Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/1826 K.2025/11061
10. Hukuk Dairesi 2024/1826 E. , 2025/11061 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ...Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/4150 E., 2023/4487 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ...Batı 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/121 E., 2023/272 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalıların müvekkilinin çalışanı iken vefat eden ...'in mirasçıları olduklarını, iş kazası nedeniyle ...11. İş Mahkemesine maddi ve manevi tazminat talepli dava açtıklarını, Mahkemenin 2008/142 Esas sayılı dosyasından verilen karar ile davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, Mahkeme kararına konu alacağın ...15. İcra Müdürlüğünün 2012/4161 Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız takibe konulduğunu, takip ilamsız olarak yapıldığından icranın geri bırakılması kararının alınmasının da mümkün olmadığını, takibin bir ilama dayandırılmış olması ve Yargıtay ilgili hukuk dairesince gerçekleştirilecek temyiz incelemesinin nasıl neticeleneceğinin veya muhtemel bir bozma kararında dahi Mahkemenin direnme kararı verip vermeyeceğinin kestirilmesi mümkün olmadığından icra inkar tazminatına mahkum olmamak için ödeme emrine itirazın mümkün olmadığını ve ödeme yapılmak durumunda kalındığını, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 28.01.2013 tarih 10243/1262 sayılı ilamı ile davacıların iş kazası sigorta kolundan tahsis talepli olarak Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurmaları ve maddi tazminatın hesaplanmasında bu başvuru sonucunun beklenmesi gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat yönünden kararın bozulmasına karar verildiğini, icra dosyasına toplam 497.673,00.TL ödeme yapıldığını belirterek davalılar ...'e ödenen 312.291,91.TL, ...'e ödenen 61.637,32.TL, ...'e ödenen 42.759,12.TL olmak üzere toplam 416,688,40.TL'nin davalılardan tahsiline yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçesinde özetle, davacı şirketin iddialarının hukuki dayanaktan yoksun soyut ve mesnetsiz olduğunu, müvekkili davalılar tarafından davacı şirkete karşı açılan maddi ve manevi tazminat talepli davayı kabul eden ...11. İş Mahkemesinin 2008/142 Esas ve 2011/1883 Karar sayılı kararı Yargıtay 21.Hukuk Dairesi tarafından esastan bozulmadığını, ...11. İş Mahkemesinin bekletici mesele yapılmasını, ...11. İş Mahkemesi sonucuna göre ...15. İcra Müdürlüğünün 2021/4161 Esas sayılı dosyasına yatırılan maddi tazminatı talebi yönünden reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile BAM kaldırma kararı doğrultusunda; bilirkişiden ek rapor alındığı, davacının icra dosyasına davalılara ödenmek üzere yaptığı ödemelerin davalıların uhdesine geçmiş sayılacağından davalıların kendileri uhdesine geçmiş sayılan paradan fazla ödenen tutarlar yönünden davacılara karşı sorumlu olduğu sonucuna varıldığı, her bir davalıya yapılan fazla ödeme tutarının hesaplandığı gerekçesiyle;
1-Davanın kısmen kabulü ile
Davalı ...'den 256.376,40 TL, davalı ...'den 56.930,63 TL, davalı ...'den 39.353,01 TL'nin dava tarihi 10.12.2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ayrı ayrı tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Dairenin 23.02.2023 tarih 2022/3157 E 2023/706 K sayılı ilamında da açıklandığı üzere, 6099 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 77/1. maddesine göre zenginleşenin, başkasının malvarlığından veya emeğinden haklı bir sebep olmaksızın elde ettiği zenginleşmeyi geri vermek zorunda olduğu, geri verme borcunun konusu ve kapsamının; 6099 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 79 ve 80. maddesinde "aynen geri verme ilkesi"ne göre düzenlendiği, bilindiği üzere, Yargıtayca bozulan yerel mahkeme kararının ortadan kalkacağı ve hukuki geçerliliğini yitireceği, İcra ve İflas Kanunu'nun 40/1. maddesi gereğince, bir ilamın bozulmasının icra işlemlerini olduğu yerde durduracağı, aynı maddenin 