Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/7622 K.2025/9480
9. Hukuk Dairesi 2025/7622 E. , 2025/9480 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 52. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/98 E., 2025/1391 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 23. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/666 E., 2024/577 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılar nezdinde yurt dışı şantiyelerinde 23.12.2016-15.08.2017 tarihleri arasında elektrik ustası olarak aylık net 2.000,00 USD ücretle çalıştığını, ücretin bir kısmının bankadan bir kısmının ise elden ödendiğini, iş sözleşmesinin hiçbir gerekçe gösterilmeden işveren tarafından feshedildiğini iddia ederek ihbar tazminatı ile fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. ... Mühendislik Elektrik Mak. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. (Kesir Şirketi) vekili; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, dava konusu alacakların belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini, davacının 23.12.2016-15.08.2017 tarihleri arasında net 1.650,00 TL ücretle çalıştığını, davacının istifa ettiğini, ihbar tazminatı hakkı bulunmadığını, diğer ücretlerinin ise kendisine ödendiğini, müvekkiline ait işyerinde çalışmanın 45 saati aşmadığını, Irak'ta çalışma saatlerinin hava koşulları nedeniyle hafta içi 06.30-12.30 arası ve 14.30-18.30 arasında olduğunu, fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dâhil olduğunu, fazla çalışma yapılması hâlinde bunun bordrolara yansıtılarak kendisine ödendiğini, müvekkiline ait işyerinde genel tatil ve bayram günlerinde çalışılmadığını, müvekkiline ait işyerinde hafta sonu çalışması yapılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. ... Güç Sistemleri Mühendislik ve Taah. AŞ (... Şirketi) vekili; davacının diğer davalı nezdinde 1.650,00 TL ücretle 23.12.2016-15.08.2017 tarihleri arasında çalıştığını, davacının müvekkili şirket personeli olmadığını, davacının tüm hak ve alacaklarının diğer davalı tarafından kendisine ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı ... Şirketi nezdinde sigortalı olarak diğer davalıya ait işyerinde 23.12.2016-15.08.2017 tarihleri arasında çalıştığı, davalı ...r Şirketinin alt işveren, davalı ... Şirketinin ise asıl işveren olduğu, iş sözleşmesinin iş bitimi nedeniyle sona erdiği, davacının ihbar tazminatına hak kazandığı, dinlenen davacı tanığının beyanları ile emsal ücret yazıları dikkate alınarak davacının son ücretinin net 2.000,00 USD olduğunun kabul edildiği, davacının haftalık 17,5 saat fazla çalışma yaptığı, dinî bayramların bir günü hariç diğer günlerde çalışmış olduğu, davacının ayda 3 hafta tatili izninde çalıştığının kabul edildiği, davacının imzasını içerir 15.08.2017 tarihli "İbraname" başlıklı belge 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu gereğince geçerli olmadığı gibi davacı asılın da beyanında ibranamede yer alan alacak kalemlerinin kendisine ödenmediğini beyan ettiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçiminin, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabileceği, yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmamasının yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerektiği, buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı; istifa dilekçesinin aslı sunulmadığı gibi davalının kendi tanığı ...'nin tüm alt işverenler ve işçilerin iş bitimi sebebiyle çalışmalarının sona erdiğine dair beyanı karşısında davacının iş sözleşmesinin ihbar tazminatına hak kazanacak şekilde sona erdiği, davacının yaptığı iş, işin niteliği, tanık beyanları, emsal ücret araştırmasına göre tespit edilen ücretin dosya kapsamına uygun olduğu, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32. maddesinde sözü edilen asıl ücrete ek olarak işçiye sağlanan para veya para ile ölçülebilen menfaatlerin gözönünde tutulacağının, devamlılık arz eden ödemelerin (prim, İkramiye, yemek, yakacak, giyim, kira, servis vb.) dikkate alınması gerektiğinin, davacının giydirilmiş brüt ücretinin tespitinde brüt ücrete giydirilen sosyal hakların dinlenen tanık beyanları ve günün ekonomik koşullarına göre belirlendiği; tanık beyanlarına göre tespit edilen fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile hafta tatili ücretinin dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kesir Şirketi vekili temyiz dilekçesinde;
a. Uyuşmazlığa Irak hukukunun uygulanması gerekirken Türk hukuku uygulanmasının hatalı olduğunu,
b. Irak hukuku gereğince davacının tüm alacaklarının zamanaşımına uğradığını,
c. Davacının aylık temel ücretinin 1.650,00 TL olduğunu,
d. Fazla çalışma alacağı, hafta tatili alacağı ile ulusal bayram ve genel tatil alacağının bulunmadığını, bu alacaklara ilişkin hesaplamaların hatalı yapıldığını ileri sürmüştür.
