Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/8004 K.2025/11857
10. Hukuk Dairesi 2025/8004 E. , 2025/11857 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/3352 E., 2023/4506 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 51. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/11 E., 2023/393 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı ...'in alt işveren ... Ltd. Şti. ve asıl işveren Kırşehir Belediyesi nezdinde çalışırken kanalizasyon borularının yüklenmesi sırasında, iki boru arasına sıkışmak suretiyle yaralandığını, iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğradığını beyan ederek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle 75.000,00 TL maddi, 300.000,00 TL manevi tazminatın kazanın meydana geldiği 08.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek artan oranlardaki avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş; yargılama sırasında maddi tazminata ilişkin talebini 5.428.648,22 TL olarak arttırmıştır.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, kazalı işçinin, Kırşehir Belediyesi asıl işverenliğinde ve müvekkili şirketin alt işverenliğinde 07.08.2013 tarihinde işçi olarak çalışmaya başladığını, belediyenin işyerinde, tamamen idarenin gözetim, denetim, sevk ve idaresinde çalışmakta olduğunu, davacının aldığı ücrete ilişkin iddiasının gerçek olmadığını, müvekkili şirket ile diğer davalı arasında akdedilen taahhüt sözleşmesi hükümlerine göre, düz işçi olarak davacının ücretinin asgari ücretin %10 fazlası olduğunu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, yetki ve husumet itirazında bulunduklarını, davacının belediye işçisi olmadığını, davacının belediyenin taşeron şirketi olan diğer davalı şirkette işçi olarak çalıştığını, sözleşme gereği ortaya çıkan bütün zarar ve ziyandan diğer davalının sorumlu olduğunu, davacının aldığını iddia ettiği ücretin gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, "Davacı ... için, 19.252,16 TL'si geçici 5.409.396,06 TL'si sürekli iş göremezlik sebebiyle olmak üzere toplam 5.428.648,22 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'e verilmesine, bu alacağa kaza tarihi olan 08.10.2013 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,
Davacı ... için 100.000,00-TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bu alacağa kaza tarihi olan 08.10.2013 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,
Davacı ... için 50.000,00-TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bu alacağa kaza tarihi olan 08.10.2013 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
Davacı ... için 50.000,00-TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bu alacağa kaza tarihi olan 08.10.2013 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı ... vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1-Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacılar ... ve ...’in manevi tazminat taleplerinin kısmen reddedilmiş olmasının hatalı olduğunu, bu davacılar lehine hükmedilen tazminatların az olduğunu, manevi tazminatlar bakımından davacılar için ayrı ayrı vekâlet ücreti hesaplanmasını, davacının maddi zararının gerek davacının gerçek ücretinin daha yüksek olması, gerek maluliyetinin daha yüksek olması gerekse de kusurunun bulunmaması nedenleriyle hüküm altına alınandan daha yüksek olması gerektiğini, yeniden hesaplama yapılması ihtimalinde değişen asgari ücret verilerinin de dikkate alınması gerektiğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
2-Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; yetki itirazında bulunduklarını, anahtar teslim şeklinde yapılan işte Belediyenin sorumlu tutulamayacağını, hesap bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacak nitelikte olduğunu, davacının maaşının herhangi bir somut araştırma yapmadan, davacı beyanlarının esas alınarak belirlenmesinin kabul edilebilir olmadığını, davacılar için hükmedilen manevi tazminat miktarlarının fazla olduğunu, davalıya atfedilen kusur miktarının kabul edilemez nitelikte olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine ( fiil ehliyetine ) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.
2.Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi ( dava hakkı ) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, ( o davada davacı sıfatının kime ait olacağı ) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.
3. Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-Ramazan Arslan-Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, Ankara 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder ( Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, İstanbul 2000, s.288).Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, 2007/10-358 Esas, 2007/337 Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere; ticari şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir. Şu halde yapılması gereken iş; anılan HGK kararı çerçevesinde, tüzel kişiliği sona eren davalı şirketin ihyası için tasfiye memurluğu ile Ticaret Siciline husumet yöneltilerek ayrı bir dava açılması için davacı tarafa uygun bir süre verilmeli, dava açıldığı takdirde bu davanın sonucu beklenmeli, tüzel kişiliğin yeniden ihyası halinde, taraf teşkili sağlanarak, sonucuna göre karar verilmelidir.
4. Somut olayda, Dairemizin 2024/2888 Esas sayılı geri çevirme ilamı sonrası dosyaya giren İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü yazısında, davalı ...Limited Şirketinin tasfiyesinin sona erdiği 27.6.2022 tarihinde tescil edildiğinden sicil kaydının terkin olduğu, daha sonra şirketin başka bir dava olan Manisa 1. Asliye Hukuk Mahk. 2022/304 Esas sayılı ve 2022/344 E. dosyası ile sınırlı olarak ihyasına ve Kıyasettin Yağan’ın tasfiye memuru olarak atanmasına karar verildiği, anılan davalı şirketin işbu dava nedeniyle ihya edildiğini gösterir kaydın dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmaktadır.
5. Bu açıklamalar doğrultusunda, işbu ihya davası sonucuna göre anılan davalı yönünden de usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanarak yargılama yapılması gerekirken, başka bir dava için verilen ihya kararının bu dava için bağlayıcı olmadığı da gözetilerek hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur.
6. O halde, kanunun açık hükmüne aykırı görülen sebep gözetilerek davacılar ile davalı ... vekillerinin bu aşamada temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin Mahkemece verilen hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,15.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.