2 ve 3. fıkrası gereğince de; bir ilam hükmü icra edildikten sonra bozulup da aleyhine icra takibi yapılmış olan kimsenin hiç veya o kadar borcu olmadığı kesin bir ilâmla tahakkuk ederse, ayrıca hükme hacet kalmaksızın icranın tamamen veya kısmen eski haline iade olunacağı ve üçüncü şahısların hüsnü niyetle kazandıkları haklara halel gelmeyeceği hüküm altına alınmış olup, bozulan karar gereği yapılan ödemelerin sebepsiz zenginleşmeyi doğuracağı ve yersiz ödeme haline geleceği, yapılan açıklamalar çerçevesinde eldeki davada; Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 28.01.2013 tarih 2012/10243 Esas 2013/1262 Karar sayılı ilamı ile bozulan Mahkeme kararına dayanarak gerçekleştirilen ödemenin, aynı olaya ilişkin davacılar hakkında daha az tutarla hükmedilen alacağı içeren Mahkeme kararının Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 21.09.2021 tarih 2021/327 Esas 2021/10624 Karar sayılı ilamı sonucu düzeltilerek onanmasına hükmedildiği ve böylece yapılan fazla ödemenin davalılar yönünden sebepsiz zenginleşme yaratmış olduğu sabit olup ödeme yapanın istirdat imkânı olduğu, davacı tarafından yapılan ödemenin, icra tehdidi altında gerçekleştirildiği, davalıların ahzu kabz yetkisi verdikleri dava dışı ödemenin, icra tehdidi altında gerçekleştirildiği, davalıların ahzu kabz yetkisi verdikleri dava dışı vekilleri tarafından söz konusu paranın İcra Dairesinden tahsil edildiği ve davalılara ödeme yapılmadığı, dava dışı vekil hakkında ...12. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.01.2018 tarih 2016/391 Esas 2018/12 Karar sayılı kararı ile zimmet suçundan mâhkumiyet şeklinde tesis edilip kesinleşen ayrıca davalılarca dava dışı vekillerine açılan ...5. Batı Tüketici Mahkemesinin 12.05.2016 tarih 2015/729 Esas 2016/508 Karar sayısı ile vekâlet ilişkinin kötüye kullanılmasından kaynaklı alacak davasında davalılar lehine verilen alacak hükmü şeklinde neticelenen ve icra aşamasında olduğu anlaşılan dava dosyalarından da tespit edildiği, davacı tarafın icra dosyasına, davalılar yönünden yaptığı ödeme ile borcundan kurtulduğu, icra dosyasına yapılan ödeme ile söz konusu meblağın davalıların uhdesine geçmiş sayıldığı ve davalılar ile dava dışı vekilleri arasında şahsi ilişkiden kaynaklanan vekâletnameye dayalı ilişki kapsamında ahzu kabza yetkili dava dışı vekil tarafından paranın tahsil edilip davalılara ödenmemesinin sonuca etkisinin olmadığı, davalıların uhdelerine geçen paradan dolayı davacı tarafa karşı sorumlu olduğu ve aralarındaki kişisel ilişkiye dayalı kurulan vekalet ilişkisi kapsamında dava dışı vekilin de kendilerine karşı sorumlu olduğu, bu durumun, ...5. Batı Tüketici Mahkemesinin 12.05.2016 tarih 2015/729 Esas 2016/508 Karar sayısı kararı ile yargı kararına dayalı hale geldiği, davacı tarafından açılan davada hukuki yararın ve haklılığın sabit olduğu, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli nitelikte bulunduğu, alacağın da zamanaşımına uğramadığı gerekçesiyle; davalıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle;
a.Davacı tarafın açılan davada hukuki yararının bulunmadığını ve davalılara yapılmış bir ödeme bulunmadığını, söz konusu paranın davalılardan istenmesine hukuken imkan bulunmadığını,
b. Bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğunu ve hükme esas alınan raporun yetersiz olduğunu,
c.Alacağın zamanaşımına uğradığını belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Kişilerin dava hakkı Anayasa'nın 36. maddesiyle teminat altına alınmış olup, “hukuki yarar” ile sınırlıdır. HMK'nın 114/h maddesinde düzenlenen hukuki yarar, davanın konusuna ilişkin dava şartlarından olup, davacının dava açmakta hukuken korunmaya değer bir yararının bulunması gerekir. Davada davacının hukuki yararının bulunup bulunmadığı, mahkemece re'sen araştırılacak hususlardandır. Tüm davalarda olduğu gibi eldeki davada da HMK’nın 114. maddesinin (h) bendinde yazılı davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması zorunludur.
