Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/618 K.2025/3274

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/618 📋 K. 2025/3274 📅 24.04.2025

8. Hukuk Dairesi         2024/618 E.  ,  2025/3274 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/86 E., 2023/499 K.
İlk Derece Mahkemesince verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle; dava konusu Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi 29754 ada 11 parsel sayılı taşınmaz davacının tapulu malı olduğunu, taşınmazın bulunduğu bölgede orman sınırlandırma tespiti yapıldığını ve ilanın askıya çıkarıldığını, tespit çalışması yapılırken müvekkilin taşınmazının bir bölümü orman sınırları içerisinde kaldığı ancak yapılan tespitin hatalı olduğunu, Orman Kadastrosu ve (2/b) uygulama yönetmeliği yönünden madde 19'dan da anlaşılacağı üzere şahıslar adına tapulu olan yerlerde tapu kayıtlarının esas alınacağı orman sayılmayacağını, tespitin hatalı olduğunu ve iptali gerektiği, taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılması için iş bu davayı açmak zorunda kaldıklarını, bu nedenlerle; davanın kabulüne, dava konusu 29754 ada 11 parsel sayılı taşınmazın orman sınırları içinde bırakılmasına ilişkin tespitin iptali ile dava konusu taşınmazın orman sınırları dışında bırakılmasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettikleri görülmüştür.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava konusu yerin orman olduğunu ve tapuda orman vasfı ile Hazine adına tescili gerektiğini, devlet ormanlarının anayasanın koruması altında olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve numaralı kararında; dava konusu yerin orman sınırları içinde aplike edilmesi, yeni bir sınırlama işlemi olmadığından ve yapılan aplikasyon işleminde de hata bulunmadığına göre, davanın 2020 yılında yapılan aplikasyon çalışmasına değil, 3116 sayılı Kanun kapsamında yapılan orman tahdidine itiraz niteliğinde bulunduğu ve bu çalışmanın ise 1946 yılında kesinleştiği anlaşılmakla, dava konusu taşınmazın orman sınırları içerisinde bırakılmasına ilişkin tespitin iptaline yönelik davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; usul ve kanuna aykırı verilen kararın bozulması gerektiğini beyan etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Davanın; Kadastro Mahkemesinde yörede yapılan (2/B) çalışmaları sonucu ilan süresi içinde açıldığı, Kadastro Mahkemesince; gerçek kişilerin taşınmazların Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmasına ilişkin olarak idareyi zorlayıcı şekilde dava açamayacakları gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, davacı vekilinin istinafı ile; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 2021/1532 Esas, 2021/1063 Karar. sayılı ilamı ile davacının davasının; 1946 yılında kesinleşen 3116 sayılı Kanun kapsamında yapılan tahdide itiraz niteliğinde olduğu ve görevsizlik kararı verilmesi gerekçesiyle ortadan kaldırıldığı, Kadastro Mahkemesince görevsizlik kararı verildiği, bu kararın davacı vekilince istinaf edilmesi ile Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin 8. Hukuk 2022/1018 Esas, 2022/744 Karar sayılı ilamı ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, iş bu kararın davacı vekili tarafından temyiz edildiği, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2022/6565 Esas, 2022/9623 Karar sayılı ilamı ile; Bölge Adliye Mahkemesi kararı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-c maddesi gereği kesin nitelikte olup bu karara karşı temyiz yoluna başvurulması mümkün olmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verildiği görülmüştür.
Yukarıda açıklanan dosya sürecine göre; Mahkemece davanın esası hakkındaki 17.11.2023 tarihli kararının Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra verilmesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/4. maddesi; "Yargıtayın bozma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesince bozmaya uygun olarak karar verildiği takdirde, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir." maddesi göz önüne alındığında, iş bu dosyanın Yargıtay denetiminden geçerek bozulmasının söz konusu olmadığı, Yargıtay incelemesine sadece; Kadastro Mahkemesinin görevsizlik kararının, Bölge Adliye Mahkemesince Esastan Reddine ilişkin kararının temyizi üzerine geldiği ve Dairemizce temyiz dilekçesinin reddine karar verildiği, görevsizlik kararının kesinleşmesi ile Dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesince esasa kaydedilerek karar verildiği anlaşıldığına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/4. ve 341. maddeleri karşısında esasa ilişkin verilen yeni kararla ilgili başvurulması gereken kanun yolunun öncelikle istinaf yolu olduğu anlaşılmıştır.
Bu sebeplerle, kararın istinaf incelemesinin Bölge Adliye Mahkemeleri tarafından yapılması zorunlu olduğundan, dosyanın ilgili Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmek üzere, İlk Derece Mahkemesine geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir.
V. KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Gereği yapılmak üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE,
24.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.