin tamamı 1951, 1969 ve 1990 ve 2011 yıllarında tarım arazisi olarak kullanıldığı ve günümüze kadar kesintisiz olarak kullanıldığının anlaşıldığını, dosyanın yeniden orman bilirkişisine tevdi ile 217 ada 30 parsel yönünden ek rapor aldırılmasını talep ettiklerini ancak mahkemece bu taleplerinin de reddedildiğini, 217 ada 30 parselin orman bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 1.269,72 m²lik kısmı da orman olmadığı için istinaf taleplerinin kabulü ile kararın kaldırılmasının gerektiğini öne sürerek kanun yoluna başvurmuştur.
Davalı Hazine istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın usul ve yasa hükümlerine aykırı olduğunu, dava konusu yerin devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup, zilyetlikle dahi iktisabı mümkün olmadığını, dava konusu yerde davacıların hiçbir hakkı bulunmadığını, ayrıca davacıların dava konusu taşınmaza hiçbir zaman zilyet olmadığını, verilen kararın hatalı olduğunu, mahkemece yeterli araştırma ve inceleme yapılmadığını, bu sebeplerle Mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini öne sürerek kanun yoluna başvurmuştur.
Davalı ... İdaresi vekili istinaf dilekçesinde özetle; 217 ada 2 parsel yönünden hak düşürücü süre yönünden davanın bu parsel yönünden red olunması gerekmekle birlikte ayrıca, bilirkişinin 217 ada 5 parsel ve 217 ada 30 parsel sayılı taşınmazların meşçere tipinin OT (orman toprağı) olduğunu belirtmesi karşısında orman alanlarının orman toprağı dahi olsa zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığından bu iki parsel açısından da zilyetlik koşulu oluşmuş kabul edilemeyeceği ve davanın bu açıdan da reddinin gerektiğini öne sürerek kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan inceleme sonunda; çekişmeli 214 ada 2 ve 217 ada 5 parsel ile 217 ada 30 parselin (A) harfi ile gösterilen kısmının orman sayılmayan, 217 ada 30 parselin (B) harfi ile gösterilen kısmının kesinleşen orman kadastrosuna göre orman sayılan yerlerden olduğunun belirlenmiş olmasına, fotogrametri bilirkişinin 1951,1969, 1990 ve 2011 tarihli hava fotoğraflarının incelenmesi sonucu 1951 tarihinden itibaren kullanıldığının bildirmesine, ziraat bilirkişi raporu, dinlenilen mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişi beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde adına tescil kararı verilen davacılar yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, 217 ada 30 parselin (B) harfi ile gösterilen kısmı yönü ile ise gerçekleşmediği gerekçesiyle davacılar vekili, davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı davalı Hazine ile davacılar vekili istinaf dilekçesilerinde öne sürdükleri aynı gerekçelerle temyiz talebinde bulunmuşlardır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olupdavalı Hazine ile davacılar vekili temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ :Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.