Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2022/6547 K.2025/1440
8. Hukuk Dairesi 2022/6547 E. , 2025/1440 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/355 E., 2022/617 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bafra 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/129 E., 2022/22 K.
Taraflar arasında tapusuz taşınmazın tescili ve muhdesatın aidiyetinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava konusu, Samsun ili Ondokuzmayıs ilçesi Yörükler Mahallesinde 766 sayılı Kanuna göre 1966 yılında yapılan tapulama çalışmalarda dava konusu taşınmaz tespit harici bırakılmış, 3116 sayılı Kanuna göre 1951 yılında orman sınır tespit çalışması yapılmış, 1951 yılındaki sınırlara uyularak 6831 sayılı Kanuna göre, orman kadasrosu ve 2/B madde uygulama çalışmaları 01.04.1994 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı vekili; Samsun ili Ondokuzmayıs ilçesi Yörükler Mahallesinde ekli krokide gösterilen 306,30 m² taşınmazın zilyetliğini, dava dışı ... 'den 2008 yılında üzerindeki 3 katlı ev ile birlikte satın aldığını, davacının halen bu yerin ve binanın zilyedi olduğunu, vergilerini ödeyip elektrik ve su aboneliklerinin bulunduğunu, çekişmeli taşınmazın 3. sınıf sit alanı içinde kaldığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile edinmeye elverişli bir yer olduğunu, kıyı kenar çizgisinde olmadığını, orman, mera, devletin hüküm ve tasarrufu altında olan bir yerde olmadığını, taşınmazın tespit dışı bırakılan yerlerden olduğunu, imar çalışmalarına başlanılması nedeniyle, davalı ...'nin binaları yıkmak için çalışma yaptığını, taşınmazın uzun zamandır malik sıfatıyla zilyedi olduğunu, zilyetliğinin halen devam ettiğini ve çekişmeli taşınmazın tespit dışı bırakılmasından itibaren 50-60 yıldan fazla bir zaman geçtiğini belirterek çekişmeli taşınmazın davacı adına tesciline ve üzerinde bulunan iki katlı kargir binanın davacı tarafından yaptırıldığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 18.01.2018 tarihli ve 2016/44 Esas, 2018/19 Karar sayılı hükmünde, dava konusu taşınmazın içinde bulunduğu alanın doğal sit alanı ilan edildiği, davacıya ait binanın bulunduğu alanda koruma amaçlı herhangi bir imar planlarının bulunmadığı, davaya konu alanın Mahkeme kararına göre kıyı kenar çizgisi ve bu kıyı kenar çizgisine göre sahil şeridinin ikinci 50 metrelik bölümü içinde kaldığı, davacıya ait yapının çevre düzeni planı ve plan hükümlerine, sit kararlarına, ... alanların, imar mevzuatına ve kıyı mevzuatına uygun olmadığı gerekçesiyle, muhdesatın aidiyeti talebi yönünden, hukuki yararın varlığının gerektiği taşınmaz hakkında ortaklığın giderilmesi ya da kamulaştırma işlemi olmadığı, davacının mülkiyetinin tespiti istemede hukuki yararının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu, davalı ... ile Hazinenin zorunlu dava arkadaşı olduğu ve ayrı ayrı vekalet ücreti hükmedilmesinin usul ve kanuna uygun olmadığı iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin 19.04.2018 tarihli ve 2018/513 Esas, 2018/491 Karar sayılı ilamıyla Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığının da davaya dahil edilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin kabulüne karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesince ... davaya dahil etmiş ve 25.09.2018 tarihli ve 2018/205 Esas, 2018/446 Karar sayılı hükümle ilk karardaki gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili ilk istinaf iddialarıyla kararı istinaf etmiştir.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesinin 01.03.2019 tarihli ve 2018/1915 Esas, 2019/420 Karar sayılı ilamında, İlk Derece Mahkemesince kıyı kenar çizgisine ilişkin harita ile ilan ve tebliğine ilişkin belgelerin getirtilmesi, taşınmazın yörede yapılan tesis kadastrosunda neden tescil harici bırakıldığının belirlenmesi, taşınmazın sınırında orman niteliği belirlenen 77 parsel bulunduğu ve yörede orman tahdidi yapıldığı anlaşılmasına rağmen taşınmazın öncesi itibarıyla orman sayılan yerlerden olup olmadığı hususunda orman bilirkişisinden rapor alınması, orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği, hava fotoğrafları getirtilerek mahalli bilirkişiler, taraf tanıkları, önceki keşifte görev almamış bir orman, bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi, bir fen bilirkişi, bir jeoloji bilirkişi ve üç ziraat mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu huzuruyla yapılacak keşifle imar, ihya ve zilyetlik hususunun ve komşu parsel dayanağı kayıt ve belgeler yerel bilirkişi ve tanıklar eliyle uygulanarak çekişmeli taşınmaz yönünü ne ve kimin yeri olarak okuduğunun belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; dava konusu taşınmazın orman olmadığı, kıyı kenar çizgisi dışında olduğu, harita ve jeodezi mühendisi bilirkişisi raporunda davaya konu edilen taşınmaz üzerinde tarımsal kullanım görülmediği, ziraat bilirkişi raporunda taşınmaz üzerinde ekonomik tarım yapılamayacağına yönelik tespit dikkate alındığında imar ihyanın gerçekleşmediği, taşınmaz üzerindeki ev, ahır, samanlık vb yapıların imar ihya faaliyeti sayılmayacağı, muhdesatın tespitine yönelik talepte ise, hukuki yararın dava koşulu olduğu, taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat yönünden derdest ortaklığın giderilmesi davası ya da kamulaştırma işlemi bulunmadığı, bu nedenle bu davada görülemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, dava konusu taşınmazın tespit dışı bırakılma tarihinden sonra 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolduğu, dava konusu taşınmazın orman ve kumluk alanda olmadığı, kıyı kenar çizgisinin içinde kalmadığı iddiasıyla İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmiş, Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ : Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 534,70 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.