Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/7376 K.2025/11184

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/7376 📋 K. 2025/11184 📅 02.07.2025

10. Hukuk Dairesi         2025/7376 E.  ,  2025/11184 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/354 E., 2025/76 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı iş veren nezdinde montaj elamanı olarak ve büro işlerinde çalıştığını ancak hizmetinin eksik bildirildiğini, işyerinin önce ...... ... adına kayıtlı olduğunu, 2013 yılında ise işyerinin ... Bilişim Tek. San. ve Tic. Ltd. Şti. olarak unvan değişikliğine gidildiğini, davacının davalı iş yerinde çalışırken 1 yıl süre ile askerlik sebebi ile ara verdiğini başkaca ara vermesinin bulunmadığını, 2.000 TL net ücret ile çalıştığını beyanla davalı iş yerinde 01.08.2011 - 19.08.2013 ve 20.08.2014 - 25.05.2016 tarihleri arasında kesintisiz hizmet akdi ile çalıştığının tespitine ve müvekkilinin prime esas kazancının aldığı ücret üzerinden Kuruma bildirilmesi gerektiğinin tespitine talep etmiştir.
II. CEVAP
1- Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davalıların 5510 sayılı Kanun kapsamında işverenlik sıfatı bulunmadığını, taraflar arasındaki ilişkide zaman ve bağımlılık ilişkisi olmadığını, iş yerinin küçük kapasiteli olduğunu, uzun süreli işçi çalıştırılmasının gerekmediğini, iş yerinde davalı ...'ten başka çok kısa süreli sigortalı çalıştırıldığını, uzun süreli sigortalı çalıştırılmasının söz konusu olmadığını, davacının kendi nam ve hesabına taşoranluk yapan kişi olduğunu, taraflar arasındaki ilişkinin hizmet akdi ilişkisi olmadığını, istisna akdinin söz konusu olduğunu beyan ederek davanın reddini istemiştir.
2- Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; yetki itirazında bulunduğu, esasa ilişkin olarak Kurumca davalı hakkında tesis edilen işlemin usule ve yasaya uygun olduğunu, Kurumun dava açılmasına sebebiyet vermediğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 10.01.2020 tarihli kararı ile "her ne kadar davacının uyuşmazlık konusu dönemde davalı işyeri nezdinde bir çalışması bulunmakla birlikte davalı tanık anlatımları hükme esas alınarak taraflar arasındaki ilişkinin bağımlılık ve ücret unsurunu ihtiva etmemesi, çalışmanın kendi nam ve hesabına gerçekleşmesi sebebi ile çalışmanın hizmet akdi kapsamında değerlendirilemeyeceği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 10.01.2020 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 16.11.2022 tarihli kararı ile dinlenen tanıklar, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının işyerine ortak olmadığı, ayrı bir işyerinin bulunmaması sebebi ile işlerini davalıya ait işyerinden yürüttüğü ve davalı işyerinde kendi işlerini takip ettiği, taraflar arasındaki ilişkinin bağımlılık ve ücret unsurunu ihtiva etmediği, davacının çalışmasının kendi nam ve hesabına gerçekleşmesi nedeniyle davalı iş yerindeki çalışmasının hizmet akdi kapsamında değerlendirilemeyeceği, sonuç olarak Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 16.11.2022 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "... Mahkemece ;
1-Öncelikle yukarıda açıklanan somutlaştırma yükümlülüğü kapsamında davacının beyanı alınarak çalışma şekli, hangi adreste, ne iş yaptığı ve kimlerle çalıştığı, ücretini kimden aldığı, ne şekilde ödendiği, kimden talimat aldığı, montaj işi için çağrıldığında çalışma yerine hangi araçlarla gittiği, bu aracın kim tarafından temin edildiği, kendi üzerine kayıtlı araç olup olmadığı, çalışmasının devamı sırasında davalıya ait araçları kullanmış ise plakalar sorulup talebi açıklattırılarak dava konusu talep somutlaştırılmalı, davacının bildirdiği ve resen tespit edilecek araçların ruhsatları, davacının sürücü belgesi ve trafik cezaları ile tüm bilgi ve belgeler celp edilmeli,
2-Davacının vergi kaydı, meslek odası ve esnaf sicil kaydı bulunup bulunmadığı geniş kapsamlı olarak araştırmalı,
3-Davalı işyerinde yapılan iş kapsamında müşterilerin ödemeyi ne şekilde, kime yaptıkları hususu irdelenmeli,
4-Davalı işyerinde vergi dairesi tarafından yapılan 05.04.2019 tarihli yoklamada davalı tanığı ...'in 05.04.2019 tarihinden itibaren çalıştığının tespit edilmiş olması ve davacının askerlik süresi içerisinde davalı işyerinden ...'in bordrolu olarak bildirilmesi karşısında davalı işyerinin kapsam, kapasite ve niteliğine göre işyerinde sigortalı işçi çalıştırılmasına ihtiyaç olup olmadığı üzerinde durulmalı,
