Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/944 K.2025/3416

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/944 📋 K. 2025/3416 📅 05.05.2025

8. Hukuk Dairesi         2023/944 E.  ,  2025/3416 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/309 E., 2022/243 K.
:
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen kararın davalı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi tarafından bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... İdaresi vekili, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında çekişmeli ... köyü 101 Ada 1 parsel sayılı taşınmaz 3.809.966,69 m² yüzölçümü ile orman vasfıyla davalı Hazine adına tespit edilmiş, bu tespit 15.06.2011 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacılar dava dilekçelerinde özetle; ... köyünde bulunan 101 ada 1 parsel numaralı taşınmazın keşifte gösterecekleri kısmının irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın tespitinin iptali ile davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesi talep ve dava etmişlerdir.
Eruh Kadastro Mahkemesi davanın askı ilan süresi içerisinde açılmadığı gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar vermiştir. Bu kararın kesinleşmesine müteakip dosya Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacıların davasının kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı ... İdaresi vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2015/11637 Esas ve 2017/3839 Karar sayılı ilamıyla; orman bilirkişisi raporunda dava konusu (A) ve (B) harfi ile gösterilen taşınmazların evveliyatının orman sayılmayan yerlerden olup, üzerinde eski taş evler bulunduğunu, ayrıca fıstık, incir, sumak ağaçları dikili olduğunu, ziraat bilirkişisi taşınmazlar üzerinde ev ile birlikte meşe, fıstık, incir, ve menegiç ağaçları bulunduğunu, bir kısmının kayalık olduğunu, taşınmazların üretim yapmaya uygun olmayıp , üzerlerinde kültür bitklerine ait kalıntı bulunmadığını, mera özelliği taşıyan bitki türleri bulunduğundan otlak vasfında olduğunu belirtildiğini, jeodezi ve fotogrametri uzmanı ise taşınmazların imar ihya görmüş kültür arazisi olduğunu belirtildiğini, alınan bilirkişi raporlarında taşınmazlar üzerinde bulunan ağaçların yaşı ve cinsi, sayısı açıklanmamış, toprak yapısı, aktüel durumları açıkça belirtilmemiş, kültür arazisi olup olmadıkları, imar ihya edilip edilmedikleri yönünde raporlar arasında oluşan çelişkiler giderilmeden ve taşınmazın sınırında dere bulunduğu halde bu yönde bir inceleme yapılmadan hüküm kurulduğunu, kabule göre de; davacıların dava dilekçelerinde (A), (B) ve (C) harfi ile gösterilen yerleri dava konusu yapmışlar ise de, son celse sadece (A) ve (B) harfi ile gösterilen yerlerin adlarına tescilini talep ettiklerini belirttiklerini, bu durumda talep sonucunun azaltılan kısmı yönünden davanın feragat nedeniyle reddine ve reddedilen kısım üzerinden davalı taraf yararına vekalet ücretine karar verilmesi, ayrıca yargılama giderlerinin de kabul-ret oranına göre taraflar arasında paylaştırılması gerektiği gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; alınan ziraat bilirkişisi raporunda davacı ... tarafından dava konusu edilen ve fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen alanın üzerinde dağınık halde bulunan ve kendiliğinden yetişmiş farklı yaşlardaki melengiç ağaçlarının insan eli ile budama ve aşılama faaliyeti sonucu fıstık ağacına son 10 yıl içerisinde çevrildiği ve budama ve aşılama faaliyeti öncesinde uzun bir süre tarımsal faaliyet yapılmadığı bildirilmiş ise de taşınmazın üzerinde tarımsal faaliyet yapılmasına verilen uzun aradan önce taşınmazın imar ve ihya edildiği, tarımsal faaliyeti kolaylaştırması için tarımsal faaliyete engel olacak düzeyde bulunan taş ve kaya parçalarının yer yer toplandığı belirtilmiş, yine davacı ... tarafından dava konusu edilen ve fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen alanın toprağının yakın zamanda teraslanıp işlendiği, toprak yapısının ekilebilir dikilebilir tarım arazisine dönüştürüldüğü ve toprak karakterinin tarım toprağı niteliğinde olduğu, taşınmazın teraslama faaliyetinin öncesinde uzun bir süre tarımsal faaliyete konu edilmediği, taşınmaz üzerinde tarımsal faaliyet yapılmasına verilen uzun aradan önce ise taşınmazın imar ihya edildiği, tarımsal faaliyeti kolaylaştırması için tarımsal faaliyete engel olacak düzeyde bulunan taş ve kaya parçalarının yer yer toplandığı, jeodezi ve fotogrametri bilirkişisinin 24.09.2021 tarihli ek raporunda dava konusu (A) ve (B) parçalarının evveliyatından beri imar ihya gördüğü ve kullanıldığı, (C) taşınmazının ise kullanılmadığı, tasarruf edilmediği evveliyatından bu yana sık sık orman ağaçlarıyla kaplı olduğunun tespit edildiğinin bildirildiği, davacıların dava konusu ettikleri yerlerin imar ihyasını tespit tarihinden çok önce tamamladıkları, imar ihyadan sonra taşınmaz üzerindeki zilyetliklerini ekonomik amacına uygun şekilde bir süre devam ettirdikleri ancak bölgede yaşanan yoğun terör olayları sebebiyle köyün boşaltılması üzerine bir süre zilyetliğin devam ettirilemediği ve bu durumun mahalli bilirkişilerin beyanları ile sabit olduğu görülmekle, davacıların zilyetliği