Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/7146 K.2025/12077

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/7146 📋 K. 2025/12077 📅 18.09.2025

10. Hukuk Dairesi         2025/7146 E.  ,  2025/12077 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/4292 E., 2025/173 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Soma 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/344 E., 2024/157 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı iddiasında özetle; müvekkilinin 01.05.2017-10.10.2021 tarihleri arasında davalı asıl işveren kurum müdürlüğü nezdinde ... ilçesinde bulunan mezarlıkta mezar kazmacı personeli olarak çalıştığını, bilek gücü ile mezar kazmaktan dolayı rahatsızlık yaşamakta iken 26.12.2020 tarihinde rahatsızlığını amiri ...'a bildirip izin istediğini ancak amirin izin vermemesi üzerine 2 gün mezar kazmak zorunda kaldığını, müvekkilin ağrılara dayanamayarak işten ayrılıp Soma Devlet Hastanesine gittiğini, sol kolunda kırıt tespit edildiğini ve ameliyat olması gerektiğini, daha sonrasında Akhisar Devlet Hastanesi ve Celal Bayar Hastanesinde tedavi olarak koluna platin takıldığını, davalı işverenin kusurlu olduğunu, müvekkile iş sağlığı ve güvenliği kapsamında hiçbir mesleki eğitim, donanım, yeterli bilgi ve talimat verilmediğini, davacının sol kolundan maluliyete uğradığını, bu süreç ile ilgili davacının Soma Cumhuriyet Başsavcılığına şikayetinin olduğunu, müvekkilin geçirdiği kaza sonucu iş göremezlik oranının ve iş kazasının tespit edilmesini ve tespit yapıldıktan sonra aksi yöndeki kurum işleminin iptaline karar verilerek müvekkile maluliyet aylığı bağlanmasına karar verilmesini talep etmiş, davacı 12.07.2023 tarihli celsede kaza geçirdiği tarihin 16.12.2020 tarihi oluğunu beyan etmiştir.
II. CEVAP
1-Davalı Kurum cevap dilekçesinde özetle; davacının davalı asıl işveren BESOT Manisa Belediyesinde 01.05.2017-10.10.2021 yılları arasında mezar kazmacı olarak çalıştığını ve mezar kazma işinden dolayı sol kolunda kırık olduğunu, bunun bir iş kazası olduğunu ve maluliyetinin tespitinin talep edildiğini, davacı tarafın maruz kaldığı kaza ile ilgili Soma Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından herhangi bir soruşturma yapılmadığını, işveren tarafından kurumlarına herhangi bir iş kazası bildirimi yapılmadığını, mevcut belgelere göre merkezlerince 11.04.2022 tarih ve 74 no ile iş kazası ünite kararı düzenlendiğini, düzenlenen ünite kararına göre olaş iş kazası kabul edilmediğini, olayın işveren tarafından iş kazası olarak kabul edilmemesi ve olayın iş kazası olduğuna dair kanıtlayıcı belge bulunmaması sebebiyle 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesine göre olayın iş kazası olarak değerlendirilemeyeceğine karar verildiğini, hukuki dayanaktan yoksun olarak açılan davanın reddini savunmuştur.
2-Davalı şirket davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, davanın kabulü ile kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazasının tespiti, Kurum işleminin iptali ve gelir bağlanması istemine ilişkindir.
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Eldeki davaya konu olayın meydana geldiği tarih itibari ile davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesidir. Maddenin birinci fıkrasında iş kazası,
“a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b) (Değişik bend:17.04.2008-5754 S.K./8.mad) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d) (Değişik bend: 17.04.2008-5754 S.K./8. mad) Bu Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaydır.” şeklinde tanımlanmıştır.
İş kazası nedeniyle sosyal sigorta yardımlarının yapılabilmesi öncelikle Kurumun zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası olduğunu kabul etmesine bağlıdır. İş kazası olgusu Kurumca kabul edilmezse somut olayda olduğu gibi sigortalının ya da hak sahiplerinin olayın iş kazası olduğunu dava yolu ile tespit ettirmesi gerekmektedir.
İş kazasını meslek hastalığından ayıran en önemli husus iş kazasının ani meydana gelen bir olay olmasıdır. Ani olayın gerçekleşmesinden sonraki bir vakitte sigortalıda bedenen veya ruhen zararlar meydana gelebilmektedir. Burada önemli olan husus meydana gelen zarar ile ani olay arasında illiyet bağının olup olmadığı meselesidir. Kanunda iş kazası tanımlanırken dıştan gelen bir etkinin varlığından bahsedilmemiştir. Bu nedenle sigortalının kalp krizi veya beyin kanaması geçirmesi ile intihar etmesi de iş kazası kapsamında değerlendirilmektedir. Burada önemli olan bir husus, olayın iş kazası sayılması ile işverenin kazanın meydana gelmesinde kusuru olup olmadığı halinin karıştırılmaması gerektiğidir. Zira bir olayın iş kazası sayılması ile işverenin kusurunun bulunması durumu aynı değildir. Önemine binaen belirtmek gerekir ki illiyet bağının varlığı için sigortalının yaptığı iş ile gerçekleşen kaza arasında bir bağ olması gerekmektedir (Özdemir, Halil, Türk Mevzuatında İş Kazasının Tespiti Davaları, Yargıtay Dergisi, Temmuz 2018, cilt 44, sayı 3).
3. Eldeki davada, davanın reddine karar verildiği anlaşılmakta ise de Mahkemece yapılan araştırmanın yetersiz olduğu, verilen kararın eksik incelemeye dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının kaza geçirdiğini iddia ettiği 16.12.2020 tarihinden önce 22.02.2018 ve 30.01.2019 tarihlerinde (ilk gidişi 09.04.2010) ortopedi polikliniklerinde müracaatı olduğu, yine 16.12.2020 tarihinde sol el bileği ağrısı nedeniyle hastaneye müracaat ettiği ve epikriz raporu düzenlendiği, 23.12.2020 ve 26.12.2020 tarihlerinde yine eli nedeniyle hastaneye gittiği anlaşılmış olup öncelikle bu hastanelerdeki tedavi evrakları, hastaneye giriş tarihi/saati müracaat formlarıyla birlikte celbedilmeli ve bu belgeler üzerinde konusunda uzman hekimin de bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle davacının bileğinde önceden var olan bir rahatsızlık olup olmadığı, en son kırık ve platin uygulamasının bu hastalıktan mı oluştuğu yoksa bileğinde var olan rahatsızlığının çalışma koşulları nedeniyle ani bir kırığa mı dönüştüğü, kırığın hangi tarihte oluştuğu, davacının bu tarihte çalışıp çalışmadığı, kaza varsa işyerinde mi meydana geldiği araştırılarak karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olmuştur.
Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3.Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.