Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/3705 K.2025/3697

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/3705 📋 K. 2025/3697 📅 13.05.2025

8. Hukuk Dairesi         2023/3705 E.  ,  2025/3697 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1766 E., 2023/349 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2018/145 E., 2020/42 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl dosya davacısı vekili ve birleşen dosya davacısı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl dosya davacı vekili ve birleşen dosya davacısı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Ek-4.maddesi uyarınca yapılan ve 20.04.2018 ila 21.05.2018 tarihleri arasında ilan edilen kadastro çalışmalarında, 168 ada 261 ve 263 parsel sayılı taşınmazların taşlık ve kayalık vasfıyla Hazine adına tespit edildiği, tutanağın beyanlar hanesinde 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığının belirtildiği, aynı ada 262 ve 264 parsel sayılı taşınmazların ise tarla vasfıyla Hazine adına tespit edildiği, tutanağın beyanlar hanesinde 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığının ve ...'in kullanımında olduğunun, 264 parsel üzerindeki limon ve yeni dünya ağaçlarının ...'e ait olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır.
Asıl dosya davacısı dava dilekçesinde; 48 no.lu Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılarak 23.06.2016 tarihine ilan edilen çalışma sonucunda, dava konusu taşınmazların orman sınırları dışına çıkartılarak 2/B arazisi olarak belirlendiğini, daha sonra yapılan kadastro çalışmaları ile bir bütün halde olan ... Mahallesi 168 ada 260, 262 ve 264 parsellerin kullanıcısı olarak kendisinin belirlendiğini, aynı ada 261 ve 263 parsellerin ise taşlık ve kayalık vasfıyla Hazine adına tespit edildiğini, taşınmazların tamamının uzun yıllardır kendisi tarafından tarım arazisi olarak kullanıldığını belirterek, adına tesciline, tescil mümkün olmadığı takdirde 168 ada 261 ve 263 parsel sayılı taşınmazların fiili kullanıcısı olduğu hususunun tutanağa şerh verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı yargılama esnasında ibraz ettiği 05.08.2019 tarihli dilekçesi ile 168 ada 260 parsele ilişkin açmış olduğu davadan feragat ettiğini bildirmiş, Mahkemece bu taşınmaz yönünden açılan davanın dosyadan tefriki ile ayrı bir esasa kaydının yapılmasına karar verilmiştir.
Birleşen 2018/150 Esas sayılı dosya davacısı vekili dava dilekçesinde; Mersin ili ... Mahallesi, 168 ada 262 ve 264 parsellerin gerçek ve fiili kullanıcısının müvekkili olduğunu, ancak davalı ... adına kullanıcı tespiti yapıldığını, oysaki dava konusu taşınmazların müvekkili tarafından imar ve ihya edildiğini belirterek, tespitin iptali ile müvekkili adına tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen 2018/151 Esas sayılı dosya davacısı vekili dava dilekçesinde; Mersin ili ... Mahallesi, 168 ada 261 ve 263 parsellerin kadastro çalışmalarında Hazine adına tespit edildiğini ve kullanıcı kısmının boş bırakıldığını, dava konusu taşınmazların gerçek ve fiili kullanıcısının müvekkili olduğunu, imar ve ihyasının müvekkili tarafından yapıldığını belirterek, tespitin iptali ile müvekkili adına tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacılar ... ve...'in dava konusu taşınmazların adlarına tescili talebiyle açmış oldukları davalarının tefrikine karar verilmiş, kullanıcı tespitine ilişkin talepleri yönünden yapılan değerlendirmede ise, dava konusu 168 ada 261, 262 ve 263 parsel sayılı taşınmazların gerek keşif, gerek tespit tarihi ve gerekse evveliyatında ekonomik amaca uygun herhangi bir kullanıma konu edilmediği, dava konusu 168 ada 264 parsel sayılı taşınmazın ise, üzerinde mevcut limon ağaçları ve yaşları, bilirkişi raporlarına esas alınan 2010 tarihli ortofoto ve yine 2017 tarihli uydu görüntüsü, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi beyanları birlikte değerlendirilerek, taşınmazın tespit tarihinden önce ... ve eşi ...'ün müşterek kullanımında olduğu, bu hususta ... tarafından açılan bir dava bulunmadığı gerekçeleriyle, davacı ...'in 168 ada 261 ve 263 parseller yönünden, birleşen dosya davacısı ...'in 168 ada 261, 262, 263 ve 264 parseller yönünden adına kullanıcı tespiti talebine ilişkin davalarının reddine, dava konusu edilen 168 ada 261, 262, 263 ve 264 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline, karar verilmiştir. Hüküm, asıl dosya davacı vekili ve birleşen dosya davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu taşınmazların 2/B vasıflı olarak orman sınırları dışına çıkarıldığı ve ... adına tespit edildiği, davacıların tescile yönelik taleplerinin dosyadan tefrik edilerek ayrı esasa kaydedilmesinin mahkemenin takdirinde olup usul ve esasa aykırı bir yön görülmediği, dava konusu taşınmazların tamamında 2/B şerhi bulunduğu, 168 ada 261 ve 263 nolu parsellerin kayalık taşlık vasfı ile Hazine adına tespit gördüğü, bu nedenle davacıların kullanım şerhinin bulunmadığı, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi beyanları ve keşif sonrası düzenlenen uzman bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde taşınmazların taşlık ve kayalık vasfını halen muhafaza ettiği, taşınmazların kullanıldığına dair herhangi bir iz ve emare bulunmadığı, bu taşınmazlara yönelik tespitin ve yerel mahkemece verilen red kararının doğru ve yerinde olduğu, dava konusu 168 ada 262 ve 264 no.lu parsellerin ise, tarla vasfı ile Hazine adına tespit gördüğü, kadastro tespit tutanaklarında Hazine lehine 2/B vasıflı olarak orman sınırları dışına çıkarıldığı şerhinin bulunduğu, bunun yanı sıra bu taşınmazların davacı ... tarafından kullanıldığı şerhinin de yer aldığı, bu hususların keşif mahalinde dinlenen mahalli bilirkişi beyanları ve keşif sonrası düzenlenen uzman bilirkişi raporları ile de subuta erdiği, bu taşınmazlara yönelik birleşen dosya davacısının kullanıcı tespitine yönelik talebinin reddedilmesinin de usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçeleriyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, asıl dosya davacısı ... vekili ve birleşen dosyalar davacısı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asıl dosya davacısı ... vekili ve birleşen dosyalar davacısı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
179,90'ar TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50'şer TL'nin temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.