2.İcra İflas Kanunu'nun ''icranın iadesi'' başlığı altında düzenlenen 40. maddesinde; bir ilama dayanarak takip borçlusundan tahsil edilen paranın takip alacaklısına ödenmesinden sonra, takip dayanağı ilamın bozulması ve takip konusu alacağın haksızlığının daha sonra tesis edilip kesinleşen bir hükümle ortaya konması halinde, ayrıca hükme hacet kalmaksızın takip alacaklısından icra dairesi tarafından ve gerektiğinde cebri icra yolu ile geri alınıp takip borçlusuna iade edileceği öngörülmüştür.
3.Buna göre bir ilam tamamen icra edildikten sonra Yargıtayca bozulursa, icra hemen eski haline iade edilmez. Bunun için hükmü veren mahkemenin Yargıtayın bozma ilamına uyarak davanın tamamen veya kısmen reddine karar vermesi ve bu ret kararının kesinleşmiş olması gerekir.Mahkemenin bozma kararına uyarak davanın tamamen veya kısmen reddine karar vermesi ve bu ret kararının kesinleşmesi üzerine borçlu, icra dairesinden (daha önce yapılmış olan ilamlı icra takibi dosyası üzerinden) icranın tamamen veya kısmen eski haline iade edilmesini isteyebilir.( m 40,II) İcranın eski haline iade edilebilmesi için borçlunun bir ilamlı icra takibi yapmasına ve alacaklıya icra emri gönderilmesine gerek yoktur. Bu nedenle borçlunun, bu halde icra dairesinden icranın iadesini isteyeceği yerde ayrı bir dava açmasında hukuki yararı yoktur.
4.Somut olayda davalılar murisi ...'in mirasçıları oldukları, iş kazası nedeniyle ...11. İş Mahkemesine maddi ve manevi tazminat talepli dava açtıkları, Mahkemenin 2008/142 Esas sayılı dosyasından verilen karar ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, alacaklılar tarafından ...11. İş Mahkemesinin verdiği 29.12.2011 tarih ve 2008/142 Esas, 2011/1883 Karar sayılı ilamına dayalı olarak maddi, manevi tazminat, yargılama gideri, mahkeme vekalet ücreti ile işlemiş faiz alacağının tahsili istemiyle ilamsız icra takibine başlandığı, ilgili ödemenin davalıların açmış olduğu takip dosyası olan ...15.İcra Müdürlüğünün 2012/4161 sayılı dosyasına yapıldığı, ancak Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 28.01.2013 tarih 2012/10243 Esas 2013/1262 Karar sayılı ilamı ile bozulan mahkeme kararına dayanarak gerçekleştirilen ödemenin, aynı olaya ilişkin davacılar hakkında daha az tutarla hükmedilen alacağı içeren mahkeme kararının Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 21.09.2021 tarih 2021/327 Esas 2021/10624 Karar sayılı ilamı sonucu düzeltilerek onanmasına hükmedildiği ve böylece davacı tarafça icra dosyasına fazla ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır.
5.Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra davalı alacaklılar tarafından ...11. İş Mahkemesinin verdiği 29.12.2011 tarih ve 2008/142 Esas, 2011/1883 Karar sayılı ilamına dayalı olarak maddi, manevi tazminat, yargılama gideri, mahkeme vekalet ücreti ile işlemiş faiz alacağını tahsili istemiyle ilamlı değil ilamsız icra takibine başlandığının anlaşılması karşısında İcra İflas Kanunu'nun ''icranın iadesi'' başlığı altında düzenlenen 40. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışma konusu olacaktır.