Davalı Gama Şirket vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacının istifa ile işten ayrıldığını, ihbar tazminatına hükmedilemeyeceğini,
b. Uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanmasının hatalı olduğunu,
c. Davacının aylık temel ücretinin 1.650,00 TL olduğunu,
d. Fazla çalışmanın ücretine dâhil olduğunu, yıllık 270 saatlik fazla çalışmaya tekabül eden tutarın hesaplamadan mahsup edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanması gereken hukuk, davacının aylık ücret miktarı ile ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispat ve hesaplanması ile alacakların karşılığının ödenip ödenmediği noktalarında toplanmaktadır.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle temyiz nedenlerine göre davalılar vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Taraflar arasında davacının aylık ücreti uyuşmazlık konusudur.
Davacı, davalı işyerinde elektrik ustası olarak aylık net 2.000,00 USD ücret karşılığı çalıştığını iddia etmiştir. Davalılar ise davacının ücretinin bordrolarda görüldüğü gibi aylık net 1.650,00 TL olduğunu savunmuşlardır.
Davacı tanıklarından ... . "Davacının 1800-2000 USD civarı ücret aldığını, ücretin bir kısmının elden bir kısmının bankadan ödendiğini" beyan etmiş, davacı asıl ise " Yurt dışına giderken bana maaşımın 1800 USD olacağının söylendiği, çalıştığı dönemde eline aylık olarak değişen miktarlarda ortalamada ise 2000 USD arasında bir ücret geçmekte olduğunu" beyan etmiştir.
Davacının temel ücreti aylık net 2.000,00 USD kabul edilmiş ise de davacının banka hesabına maaş açıklamasıyla değişen oranlarda (1.311,69 USD, 1.430,28 USD, 1.353,36 USD gibi) tutarların ödendiği, yurt dışı çalışmalarında ücretin bir kısmının elden verilmesinin yaygın bir uygulama olduğu ve davacı tanığı ... beyanı ile tüm dosya kapsamı dikkate alındığında; aylık temel ücretin net 1.800,00 USD olarak kabulü gerektiği anlaşılmakla, bu miktar yerine aylık temel ücretin 2.000,00 USD olduğu kabulüyle verilen karar hatalı olduğundan bozmayı gerektirmiştir.
3. Taraflar arasında hüküm altına alınan fazla çalışma alacağı bakımından uyuşmazlık bulunmaktadır.
Dairemizin 10.01.2023 tarihli ve 2022/15911 Esas, 2023/123 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir:
"...
2. Sözleşme özgürlüğü kuralı uyarınca yasal sınırlar içinde kalan fazla çalışma ücretinin aylık ücretin içinde olduğuna dair sözleşme hükümleri kural olarak geçerlidir. Dairemiz; yerleşik hâle gelen ilkeleri ile fazla çalışma ücretinin, ücrete dâhil olarak kararlaştırılmış olmasına sınırlı olarak değer vermektedir. Bu bağlamda sözleşme hükümlerinin geçerliliğine getirilen iki temel sınırlama mevcuttur. Bunlardan ilki, 4857 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi gereği fazla çalışma süresinin bir yılda 270 saatten fazla olamayacağı; diğeri ise kararlaştırılan aylık temel ücretin asgari ücretin üzerinde olması gerekliliğidir. Bir başka anlatımla Dairemiz, ücret seviyesinin yüksekliğini kaydın geçerliliğinin tespitinde dikkate almaktadır.
