Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/6724 K.2025/12129

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/6724 📋 K. 2025/12129 📅 18.09.2025

10. Hukuk Dairesi         2025/6724 E.  ,  2025/12129 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2438 E., 2025/204 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 41. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/280 E., 2023/319 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili davacının tüm ailesiyle birlikte davalı ...'ye ait tavuk çiftliğinde çalışmaya başladıklarını, çalışanlardan birinin de ... ... olduğunu, ancak davalı tarafından ... ...'ın sigortasız olarak çalıştırıldığını, davalıya ait iş yerinde 17.03.2018 tarihinde ...'ın yem karma makinasında çalıştığı sırada başındaki eşarbın yem karma makinasına takılması nedeniyle eşarbın boğazını sıktığını ve ...'ın anılan kaza nedeniyle 17.03.2018 tarihinde olay yerinde vefat ettiğini, davalı işveren tarafından iş kazası bildirimi yapılmadığını, bu nedenle iş kazası bildiriminin müvekkili tarafından 04.11.2019 tarihinde SGK'ya yapıldığını, davalı Kurumun 27.10.2020 tarihli yazısı ile olayın iş kazası olmadığı sonucuna varıldığını belirterek talebi reddettiğini, davalı Kurumun olayın iş kazası olmadığı yönündeki tespitine katılmanın mümkün olmadığını, olay nedeniyle işveren hakkında ceza davası açıldığını, 01.11.2019 tarihli bilirkişi raporunda "meydana gelen olay 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi gereği iş kazasıdır" şeklinde tespit yapıldığını belirterek, müvekkilinin ailecek bu iş yerinde çalıştıklarını belirterek davacı ...'ın eşi ...'ın 17.03.2018 tarihinde iş kazasına bağlı vefatından dolayı 5510 sayılı Kanun'un 20/1, 34... /c maddeleri gereğince kaza tarihinden itibaren iş kazası ölüm gelirine hak kazandığının tespitine, aksine yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ...'ın müvekkilinin çalışanı olmadığını, müvekkili işyerindeki tek çalışanın ... olduğunu, olay günü müvekkili ile hukuki bağı olmayan, hiçbir şekilde işyerinde istihdam edilmeyen ...'ın kapısında girilmez uyarı levhası bulunmasına, hiçbir sorumluluğu olmamasına ve hiçbir yetkisi bulunmamasına rağmen müvekkilinin izni, bilgisi ve rızası dışında ikamet yerinden ayrı ve bağımsız bulunan, kapıları kapalı olan kümes kapısına güç kullanarak açıp kümese girerek ve bulunmaması gereken yerde de bulunarak yanında insan olmadan başlattığı eylem sonucu elzem olayın olduğunu, SGK tarafından olayın iş kazası olarak değerlendirilemeyeceği tespiti yapıldığını, ceza davasında SGK müfettişleri tarafından yapılan tahkikat sonucu düzenlenen raporun beklenmediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında;
"Davanın kabulü ile
Vefat eden ...'ın 17.03.2018 tarihinde maruz kaldığı olay-kaza iş yerinde ve işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle meydana geldiğinden 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) alt bentleri hükmü gereğince iş kazası sayılması gerektiğinin tespitine,
Davacılar ..., ..., ... ve ...'a 01.04.2018 tarihinden geçerli olmak üzere ölüm geliri bağlanması gerektiğinin tespiti ile aksi Kurum işlemlerinin iptaline," karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1-Davalı vekili Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde temyiz isteminde bulunmuştur. Temyiz dilekçesinde;
A. Sistemin tamamen kapalı devre çalıştığını, yem karma makinesi bulunmadığını, müteveffanın sigortalı bir çalışan olmadığını, ...’a ait lojmanda eşinin kalmasının normal olduğunu denetlenemeyeceğini, kümese girmesinin ise yasak olduğunu yerinde inceleme yapılmadığını, dinlenen tanıkların müteveffanın akrabası olduklarını, tarafsız tanıklarının ise çiftliğe gelen tarafsız tanıklar olduğunu, kararın bozulmasını talep etmektedir.
2-Davalı Kurum vekili Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde temyiz isteminde bulunmuştur. Temyiz dilekçesinde;
A. Eksik inceleme ile karar verildiğini, oturduğu yerin araştırılmasını, ziraat odası kaydı vb. araştırmaların yapılmasını, zamanaşımı defii ileri sürdüklerini kararın bozulmasını talep etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ... ...'ın 17.03.2018 tarihinde geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespitine ilişkindir.
1.Davaya konu olan ve "iş kazası" mevzuatımızda 506 sayılı Kanun'un 11-a ve 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, her iki Kanun'da da iş kazası tanımlanmamış, kazanın hangi hal ve durumlarda iş kazası sayılacağı yer ve zaman koşulları ile sınırlandırılarak belirlenmiştir.
2. Eldeki davaya konu olayın meydana geldiği tarih itibari ile davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu olup, Kanun'un 13. maddesinde iş kazası;
"a) Sigortalının iş yerinde bulunduğu sırada,
b)İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak iş yeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d) Bu Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaydır." şeklinde belirlenmiştir.
