Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/2318 K.2025/11901

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/2318 📋 K. 2025/11901 📅 16.09.2025

10. Hukuk Dairesi         2025/2318 E.  ,  2025/11901 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1373 E., 2024/2584 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Fethiye 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2019/376 E., 2023/221 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davacı müvekkili ..., .... San. ve Tic. A.Ş. tarafından işletilen mermer ocağında işçi olarak çalışmakta iken 24.10.2011 tarihinde iş kazası geçirdiğini, meydana gelen iş kazası sonucunda müvekkilinin yaralandığını ve sürekli sakat kaldığını, müvekkili ömrünün sonuna kadar sakat olarak yaşamak zorunda kalacağını, müvekkilinin kaza sonucu sakat kalması, manevi çöküntü ve acısının bir nebze hafiflemesi için manevi tazminat taleplerinin bulunduğunu iddia ederek maddi tazminat ile manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkiline ait mermer ocağında çalışır iken 24.10.2011 tarihinde iş kazası geçirdiğini, davacının iş kazasının geçirmesinden yaklaşık 8 yıl geçmiş olup iki yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılan davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmesini, olay nedeniyle açılmış bir ceza davası dosyası da bulunmayıp olayda ceza zamanaşımı süresinin de bulunmadığını, 24.10.2011 tarihinde meydana gelen iş kazasında davacı ağır ve tam kusurlu olduğunu, iş kazası geçiren davacının 04.06.2016 tarihine kadar müvekkilinde çalıştığını, malulen emekli olacağından iş yerinden ayrıldığı ve tüm yasal haklarının kendisine ödendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararında özetle; "..Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine,
Davacı ...'nin maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 522.255,34 TL'nin kaza tarihi olan 24.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
Davacı ...'nin manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 40.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 24.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,.." karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerinin istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "Hakkında istinaf başvurusunda bulunulan İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine,.." karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece ... sigorta A.Ş. tarafından yapılan ödeme düşülerek maddi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, ...sigorta A.Ş. tarafından yapılan bu ödemenin ferdi kaza sigortasından kaynaklandığını, bu rakamın hesap edilen tazminattan düşülerek davanın kısmen reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hakkaniyete uygun manevi tazminata hükmedilmediğini iddia ederek temyiz talep etmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; olay tarihinden ve zararın öğrenilmesinden itibaren iki yıllık dava zamanaşımı süresi geçtiğini, davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının kaza nedeni ile maluliyeti SGK tarafından %72 oranında hesaplama yapılarak bu maluliyet oranı üzerinden kendisine yüksek oranda maaş bağlandığını, yargılama sürecinde davacının maluliyetinin %72 olmayıp %47.2 olduğunun tespit edildiğini, davacıya bu orana göre maaş bağlandığı için bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada bu %72 oranının esas alınması gerektiğini, davacıya müvekkil tarafından 1.500 TL olarak yapılan ödemede davacının zararının tazmini amaçlı olup bunlarında dikkate alınmaması nedeni ile verilen mahkeme kararı usul ve yasaya aykırı olduğunu, olayın meydana gelmesinde müvekili şirketin bir kusuru bulunmadığını savunarak temyiz talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazası sonucu maddi ve manevi tazminatın davalı taraftan tahsili istemine ilişkindir.
1- Davacı vekili yönünden hükmedilen tazminat miktarlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 378.290,00 TL olup hükmedilen tazminata yönelik temyizi kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Taraf vekillerinin hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle, dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere, delil ve ispat durumuna göre, kusur belirlemesine dair kabulün dosya kapsamı ile dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenlerin istinaf sebepleri olarak da dermeyan edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçesi açıklanarak itirazların karşılanmış olmasına göre, ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması karşısında temyiz edenlerin sıfatlarına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
1. Davacı vekilinin hükmedilen tazminata yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE,
2. Taraf vekillerinin hükmedilen maddi tazminata yönelik tüm temyiz itirazlarının temyiz kapsam ve nedenleri gözetilerek reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
3. Aşağıda yazılı temyiz harcının davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.