Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/1814 K.2025/3815
8. Hukuk Dairesi 2024/1814 E. , 2025/3815 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1382 E., 2022/1006 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine,
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kütahya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/113 E., 2020/168 K.
Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali - tescil ve mera (kamu orta malı) sicil kayıtlarının iptali istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, kararı davacılar tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
...köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kanun ile değişik 5304 sayılı Kanun'a göre 2010 yılında yapılarak kesinleşen kadastro çalışmalarında 160 ada 167 parsel sayılı taşınmaz mera olarak sınırlandırılmış ve 177 ada 1 parsel sayılı taşınmaz ise ham toprak vasfı ile Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı ... ve arkadaşları dava dilekçelerinde; ...köyü kadastro çalışmalarında 160 ada 167 sayılı taşınmazın mera ve 177 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ham toprak vasfı ile tespit gördüğünü, taşınmazların murisleri tarafından kadastrodan çok önceleri satın alındığını, 160 ada 167 parselin bir kısmının murisleri tarafından tel örgü ile çevrilip içine meyve fidanı ve ağaç dikildiğini, 177 ada 1 parselin ise yine murisleri tarafından satın alındığını, bu parsele de 20 civarında kavak ve söğüt ağacının murisleri tarafından dikildiğini, murislerinin taşınmazlarda zilyet olduğunu, murislerinin ölümü ile dava konusu taşınmazların kendilerine kaldığını, başka kimsenin hakkı olmadığını belirterek, taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile adlarına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava ettikten sonra, yargılama sırasında mahallinde yapılan keşifte dava konusu taşınmazlardan 160 ada 167 parsel sayılı taşınmazın krokide (A) harfi ile gösterilen 2.740,37 m²'lik kısmını dava konusu ettiklerini, taşınmazın kalan kısmına yönelik taleplerinin bulunmadığını bildirmişlerdir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... dava konusu her iki parselin de davacılar murisinden intikalen gelen taşınmazlar olduğu, davacılar lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak iktisap koşullarının oluştuğu ..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi ile 24.10.2019 tarihli fen bilirkişilerin krokili raporlarında ...köyü 160 ada 167 nolu parsel içerisinde (A) harfi ile gösterilen 2740,37 m2'lik alanın parselden ifrazı ile başka bir parsel numarası ile davacıların hisseleri oranında tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine, ............. köyü 177 ada 1 nolu parselin tapu kaydının iptali ile davacıların hisseleri oranında adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün, davalı Hazine vekili tarafından, "dava konusu 160 ada 167 parsel sayılı taşınmaza ilişkin talebin tamamının reddedilmesi gerektiğ, taşınmazın mera vasfı ile kamu orta malı siciline tescil edilmiş olduğu, meraların zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı; dava konusu 177 ada 1 parsel yönünden taşınmazın kadastro tutanağına göre ham toprak vasfı ile Hazine adına tespit edildiği, bilirkişi raporlarında da anılan taşınmaz üzerinde uzun süredir toprak işleme gibi herhangi bir tarımsal faaliyet yapılmadığının tespit edildiği, bu taşınmazın da zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı, her iki taşınmaz yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerektiği" iddiasıyla istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "... yörede 2010 yılında yapılan ve 27.07.2010 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşen arazi kadastrosu çalışmaları bulunduğu; 160 ada 167 sayılı mera parselinde davaya konu edilen bilirkişi raporunda krokide (A) harfi ile gösterilen 2.740,37 m²'lik taşınmaz bölümünün, 27.08.2011 tarihinde vefat eden davacılar murisinin vefatından 15 yıl öncesine kadar harman yeri olarak kullanılan bir yer olduğu, davacılar murisi zamanında bu kısmın etrafına tel örgü çekilerek, içine bir kısım meyve ağaçları dikilmiş ise de murisin vefatından 15 yıl önce Kütahya'ya taşınmasından sonra bu kısımda köylülerin hayvanlarını otlatmaya başladığı, ağaçların ve çekilen telin zamanla kaybolduğu, hali hazırda boş ve üzerinde mera çayır bitkileri (yabani otlar) ile kaplı mera vasfında olduğu; 1953-1970 ve 1995 tarihli hava fotoğrafları uygulamasına göre bu kısmın, krokide (B) harfi ile gösterilen mera parselinden farklı bir görüntüsünün olmadığı, mevcut hali ve kadastro tespit günü itirabiyle, ekonomik amaca uygun, tarımsal bir kullanım ve zilyetliğin olmadığı, uzun süredir toprak işlemesinin yapılmadığı; dava konusu 177 ada 1 parsel sayılı taşınmazın, bilirkişi raporu ile 1970 ve 1995 tarihli hava fotoğraflarına göre, tarım arazisi olarak kullanıldığı, şahıslar adına tespit gören taşınmazlar ile aynı görüntüde olduğu bildirilmiş ise de; mevcut durumu itibariyle kenarlarında sadece 8 adet 10-20 yaşlarında kavak ağaçlarının bulunduğu (yerleşik Yargıtay kararları ile kavak ağaçlarının yetiştirilme amacı gözetildiğinde muhtesat vasfının kabul edilmediği), üzerinde başkaca muhtesat niteliğinde tarımsal bitki ya da zirai ve inşai imalat bulunmadığı, uzun süredir toprak işlemesinin yapılmadığı, üzerinde yabani otların bulunduğu, davacılar murisi .....................'nun vefatından (2011 yılından) 15 yıl önce Kütahya il merkezine taşınmasından sonra tarımsal amaçlı zilyetliğe konu edilmediği, köye çok uzak bir noktada olup, yolunun dahi bulunmadığı, orman içi yollardan ulaşımın sağlandığı, bu hali ile dava konusu her iki taşınmazda, 2010 yılı kadastro tespit günü itibariyle, davacılar ve murislerinin ekonomik amaca uygun zilyetlik ve kullanımları bulunmadığı ..." gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 ve 355. maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, dava konusu 160 ada 167 sayılı mera parseline ilişkin olarak her iki davalı yönünden davanın esastan reddine, dava konusu 177 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak davalı Köy Tüzel Kişiliği yönünden pasif husumet yokluğundan, davalı Hazine yönünden esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar temyiz dilekçelerinde; 2010 yılında köylerinde yapılan kadastro çalışmalarında bilirkişilik yapanların hasımlık yaparak doğru olmayan beyanlarda bulunduklarını, 160 ada 167 parselin taraflarınca satın alındığını, kadimden beri mera arazisi olmadığını, mera tahsis kararı alınmadığını, hava fotoğraflarında tarım arazisi olarak kullanıldığının bildirildiğini, İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacıların temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
322,80 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 292,60 TL nin temyiz edenden davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.