Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2022/3855 K.2025/1200

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2022/3855 📋 K. 2025/1200 📅 17.02.2025

8. Hukuk Dairesi         2022/3855 E.  ,  2025/1200 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2013/296 Esas, 2020/48 Karar
KARAR : Asıl dava, birleşen davalar ve asli müdahil talepleri yönünden davanın reddine
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, asıl dava, birleşen davalar ve asli müdahil taleplerinin reddine karar verilmiş olup, kararın asıl dosyada ..., ..., ... mirasçıları vekili, birleşen 1996/135 Esas sayılı dosyada davacı ... İdaresi tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu Doğusandal köyünde dava açılmasından önce yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmadığı, çekişmeli taşınmazı da kısmen içine alan komşu Karayakup köyünde orman kadastrosu ve değişik 2 nci madde uygulamasının 1975 yılında yapılıp 13.07.1977 tarihinde ilan edildiği, yargılama devam ettiği dönemde 2001 yılında Doğusandal köyü sınırları içerisinde bulunan ormanlarda 6831 sayılı Orman Kanununa (6831 sayılı Kanun) göre orman kadastrosu ve aynı Kanun'un 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B maddesi uygulaması yapılarak 29.01.2004 tarihinde ilan edildiği anlaşılmaktadır.
Davacılar vekili (Erdemli Kadastro Mahkemesine sunulan) dava dilekçesinde; dava konusu Mersin ili Erdemli ilçesi Doğusandal köyü, Mühlü yaylası mevki 102 ada 152 parselin yapılan kadastro çalışması sonucunda taşınmazın tamamının davalı ... adına tespit edildiğini, yapılan kadastro tespitinin yanlış olduğunu, tespit tutanağında da görüleceği üzere dava konusu taşınmaz içerisinde muhtelif kişilere ait evlerin bulunduğunu, keşif ve bilirkişi raporlarında gösterilecek olan kısımların müvekkilleri adına tespit ve tescil edilmesi gerektiğini belirterek, tespitin iptalini, asli müdahiller ..., ..., ... vekili 14.09.1998 tarihli dilekçesinde; dava konusu Mersin ili Erdemli ilçesi Doğusandal köyü, Mühlü yaylası mevki, 102 ada 152 parsel sayılı taşınmazda Hazine adına yapılan tespitin iptalini, zeminde ve bilirkişi krokisinde görüldüğü üzere fiilen müvekkillerinin zilyeti altındaki bölümlerin mümkün olduğu takdirde müstakil parsel şeklinde, olmadığı takdirde şüyulandırılmak suretiyle adlarına tespit edilmesini, asli müdahil ... 28.09.1998 tarihli dilekçesinde; davaya konu 102 ada 152 parsel sayılı taşınmazın içinde çok eski tarihten beri zilyetliği altında bulunan tahminen 250 metrekare kadar bir arazisi olduğunu, bu taşınmazın Hazine ile ilgisinin olmadığını belirterek, iş bu taşınmazın adına tespit ve tescilini, asli müdahil ... müdahale talep dilekçesinde; davaya konu 102 ada 152 parsel sayılı taşınmazın 250 metrekaresinin tamamen kendisine ait olduğunu belirterek, iş bu taşınmazın adına tespit ve tescilini, asli müdahil ... müdahale talep dilekçesinde; davaya konu 102 ada 152 parsel sayılı taşınmazın 450 metrekaresinin tamamen kendisine ait olduğunu belirterek, iş bu taşınmazın adına tespit ve tescilini, asli müdahil ... müdahale talep dilekçesinde; davaya konu 102 ada 152 parsel sayılı taşınmazın 300 metrekarelik kısmının kendisine ait olduğunu belirterek iş bu taşınmazın adına tespit ve tescilini, asli müdahil ... vekili tarafından sunulan müdahale dilekçesinde; davaya konu 102 ada 152 parsel sayılı taşınmazın tarım yapmaya elverişli nitelikte olduğunu ve halen üzerinde tarım yapıldığını, müvekkilinin taşınmaz üzerinde evinin de içinde olduğu yaklaşık 600 metrekarelik bir kısımda zilyetliğinde olduğunu, zilyetlik süresinin 20 yılı aştığını, 1994 yılında yaptırdığı kargir binanın haricindeki kısmını da ekip biçmek suretiyle fiilen kullandığını belirterek, davalı adına yapılan tespitin iptalini, davaya konu taşınmazın adına tespitini, asli müdahil ... 07.05.1999 dilekçesinde; davaya konu 102 ada 152 parsel sayılı taşınmazda (N) harfi ile gösterilen 284,92 metrekarelik taşınmazın ceddinden intikalen geldiğini, kadimden beri zilyeti altında olduğunu belirterek, kendi adına tespit ve tescilini, asli müdahil ... 07.05.1999 dilekçesinde; davaya konu 102 ada 152 parsel sayılı taşınmazın taşlık çalılık arazi olmadığını, kullanmakta olduğu yaklaşık 189,33 metrekarelik kısmın murislerinden kendisine kaldığını ve zilyet olarak nizasız fasılasız olarak halen kullanmaya devam ettiğini belirterek, Hazine adına yapılan tespitin iptalini, bilirkişi raporlarında (Ç) harfi ile gösterilen kısmın adına tespit ve tescilini, asli müdahil ... 07.05.1999 dilekçesinde; davaya konu 102 ada 152 parsel sayılı taşınmazın taşlık çalılık arazi olmadığını, kullanmakta olduğu yaklaşık 97 metrekarelik kısmın murislerinden kendisine kaldığını ve zilyet olarak nizasız fasılasız olarak halen kullanmaya devam ettiğini belirterek, Hazine adına yapılan tespitin iptalini, bilirkişi raporlarında (R) harfi ile gösterilen kısmın adına tespit ve tescilini, asli müdahiller ... ve ... 07.05.1999 dilekçesinde; davaya konu 102 ada 152 parsel sayılı taşınmazın taşlık çalılık arazi olmadığını, kullanmakta oldukları yaklaşık 408 metrekarelik kısmın murislerinden kendilerine kaldığını ve zilyet olarak nizasız fasılasız olarak halen kullanmaya devam ettiklerini belirterek, Hazine adına yapılan tespitin iptalini, bilirkişi raporlarında (P) harfi ile gösterilen kısmın adlarına tespit ve tescilini, asli müdahil vekili tarafından sunulan 25.12.2019 tarihli dilekçesinde; davaya konu 102 ada 152 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına yapılan tespitinin iptalini, keşifte gösterilip belirlenecek 600 metrekarelik kısmın müvekkillerinden ...'ın babası 1954 doğumlu ... oğlu ... , 750 metrekarelik kısmın ..., 2.500 metrekarelim arazinin ..., 600 metrekare arazinin ... adına tespit ve tescilini istemiş, asıl ve birleşen dosyalarda davalı ... vekili davanın reddini savunmuştur.
