Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/594 K.2025/3809
8. Hukuk Dairesi 2023/594 E. , 2025/3809 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2013/127 E., 2019/40 K.
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı ... vekili, asli müdahiller Hazine vekili, ... vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, ....................köyü çalışma alanında bulunan 29 ada 5 parsel sayılı 15.750,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... ve müşterekleri adına tespit edilmiştir.
İtirazı kadastro komisyonunca reddedilen davacı ... vekili dava dilekçesinde; çekişmeli taşınmazın mera olduğunu ileri sürerek, dava açmıştır.
Asli müdahil Hazine vekili müdahale dilekçesinde; çekişmeli taşınmazın mera olduğunu ileri sürerek, taşınmazın kadastro tespitinin iptali ve mera özel siciline yazılmasını istemiştir.
Asli müdahiller ... ve ... müdahale dilekçesinde; tapu kaydı ve irsen intikal nedenine dayanarak, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin iptali ve adlarına tescilini istemişlerdir.
Asli müdahiller ... ve ... müdahale dilekçelerinde; tapu kaydı ve irsen intikal nedenine dayanarak, davaya katılmışlardır.
Asli müdahil ... müdahale dilekçesinde; tapu kaydı ve irsen intikal nedenine dayanarak, davaya katılmıştır.
Davalı ... ve arkadaşları; çekişmeli taşınmazın tespitine esas olan tapu kaydının taşınmazı kapsadığı ve taşınmazın zilyetliklerinde bulunduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine dair verilen karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; "çekişmeli taşınmazın kadastro tespit tutanağı kesinleşmediğinden asli müdahiller ... ve ...'ın müdahillik taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiği, yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın da hüküm için yeterli bulunmadığı belirtilerek; davalı tarafın dayanağını oluşturan tapu kaydının mahallinde uygulanıp kapsamının belirlenmesi, uygulamada komşu parsel tutanak ve dayanağı olan tapu kayıtlarından yararlanılması, çekişmeli taşınmazın kadim mera olup olmadığı, güney ve doğuda yer alan 1 numaralı mera parseli ile arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığının araştırılması, tapu kaydında güneyde gösterilen çay hududunun çekişmeli taşınmazın doğu ve kuzeyinden geçen çay olup olmadığı, çayın yatak değiştirip değiştirmediğinin ve taşınmazın tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığının araştırılması" gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "çekişmeli taşınmaz ile komşu mera parseli arasında kot farkının bulunduğu, taşınmazın tespitine esas olan tapu kaydının taşınmazı kapsamadığı; asli müdahillerin çekişmeli taşınmaza ilişkin taleplerinin bulunmadığını keşifte beyan ettiklerinden davadan vazgeçtikleri, 29 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ise dava konusu olmadığı" gerekçesiyle davanın reddine, çekişmeli 29 ada 5 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili, asli müdahiller Hazine vekili, ... vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Hükmü temyiz eden asli müdahil ... vekiline, gerekçeli kararın tebliğ edildiği 18.09.2020 tarihi ile temyiz tarihi olan 20.10.2020 arasında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 432/1. maddesinde öngörülen 15 günlük temyiz süresinin geçtiği anlaşıldığından, temyiz talebinin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davacı ... vekili, asli müdahiller Hazine vekili ve ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle asli müdahil ... vekilinin temyiz dilekçesinin süre yönünden REDDİNE,
(2) nolu bentte yazılı nedenlerle davacı ... vekili, asli müdahiller Hazine vekili ve ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 561,00 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.