Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/243 K.2025/1564

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/243 📋 K. 2025/1564 📅 26.02.2025

8. Hukuk Dairesi         2024/243 E.  ,  2025/1564 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/669 E., 2023/3709 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 21. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/418 E., 2021/972 K.
Taraflar arasında İstanbul Anadolu 21. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti davası sonucunda verilen hükme davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava dilekçesinde; davacı ...'nın, Şeyhülislam Hoca Sadeddin Bin ... ... Vakfı'nın galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti istenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; davacı ile vakfeden arasında soybağı kurulamadığı gibi tevliyetin evlada şart kılınmadığı ve galle fazlasının evlada ödeneceğine dair bir ifadenin bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla kanuna uygun gerektirici nedenlere, davaya konu vakfın vakfiyesinin incelenerek, alanında uzman bilirkişi heyeti tarafından dosya kapsamına uygun olarak düzenlenen raporun hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına, İlk Derece Mahkemesi kararında Mahkemenin hukuki değerlendirmesi bakımından, kanuna aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin esastan reddine karar karar verilmiştir.
Davacı vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; dava ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesince yetersiz gerekçe ve eksik inceleme ile karar verildiğini, davacı ... ile vakfeden arasında irsen ve teselsülen soybağının mevcut olduğunu, arz ve izah edilen ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Dava, vakfın gelir fazlasından faydalanmaya yönelik galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir.
2. 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun (5737 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinde, mülhak vakıf mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin (743 sayılı Kanun) yürürlük tarihinden önce kurulan, yönetimi vakfedenlerin soyundan gelenlere şart edilen ve bu kişiler tarafından; mazbut vakıf ise bu Kanun uyarınca Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı Kanun Medenisi'nin yürürlük tarihinden önce kurulan ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıflar olarak tanımlandıktan sonra, aynı Kanun'un 6 ncı ve 7 nci maddelerinde ise mazbut vakıfların Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yönetilip temsil edileceği, 5737 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce mazbut vakıflar arasına alınan vakıflarla, bu Kanuna göre mazbut vakıflar arasına alınan vakıflara bir daha yönetici seçimi ve ataması yapılamayacağı hükme bağlanmıştır.
Vakıflar Kanunu ve Vakıflar Yönetmeliğine göre, galle fazlası evlada şart kılınan mazbut ve mülhak vakıflarda vakfedenin soyundan gelen ve bu nedenle vakfın gelirinden (gallesinden) yararlanma hakkına sahip olan kişiler için öncelikle dava açılması ve bu haklarının dava ile tespit edilmesi aranmıştır. Uygulamada bu dava, vakıflarda evladiye davaları, vakıf evladı ya da galleye müstehak evlat olduğunun tespiti davası şeklinde isimlendirilmiştir. Belirtmek gerekir ki vakıf evladı kavramı daha çok, vakfedenin çocukları ya da alt soyundan gelenler için kullanılan bir kavram olup, vakfedenin akrabaları ya da vakıftan yararlanan ismi ile belirtilmiş kişileri kapsamamaktadır.
Vakfın geliri üzerinde hak sahibi olduğuna ilişkin davayı, vakfiye uyarınca galleden yararlanma hakkı olan, yani vakfeden ile soybağı olan ya da soybağı olmasa bile galleden kendisine pay özgülenen diğer kişiler açabilir.
Bir vakıftan galle fazlasının alınabilmesi için öncelikle vakfeden ile soybağının ispatlanması, sonra da vakfiyede öngörülen şartların gerçekleşmesi gerekir. Yani bu tür davalarda incelenecek ilk husus; davacılar ile vakfeden arasında iddia edildiği üzere kan bağı yolu ile soybağı mevcut olup olmadığı, eğer soybağı kurulabiliyorsa ikinci aşamada vakfiyede galle fazlası için öngörülen şartların somut olayda davacılar yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması olacaktır.
Vakfiyeler, vakıf davalarında birinci derecede delil olup (Akgündüz, ..., İslam Hukukunda ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müessesesi, 1996, Sh. 428), kadimden beri uygulandığı bilinmedikçe vakıf davalarında yazılı delil olarak kullanılamazlar. (Mecelle md.1739) Vakfiyelerin uygulanma şartı, bunların ifade ettikleri maddelerin sabit ve meşhur olmasıdır.
Bu genel açıklamalar sonrası dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; vakfeden ile davacı arasında soybağı bulunduğuna dair iddianın ispat edilemediği, tevliyet görevinin evlattan gayri kişilere şart kılındığı, İlk Derece Mahkemesince davanın ret gerekçelerinin bu iki husus yönünden dosya kapsamı ile uyumlu olduğu anlaşılmıştır.
Galle fazlasına ilişkin vakfiyedeki düzenlemelerin incelenmesine gelince; dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, dava konusu vakfın Gurre-i Receb 1024 H./ 7 Ağustos 1614 M. tarihli vakfiyede; "..İstanbul'da vâki evkâf-ı mezbûrenin gallatından tamir ve termim sabıkan zikrolunan masarıftan sonra falza kalanın mûmâileyh vâkıfın evlâdı ve evlâd-ı evlâdı ve inkırazlarına kadar batnen ba'de batnin ve ... gıbbe aslin evlâdı evlâdı evlâdı arasında miras tariki üzre olmayub zükûr ve inas arasında müsavat üzre taksim olunmasını..." şeklinde düzenlenerek vakfın İstanbul'da bulunan akarlarından elde edilecek gelirlerden hayır şartları, görevli ücretleri ve tamir masrafları karşılandıktan sona arta kalan galle fazlasının batın şartı ile nesiller boyu kız ve erkek evlât arasında eşit olarak dağıtılmasının şart koşulduğuna göre galle fazlasının evlada bırakılmadığına gerekçede yer verilmesi doğru değil ise de; bu husus yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden ve hükmün redde ilişkin bölümü sonucu itibarıyla doğru görüldüğünden, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince gerekçesi düzeltilerek onanması gerekir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin (1) no.lu bentte yazılı nedenlerle diğer temyiz itirazlarının reddine,
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davacı vekilinin temyiz itirazlarının (2) no.lu bentte yazılı nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan şekilde gerekçesi değiştirilmek suretiyle 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.