Olayın, iş kazası olarak kabul edilebilmesi için olaya maruz kalan kişinin 5510 sayılı Kanun'un 4. maddesi anlamında sigortalı olması, olayın, 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak belirtilen hal ve durumlardan birinde meydana gelmesi koşuldur. Başka bir anlatımla, olayın, iş kazası sayılabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
Bu yönde, 5510 sayılı Kanun'un 4/a maddesi anlamında sigortalı niteliğini kazanmanın koşulları başlıca üç başlık altında toplanmaktadır. Bunlar:
a) Çalışma ilişkisinin kural olarak hizmet akdine dayanması,
b) İşin işverene ait yerde yapılması,
c)Kanunda açıkça belirtilen sigortalı sayılmayacak kişilerden olunmaması şeklinde sıralanabilir.
Sigortalı olabilmek için bu koşulların bir arada bulunması zorunludur. Bu nedenle dava konusu olayda öncelikle "hizmet aktinin varlığı" araştırılmalıdır;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 393/1 maddesinde, hizmet sözleşmesi; hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle iş görmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 8. maddesinde, “bağımlılık” unsuruna da yer verilmiştir. Hizmet akdi, her şeyden önce bir iş görme edimini zorunlu kılar. Bu sözleşmeyle sigortalıya yüklenen borç, işveren yararına bir iş görmek, hizmet sunmaktır.
Bağımlılık ve bu kapsamda ele alınması gereken zaman unsuru, hizmet akdinin ayırt edici özelliğidir.
Bağımlılık, iş ve sosyal güvenlik hukuku uygulamasında temel bir ilke olup, bu unsur, hizmetini işverenin gözetimi ve yönetimi altında yapmayı ifade eder. Ne var ki iş hukukunun dinamik yapısı, ortaya çıkan atipik iş ilişkileri, yeni istihdam modelleri, bu unsurun ele alınmasında her somut olayın niteliğinin göz önünde bulundurulmasını zorunlu kılmaktadır. Bazı durumlarda, taraflar arasında sıkı bir bağımlılık ilişkisi bulunmasa da işverenin iş organizasyonu içinde yer alınmaktaysa bu unsurun varlığının kabulü gerekecektir. Önemli yön, işverenin her an denetim ve buyurma yetkisini kullanabilecek olması, çalışanın, edimi ile ilgili buyruklara uyma dışında çalışma olanağı bulamayacağı nitelikte teknik ve hukuki bir bağımlılığın bulunmasıdır. Genel anlamda bağımlı çalışma, işverenin belirleyeceği yerde ve zamanda, işverence sağlanacak teknik destek ve işverenin denetim ve gözetiminde yapılan çalışmadır. İşverenin yönetim (talimat verme) hakkı karşısında işçinin talimatlara uyma (itaat) borcu yer alır. Bir işin görülmesi süreci içinde işçinin faaliyeti, çalışma şekli, yeri, zamanı ve iş yerindeki davranışları düzenleyen talimatlar veren işveren onu kişisel bağımlılığı altında tutar. Bu sözleşmede var olan otorite/bağımlılık ilişkisi taraflar arasında kaçınılmaz olarak bir hukuki hiyerarşi yaratır. Bu nedenle hizmet akdinde bağımlılık hem işçinin kişiliğini ilgilendirmekte hem de bir hukuki bağımlılık niteliği taşımaktadır.
Hizmet akdi, çoğu kez Borçlar Kanunu'nun 355. maddesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. maddesinde) tanımlanan istisna akdi (eser sözleşmesi) ile karıştırılabilmekte, ikisinin ayırt edilebilmesi bazı durumlarda güçleşmektedir; Çalışan, iş gücünü belirli veya belirsiz bir zaman için çalıştıranın buyruğunda bulundurmakla yükümlü olmayarak, işveren buyruğuna bağlı olmadan sözleşmedeki amaçları gerçekleştirecek biçimde edimini görüyorsa, sözleşmenin amacı bir eser meydana getirmekse, çalışma ilişkisi istisna akdine dayanıyor demektir. Hizmet akdinde ise çalışan, emeğini iş sahibinin emrine hazır bulundurmaktadır ve ücret, faaliyetin meydana gelmesinin sonucu için değil, bizzat yapılan faaliyetin karşılığı olarak ödenmektedir. Öte yandan; 313. madde hükmünün açıklığı gereği, çalışanın kendi aletleri ile çalışması veya götürü hizmet sözleşmelerinde ücretin, yapılacak işe göre toptan kararlaştırılması imkan dahilinde bulunduğundan, tarafların belli bir fiyat üzerinden anlaşmaları istisna akdinin varlığını göstermediği gibi götürü sözleşmelerde, bir süre için hizmet etme borcunun mu yoksa önceden belirlenmiş bir sonucun meydana getirilmesi borcunun mu yüklenildiğinin şüpheli bulunduğu durumlarda, araştırma yapılarak tarafların amacı, durumu ve yaşam deneyimleri gözetilip hukuki ilişki saptanmalıdır.
3. Somut olayda ... ...'ın eşi ...'ın davalı iş yerinden sigorta bildirimi bulunduğu, tavuk çiftliği olan işyerinde ... ve ailesi ile lojmanda ikamet ettikleri anlaşılmaktadır. Yukarıdaki açıklamalar ışığında davalı işveren ile ... arasında iş akdi olup olmadığı, aralarında işçi işveren ilişkisinin mevcudiyeti araştırılmalı ve değerlendirilmeli, müteveffanın işvereninin emir ve talimatları ile bağlılığı, ücret ödenmesi hususları irdelenmeli sonucuna göre karar verilmelidir.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup sair hususlar incelenmeksizin bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.09.2025 tarihinde karar verildi.