Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/2160 K.2025/2696
8. Hukuk Dairesi 2023/2160 E. , 2025/2696 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/139 E., 2022/164 K.
Taraflar arasında görülen tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... İdaresi vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı dava dilekçesinde; ...köyü, ... mevkiinde bulunan doğusu kendisine ait 110 ada 17 parsel, batısı dere, güneyi ............yolu, kuzeyi ...'a ait 110 ada 19 parsel sayılı taşınmaz sınırları ile çevrili yaklaşık 1500 metrekare yüzölçümlü, içerisinde muhtelif ağaçlardan oluşan taşınmazı 30 yılı aşkın süreden beri kendisinin kullandığını, kadastro çalışmaları sırasında dere yatağı olarak 110 ada içerisinde tespit dışı olarak bırakıldığını, bu yerin bir kısmını ekip biçmek suretiyle tarla ve bahçe olarak, bir kısmına çeşitli ağaçlar dikerek uzun süreden beri kullandığını, bu yerin dere yatağı ve ormanla bir ilgisinin olmadığını belirterek, adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne, ...köyü 110 ada 19 parselin güneyinde bulunan tescil harici bırakılan fen bilirkişisi İsa Doru'nun 03.09.2014 havale tarihli raporunda krokide (A) harfi ile gösterilen 1.499,13 mekrekare yüzölçümündeki taşınmaza, yeni parsel numarası verilerek davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 22.02.2017 tarihli ve 2015/11555 Esas, 2017/1422 Karar sayılı ilamıyla; davalı ... köyünün bağlı bulunduğu ... Başkanlığı ve ilgili Büyükşehir Belediye Başkanlığının davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması, sonrasında davanın esası hakkında bir karar verilmesi gereğine değinilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne, 03.09.2014 havale tarihli fen bilirkişi raporundaki krokide (A) harfi ile gösterilen 1.499,13 metrekare yüzölçümündeki taşınmaza, yeni parsel numarası verilerek davacı adına tapuya tesciline, Hazine ve Orman İdaresi yönünden davanın husumetten reddine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 17.06.2021 tarihli ve 2020/4099 Esas, 2021/5400 Karar sayılı kararıyla; çekişmeli taşınmaz ile ilgili usulüne uygun orman araştırması yapılmadığı, yörede orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise hangi kanuna göre yapıldığının araştırılmadığı, taşınmazın dere yatağına komşu olduğuna göre dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı, dere yatağının etkisi altında olup olmadığı hususlarında jeolog bilirkişisine inceleme yaptırılmadığı, ziraat bilirkişisinin taşınmazda 12-15 yaşlarında 14 adet dut ile 13 adet ceviz ağacı bulunduğu, kadimden beri imar ve ihya edilen yerlerden olduğu yönündeki tespitlerinin gerçeğin bir görüntüsü olan hava fotoğraflarıyla denetlenmediği, ayrıca 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713/4. maddesindeki zorunlu ilanların da yapılmadığı, kabule göre de, 4721 sayılı Kanun'un 713/3. maddesi uyarınca tescil davalarında Hazine ve ilgili kamu tüzel kişisi olarak Orman İdaresinin yasal hasım oldukları halde haklarında husumetten ret kararı verilmesinin de doğru görülmediği gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; orman bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu, ziraat ve jeoloji bilirkişilerince düzenlenen müşterek bilirkişi raporunda, taşınmazın 15-25 yaşlarında dut, sedir ve ceviz ağacı bulunan karışık meyve ve sebze bahçesi olarak kullanıldığı, 1977, 1985 ve 1999 yıllarına ait hava fotoğraflarında kuru derenin yüzeysel akışın olduğu dönemlerde yatak değiştirmediği ve dava konusu arazinin toprak bütünlüğünü bozmadığı, taşınmazın toprak yapısı, toprak rengi, topraktaki değişim, çevre parsellerle benzerliği göz önünde bulundurulduğunda kadimden beri imar ihyasının tamamlanarak bahçe vasıflı kültür arazisi olarak kullanıldığı, fen ve jeodezi mühendisi bilirkişiler tarafından düzenlenen müşterek bilirkişi raporunda ise, taşınmazın imar ihyasına 1977 yılından önce başlandığı, 1977 yılında da imar ihyasının tamamlandığının belirtildiği, yine keşif esnasında dinlenen mahalli bilirkişilerin beyanlarında, davacının buğday ekmek, sebze ve ağaç yetiştirmek suretiyle en az 35 yıldır taşınmazı kullandığını ifade ettikleri, böylece davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, ...Mahallesinde kain tescil harici taşınmazın fen bilirkişisi T.Ö. ile jeodezi ve fotogrametri bilirkişisi A.M. tarafından düzenlenen 16.11.2022 havale tarihli ek raporunda krokide (B) harfi ile gösterilen 1.417,61 metrekarelik bahçe niteliğindeki yerin davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Davalı ... İdaresi vekili, dava konusu taşınmazın gerek kazandırıcı zamanaşımı, gerekse imar ihya edilerek özel mülkiyete konu edilemeyeceğini, dere yatağı kenarı olup taşkın sahası içinde kaldığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararını temyiz etmiştir.
Davalı ... vekili, Mahkemece hakdüşürücü süre ve zamanaşımı hususunun göz önüne alınmadığını, hükme esas teşkil eden bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararını temyiz etmiştir.
Davalı ... vekili, 775 sayılı Gece Kondu Kanunu'nun 3. maddesinin yürürlükte bulunduğu dönem itibarıyla taşınmazın Belediyeye devri yönünden hukuki şartların oluştuğunu, Mahkemece bu hususta rapor alınması gerekirken dosya içerisinde bu yönde bir bilgiye rastlanmadığını, dava konusu taşınmazın müvekkili Belediye adına tescil edilmesi gerektiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararını temyiz etmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Uulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... İdaresi vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz edenlerden davalı ... Başkanlığından alınmasına,
80,70 TL peşin harcın da onama harcına mahsubu ile kalan 534,70 TL'nin de davalı ... Başkanlığından alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
07.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.