3. Diğer yandan iş sözleşmesinin devamı sırasında işçinin bir hakkından feragat etmesi veya hakkından feragat sonucu doğuran bir işlem yapması geçersizdir. Ancak fazla çalışmanın temel ücret içinde ödeneceğinin kararlaştırılmış olması, fazla çalışma ücretinden feragat anlamına gelmez. Fazla çalışma ücreti ödenmeyeceğinin kararlaştırılması ile fazla çalışmanın temel ücret içinde ödeneceğinin belirlenmesi birbirinden farktı kavramlardır. (... , ... , ..., "Anayasa Mahkemesinin Fazla Çalışmaya İlişkin Bireysel Başvuru Kararının Değerlendirilmesi (... Başvurusu)", Çimento İşveren, Cilt 36, Temmuz 2022, Sayı 4, 8-35, s.31). Bu bağlamda davacı fazla çalışma ücretinden feragat etmiş değildir.
4. Fazla çalışma onayı alınmasına ilişkin düzenleme, işçinin fazla çalışma yapmaya zorlanamaması bakımından önemlidir. Düzenlemenin amacı, işçiyi işverenin olası haksız feshine karşı korumaktır. Fazla çalışma ücretinin karşılığının kararlaştırılan temel ücretin içinde olduğuna ilişkin kayıtlar ise fazla çalışmanın ücretlendirilmesine ilişkindir. İş sözleşmesindeki kayıt ile taraflar, fiilen yapılan fazla çalışmanın nasıl ücretlendirileceğini belirlemişlerdir. Fazla çalışma ücreti dâhil edilerek belirlenen ücret, işçinin aylık temeI ücreti olduğundan iş sözleşmesindeki kayda rağmen yapılmayan fazla çalışmanın karşılığı ücretin, işverence geri istenmesi de mümkün olmaz. Şu hâlde fazla çalışma onayı alınması ile iş sözleşmesinde temel ücret içinde fazla çalışma ücretlerinin ödeneceği kuralı arasında herhangi bir bağlantı bulunmamaktadır.
Dairemizin yukarıda belirtilen kararında da açıklandığı üzere, iş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dâhil olduğu yönündeki kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemizin kararlılık kazanmış olan uygulamasına göre yıllık 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğu kabul edilmektedir. Fazla çalışmaların aylık ücret içinde ödendiğinin öngörülmesi ve buna uygun ödeme yapılması hâlinde, yıllık 270 saatlik fazla çalışma süresinin (aylık 22,5 saat, haftalık 5,2 saat) ispatlanan fazla çalışmalardan indirilmesi gerekir. İşçinin işyerindeki çalışması bir yıldan az ise yıllık 270 saat kriteri çalışılan ay sayısına göre azaltılarak belirlenir. Örneğin bir işçinin 10 ay, 18 gün süreli çalışmasında ispatlanan fazla çalışma saat sayısı 1 84... saat x 10,6 ay/ 12 ay= 238,5 gün olup çalışılan süreye göre, temel ücret içinde ödendiği varsayılan fazla çalışma süresi aşılmamış olur. Bu durumda fazla çalışma talebinin reddi gerekir.
Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında imzalanan 23.12.2016 tarihli iş sözleşmesinde fazla çalışmanın aylık ücrete dâhil olduğu kararlaştırılmıştır. Yargılama aşamasında davalı tarafından savunulanın aksine, davacının gerçek aylık ücret miktarının iş sözleşmesinde yazılı olandan daha fazla olduğu isabetli bir şekilde belirlenmiştir. Hâl böyle olmakla birlikte, iş sözleşmesinde yazılı olan ücret miktarının asgari ücreti aşan kısmının dahi yıllık 270 saatlik fazla çalışma süresini karşılayacak miktarda olduğunun anlaşılması karşısında; ücretin içinde ödendiği anlaşılan fazla çalışmanın yukarıda açıklanan ilkeye göre ispatlanan fazla çalışmadan indirilmesi gerekir. Bu husus gözetilmeden söz konusu sözleşme hükmüne değer verilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.