5-Davacı ile davalı arasındaki ilişki tam olarak ortaya konulmalı, davacının sadece davalıya hizmet verip vermediği, başka işyerleri ve işverenler içinde çalışıp çalışmadığı, çalışma olmadığı zamanlarda davalıya ait işyerinde bekleyip beklemediği, davalı işverenden ayrı bağımsız çalışma bulunup bulunmadığı araştırılmalı, hizmet aktinin ayırıcı unsurlarından olan “bağımlılık” unsurunun somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenerek sonucuna göre karar verilmelidir..."gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının çalışmasının kendi nam ve hesabına gerçekleşmesi sebebi ile hizmet akdinin kurucu unsurlarından bağımlılık unsurunu ihtiva etmediği, çalışmanın hizmet akdi kapsamında değerlendirilemeyeceği kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının davalı şahıs ve şirket nezdinde işçi-işveren ilişkisi kapsamında montaj elemanı ve büro elemanı olarak çalışma yaptığını, bu çalışma karşılığında 2000 TL ücret aldığını, davalı tarafından davacının bu işyerinde kendi nam ve hesabına taşeronluk yapan bir kimse olduğunu, zaman ve bağımlılık unsurunun olmadığını iddia ettiğini, işçinin ...Bilişim ismi ile bir mail hesabının olmasının bu şirkette çalıştığının çok açık bir göstergesi olduğunu, dosya kapsamında dinlenen tek bordro tanığının davalı yanında çalıştığı dönemin davacının askerde olduğu dönem ve davacının işten ayrıldığı tarihten sonraki döneme denk geldiğini, davacının davalı işveren nezdinde hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının dosya kapsamında ispatlandığını, davalı tarafça davacı kaydının Kuruma bildirilmeyerek sosyal güvenlik hakkının zedelendiğini, davalının iddialarının destekten yoksun kaldığını ve ortaklık sair durumlarının ispatlanması gerekirken Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık,davacının 01.08.2011 - 19.08.2013 ve 20.08.2014 - 25.05.2016 tarihleri arası dönemde davalı işveren yanında çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
1. Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun'un 86/9 uncu maddesi olup anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
2. Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
3. Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
4. İnceleme konusu eldeki davada, bozmaya uyulmuş ise de, bozma gereklerinin tam olarak yerine getirildiğinden bahsedilmesi mümkün değildir. Bozma sonrasında Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada; davacının beyanı alınmak suretiyle bildirilen araçlara göre trafik kayıtlarının getirildiği, ceza tutanaklarının araştırıldığı, Kadıhanı Mal Müdürlüğünce davacı adına vergi kaydı bulunmadığının bildirildiği, bu kapsamda İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak toplanan delillere göre taraflar arasında hizmet akdi bulunmadığı gerekçesiyle yeniden davanın reddine karar verilmiş ise de; bu sonuca eksik inceleme ve araştırma ile gidilmiştir.
5. Dairenin 27.02.2023 tarihli daha önceki bozma kararında; yapılacak iş belirtilerek özellikle davacı ile davalı arasındaki ilişkinin tam olarak ortaya konulması, davacının sadece davalıya hizmet verip vermediği, başka işyerleri ve işverenler içinde çalışıp çalışmadığı, çalışma olmadığı zamanlarda davalıya ait işyerinde bekleyip beklemediği, davalı işverenden ayrı bağımsız çalışma bulunup bulunmadığı hususlarının da araştırılması, buna göre hizmet aktinin ayırıcı unsurlarından olan “bağımlılık” unsurunun somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi gerektiği belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuş olup, Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonucunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar.
6. Bu doğrultuda Mahkemece, bozma ilamında belirtildiği üzere, davacının sadece davalıya hizmet verip vermediği, başka işyerleri ve işverenler içinde çalışıp çalışmadığı, çalışma olmadığı zamanlarda davalıya ait işyerinde bekleyip beklemediği hususlarının aydınlatılması amacıyla daha önce dinlenen tanıkların yeniden dinlenilmesi, davacının hizmet verdiği müşterilerden daha fazla kamu tanığı tespit edilmesi halinde bu kişilerin de beyanlarının alınması, davacının meslek odalarından kaydının sorulması suretiyle çalışma olgusu tereddütsüz şekilde ortaya konulmalı, toplanan deliller bir arada değerlendirilip takdir edilerek, oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
02.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.