Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/3026 K.2025/492
8. Hukuk Dairesi 2023/3026 E. , 2025/492 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
Taraflar arasında İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen vakıf yöneticilerinin görevden alınması davası sonucunda verilen hükme davalılardan ..., davalı ... vekili, kayyım ücretine ilişkin verilen ek karara karşı ise davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılardan ..., ... ve ... vekilince temyiz edilmekle; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava dilekçesinde; davalı Vakfın 4 kişiden oluşan mütevelli heyetinde görev alan (diğer davalılar) ..., ...,..., ...'nın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 30.09.2016 tarihli ve 2016/103113 numaralı soruşturma kapsamında tutuklandıkları, Vakıflar Kanunu'nun 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrası; "Telafisi imkansız sonuçlar doğurabilecek hallerde dava sonuçlanıncaya kadar, Meclis kararı üzerine Denetim Makamınca, vakıf yönetiminin geçici olarak görevden uzaklaştırılması ve kayyımca yönetilmesi ihtiyati tedbir olarak mahkemeden talep edilir" hükmü olduğu, açıklanan nedenlerle, davalılar hakkında yürütülen soruşturma ve Mahkeme süreci sonuçlanıncaya kadar, davalı Vakıf yöneticilerinin geçici olarak görevden uzaklaştırılması ve Vakfın Mahkeme atanacak kayyım tarafından yönetilmesine karar verilmesi istenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; davanın kabulü ile davalılar ...'ın, ...'ın,...'ın ve ...'nın davalı ... Yönetim Kurulu üyeliklerinden geçici olarak uzaklaştırılmasına ve haklarında 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun (5737 sayılı Kanun) 10 uncu maddesi uyarınca davalıların 5 yıl müddet ile dava konusu vakıfta ve diğer vakıflarda yönetim ve denetim kurulu üyeliklerinden mennine ve yerlerine yeni üye seçilinceye ya da davalılar hakkındaki soruşturma ve ceza davası sonuçlanıncaya kadar görev yapmak kaydı ile yönetim kurulu üyeliğine ...'in kayyım olarak tayinine karar verilmiştir.
Davalı Vakıf vekili ile davalı ... vekili verilen kararın esasına yönelik, davacı vekili ise ek karar ile takdir edilen kayyım ücretine yönelik istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesi ile tarafların yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Davalılardan ..., ... ve ... vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Dava, 5737 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi gereğince İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonucu tutuklanmaları nedeni ile vakıf yönetim kurulu üyelerinin soruşturma ve Mahkeme süreci tamamlanana kadar geçici olarak görevden uzaklaştırılmaları ile yerlerine kayyım atanması istemine ilişkindir.
5737 sayılı Kanun'un "Vakıf yöneticilerinin sorumlulukları ve görevden alınması" başlıklı 10.maddesi aynen; Vakıf yöneticileri; vakfın amacına ve yürürlükteki mevzuata uymak zorundadır.
Birinci fıkrada belirtilen zorunluluğa uymayanlar ile;
a) Vakfın amacı doğrultusunda faaliyette bulunmayan,
b) Vakfın mallarını ve gelirlerini amaçlarına uygun olarak kullanmayan,
c) Ağır ihmal ve kasıtlı fiilleriyle vakfı zarara uğratan,
d) Denetim Makamınca tespit edilen noksanlık ve yanlışlıkları verilen süre içerisinde tamamlamayan, düzeltmeyen veya aykırı işlemlere devam eden,
e) Medeni hakları kullanma ehliyetini kaybeden veya görevini sürekli olarak yapmasına engel teşkil edecek hastalığa veya maluliyete yakalanan,
f) (Mülga: 12/7/2013-6495/48 md.)
vakıf yöneticileri, Meclisin vereceği karara dayalı olarak Denetim Makamının başvurusu üzerine vakfın yerleşim yeri asliye hukuk mahkemesince görevlerinden alınabilir. Telafisi imkânsız sonuçlar doğurabilecek hallerde dava sonuçlanıncaya kadar, Meclis kararı üzerine Denetim Makamınca, vakıf yönetiminin geçici olarak görevden uzaklaştırılması ve kayyımca yönetilmesi ihtiyati tedbir olarak mahkemeden talep edilir." hükmünü içermektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) istinaf yoluna başvurulabilen kararlar başlıklı 341 inci maddesinin birinci fıkrasında ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulacağı öngörülmektedir. Yine aynı Kanun'un temyiz edilemeyen kararlar başlıklı 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde geçici hukuki korumalar hakkında verilen kararların temyiz edilemeyeceği öngörülmüştür.
Geçici hukuki korumalar; ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz, yürütmeyi durdurma, tutuklama, el koyma gibi çeşitli hukuk dallarında düzenlemiş olan etkin hukukî koruma önlemlerine ilişkin üst kavram olup buna karşılık kesin hukuki koruma ise ancak açılan bir dava üzerine yapılan yargılama sonucunda verilen karar ile sağlanabilir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, davalı vakıf yöneticileri hakkında dava dilekçesinde de açıklandığı üzere İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma yürütüldüğü ve tutuklandıkları, iş bu soruşturma ve Mahkeme süreci tamamlanıncaya kadar geçici olarak davalıların görevden alınarak yerlerine kayyım atanması istenmiştir. Talep ile Mahkeme kararının; 5737 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin son fıkrasındaki; " telafisi imkânsız sonuçlar doğurabilecek hallerde dava sonuçlanıncaya kadar, Meclis kararı üzerine Denetim Makamınca, vakıf yönetiminin geçici olarak görevden uzaklaştırılması ve kayyımca yönetilmesi ihtiyati tedbir olarak mahkemeden talep edilir." hükmü kapsamında kaldığı yani ihtiyati tedbir mahiyetinde geçici olarak vakıf yöneticilerinin görevden alınması ve kayyım atanması kapsamında kaldığı anlaşılmıştır.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından geçici hukuki korumalara ilişkin verilen kararların temyiz edilemeyeceği 6100 sayılı Kanun'un 362/1-f maddede açıkça düzenlendiğinden, İlk Derece Mahkemesinin 5737 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin son fıkrası gereği ihtiyati tedbir kapsamında verdiği vakıf yöneticilerinin geçici olarak görevden alınması ve yerlerine kayyım atanması kararı kesin olup temyiz edilemez. Bu nedenle temyiz başvurusu temyiz edilemeyen kesin karara ilişkin yapılmıştır.
6100 sayılı Kanun'un istinaf kanun yoluna dair hükümlerin temyiz kanun yolu için kıyas yolu ile uygulanmasına dair 366 ncı maddesi göndermesi ile 346/1 inci maddesi gereği temyiz dilekçesi, kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi temyiz dilekçesinin reddine karar verir ve 344 üncü maddeye göre yatırılan giderden karşılanmak suretiyle ret kararını kendiliğinden ilgiliye tebliğ eder (HMK 346/1 ve 366). Temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarihli 1989/3 Esas, 1990/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın, Yargıtay tarafından da temyiz talebinin reddine karar verilebileceğinden temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeple;
Davalılardan ..., ... ve ... vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE,
İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.