Asıl ve birleşen dosyalarda dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacı ... İdaresinin sübut bulmayan davasının reddine, davacılar ..., ... ve ... 'ın davalarının husumet yönünden reddine, davacılar ... ve arkadaşları ve diğer şahsi davacılarıların ve müdahil davacıların sabit olan davalarının kabulüne karar verilmiş, kararın davalı ... vekili ve birleşen dosyada davacı ... İdaresi vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olmadığı, dava konusu 152 parselin, komşu 130 ve 151 sayılı parsellere uygulanan Eylül 1319 tarihli ve 55 numaralı tapu kaydı miktar fazlası olması nedeniyle Hazine adına tespit edildiği, öncelikle taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı belirlendikten sonra orman sayılan bölümünün orman niteliği ile Hazine adına tescil edilmesi, orman sayılmayan kısmın ise tapu kaydı miktar fazlası olduğunun düşünülmesi ve toplanan deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi için karar bozulmuştur.
Erdemli Kadastro Mahkemesinin 2011/4 Esas sayılı dosyası üzerinden bozmaya uyularak yargılama başlanılmış olup, 21.06.2013 tarihli 11. celseye kadar yargılama bu dosyada devam etmiş, 20.09.2013 tarihli 12. celsede; dosyanın gönderildiği Mersin Kadastro Mahkemesinin 2013/296 Esas sayılı dosya üzerinden yargılamaya devam edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosuna göre orman sayılmayan yerlerden olduğu, taşınmazın hava fotoğraflarında açıklık alan olarak göründüğü, taşınmazın öncesinin orman olmadığı, Erdemli Kadastro Mahkemesi 1996/176 Esas, 1996/192 Karar sayılı kararda esas alınan krokide bilirkişiler tarafından 82 ve 83 orman sınır noktalarının yerlerinin hatalı tespit edilmesi nedeniyle dava konusu taşınmazın bir kısmının orman olarak göründüğü bu bağlamda taşınmazın orman olmadığının mahkemece kabul edildiği, dava konusu taşınmaza ve 130 ve 151 parsel sayılı taşınmazlara dayanak Eylül 1319 tarihli ve 55 nolu tapu kaydının uygulandığı, mahalli bilirkişi beyanlarına göre tapu kaydının dava konusu taşınmaza uyduğu, tapu kaydının değişebilir sınırlı olması nedeniyle miktarı itibariyle geçerli olup, tapu kaydının miktarının 3 dönüm olduğu, 130 ve 151 parsel sayılı taşınmazların toplamda 3.000 metrekare yüzölçümünde olup, ayrıca dayanak vergi kaydının sınırları itibariyle dava konusu taşınmaza uymadığı, bu bağlamda 152 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı miktar fazlası olması nedeniyle 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü ve 17 nci maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, dava konusu taşınmazda imar ihyanın yapılmadığı, bu nedenle davacılar lehine zilyetlik şartının gerçekleşmediği, buna bağlı olarak bir kısım davacılar tarafından diğer davacılara ve asli müdahillere yapılan satışların geçerliliğinin olmadığı, zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının davacılar ve asli müdahiller lehine oluşmadığı gerekçesiyle, asıl dava, birleşen davalar ve asli müdahil taleplerinin reddine, Mersin ili Erdemli ilçesi Doğusandal Mahallesi, 102 ada 152 parsel sayılı taşınmazın tespitteki yüzölçümü ve vasfı ile Hazine adına tespit gibi tesciline karar verilmiş, bu karar, asıl dosyada ..., ..., ... mirasçıları vekili, birleşen 1996/135 Esas sayılı dosyada davacı ... İdaresi vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, asıl dosyada ..., ..., ... mirasçıları vekili, birleşen 1996/135 Esas sayılı dosyada davacı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler ayrı ayrı kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 556,10 TL'nin temyiz eden asıl dosyada davacılar ve davacılar mirasçılarından alınmasına,
7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
17.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.