terk sebeplerinin Yargıtay tarafından zorunlu hallerdeki zilyetlik terki (savaş, yoğun terör olayları, ciddi tehdit, kan davası vb.) olarak kabul edildiği ve davacıların bozma öncesi son celsede yalnızca (A) ve (B) harfleriyle adlandırılan yerlerin tapusunun iptal edilerek kendi adlarına tescilini talep ettikleri, bu haliyle (C)'ye ilişkin taleplerinden feragat ettikleri gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine, ... köyü 101 ada 1 parsel sayılı orman vasfı ile Hazine adına tespit gören taşınmaz içerisinde 28.02.2022 hakim havale tarihli fen bilirkişi raporunda (A) (12.502,77 m²) harfi ile gösterilen kısmın tapusunun iptali ile, dava konusu taşınmazdan ifraz edilerek aynı adada verilecek son parsel numarası ile tarla vasfı ile davacı ... mirasçıları ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ............. adına veraset ilamındaki payları oranında tapu siciline kayıt ve tesciline, ... köyü 101 ada 1 parsel sayılı orman vasfı ile Hazine adına tespit gören taşınmaz içerisinde 28.02.2022 Hâkim havale tarihli fen bilirkişi raporunda (B) (16.364,70 m²) harfi ile gösterilen kısmın tapusunun iptali ile dava konusu taşınmazdan ifraz edilerek aynı adada verilecek son parsel numarası ile tarla vasfı ile davacı ... adına tapu siciline kayıt ve tesciline, davacıların ... köyü 101 ada 1 parsel sayılı orman vasfı ile maliye hazinesi adına tespit gören taşınmaz içerisinde 28.02.2022 Hâkim havale tarihli fen bilirkişi raporunda (C) (65.694,54 m²) harfi ile gösterilen kısma yönelik taleplerinin feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davalı ... İdaresi temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu yerin orman olduğu ve ormanların zilyetlikle kazanılamayacağı gerekçesiyle Mahkeme kararının kabul edilen kısım yönünden bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine temyiz dilekçesince özetle; usul ve kanuna aykırı İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmaz bölümünde davacı lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, verilen karar usul ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki; hükme esas alınan 01.02.2022 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfiyle gösterilen taşınmazın bölümünün üç yönünün orman vasfındaki 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazla diğer tarafı ise... ile çevrili olduğu anlaşılmış olup, fen bilirkişi raporu ekinde yer alan krokide gösterilen Zarova çayının devamındaki taşınmazların niteliğinin orman olup olmadığı belirlenmemiş, bu nedenle dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesinde açıklanan orman içi açıklık niteliğinde olup olmadığı hususunda yeterli araştırma yapılmamıştır.
Kabule göre de; İlk Derece Mahkemesince keşif sonucu aldırılan jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi raporunun ekinde yer alan hava fotoğrafları ve 05.03.2020 tarihli jeoloji mühendisi bilirkişi raporu incelendiğinde taşınmaz üzerinde ekonomik amaca uygun zilyetlik olup olmadığı hususunda tereddüt oluşmaktadır. Öte yandan, ziraat bilirkişi raporunda taşınmaz üzerinde bulunduğu söylenen fıstık ağaçlarının ve taşınmazın zemindeki durumunun keşif ve bilirkişi raporlarının denetlemeye uygun şekilde keşif esnasında taşınmazın fotoğraflarının çekilmediği, 03.03.2013 tarihli ziraat bilirkişi raporu ekinde yer alan taşınmazın keşif sırasında çekilmiş fotoğraflarında ise zeminin taşlık ve bakımsız çalılarla kaplı olduğu hususunun görüldüğü, bu haliyle taşınmaz üzerinde zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmemiş, bu suretle eksik araştırma ve inceleme sonucu hüküm kurulmuştur.
Hal böyle olunca doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle yöreye ait bulunan en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarından itibaren dava tarihine kadar olan tüm hava fotoğarfları ile amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri, tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise Mahkeme karar örnekleri ve varsa ilgili Yargıtay ilamlarının örnekleri bulundukları yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde önceki bilirkişiler dışında üç ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen bilirkişisi, bir orman ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Yapılacak bu keşifte, dosya arasına getirtilen belgeler, çekişmeli taşınmazla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu, 4785 sayılı Kanun, 5658 sayılı Orman Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek, memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle tespit edilmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı gibi hususların açıklandığı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan, krokili, bilimsel verileri bulunan, yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve bu şekilde, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı, dava tarihine kadar davacı ve murisleri yararına zilyetlkikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı da irdelenerek toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalı Hazine ve Orman İdaresi vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
05.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.