6.İcra İflas Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca, alacaklı tarafından para borcuna veya teminat verilmesine dair ilam icra dairesine verilince icra memuru borçluya bir icra emri tebliğ eder. Yasanın bu hükmü emredici nitelikte olup, icra memurunun aksi yöndeki işlemleri kamu düzenine aykırılık oluşturacağından, süresiz şikayete tabi olacağı gibi hakim tarafından da re'sen gözetilmelidir.
7.Alacaklının takip talebine eklediği belgenin para borcuna veya teminat verilmesine dair ilam olması halinde, icra memurunun borçluya örnek 4-5 no.lu icra emri tebliğ etmesi yasal zorunluluktur. Alacaklının talebi üzerine ya da kendiliğinden ilamsız icra takiplerine ilişkin ödeme emri göndermesi açıkça Yasanın emredici hükmüne aykırı olacaktır.
8.Pek tabidir ki; elinde ilam olan bir alacaklının ilama dayalı olarak ilamsız icra takibi yapması da hayatın olağan akışı ile bağdaşmayacaktır. Nitekim ilamlı icra takibinde borçlunun itirazı takibi durdurmayacağı gibi, itfa ve imhal itirazlarının ispatı, ancak "yetkili mercilerce re'sen yapılmış veya usulüne göre tasdik edilmiş yahut icra dairesinde veya icra mahkemesinde veya mahkeme önünde ikrar olunmuş senetle" (İİK. m. 33) mümkün olacaktır. Halbuki ilamsız icra takibinde itiraz üzerine takip duracak ve alacaklının itirazın kaldırılması için icra mahkemesine başvurarak olumlu karar alması gerekecektir. Yine ilamlı icra takibini alacaklı istediği icra dairesinde yapabilecekken (İİK. m.34), ilamsız icra takibinde genel yetki kurallarına göre (İİK. m.50) takip yapması gerekecektir.
9.O zaman elinde ilam olan bir alacaklı, bu kadar avantajlar var iken neden ilamsız icrayı tercih eder? Burada ilk akla gelen ilamlı icra takiplerinde uygulanan İİK'nın 36. maddesini, bir diğer anlatımla borçlunun icranın geri bırakılması kararı alarak takibi durdurmasını bertaraf etmek olabilir. Bir diğer neden de, ilamın bozulması halinde takibin durmasının ve sonrasında alacağın olmadığının ya da daha az olduğunun ilamla belirlenmesi halinde, icranın iadesi yolunu kapatmak olarak düşünülebilir (İİK. m 40).
10.İcra ve İflas Kanunu'nda hüküm bulunmayan hallerde bu kanuna aykırı düşmediği ölçüde genel nitelikte olan Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin icra takipleri hakkında da uygulanması gerekir. 6100 sayılı HMK'nın 29/1. maddesine göre ise taraflar, dürüstlük kuralına uygun davranmak zorundadırlar. Buna göre elinde ilam olan bir alacaklının ilamlı icra takibi yapmak yerine ilamsız icra takibi yapmasının anılan maddede düzenlenen dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı muhakkaktır.
11. Kaldı ki, Mahkemeye başvurup alacağını ilama bağlayan bir kişinin ilamlı takip yapmak yerine ilamsız takibi tercih etmek suretiyle borçlunun yapabileceği itiraz üzerine yeniden itirazın kaldırılması ya da iptali amacıyla mahkemeye başvurması ve bu şekilde devletin yargı organlarının gereksiz şekilde meşgul edilmesi anlamına da geleceğinden kabulü mümkün değildir.
12.Şu hale göre alacaklının para borcuna veya teminat verilmesine dair ilama dayalı olarak ilamsız icra takibi yapması en başta İİK'nun 32 inci maddesi amir hükmüne aykırılık teşkil edeceği gibi, dürüstlük kuralı ile de bağdaşmayacağından hukuk düzeni tarafından korunamaz. Bu doğrultuda, Dairemizin yeni oluşan içtihatları ile ilama dayalı olarak ilamsız icra takibi yapılamayacağı sonucuna varılmıştır. (Y.12.HD.22/09/2016 tarihli, 2016/21182 E. 2016/19375K.sayılı kararı)
13.Elinde ilam bulunan alacaklı için getirilen düzenlemeler onu takip yapmaktan alıkoymamakta; aksine daha kolay, çabuk ve ucuz yolla alacağına kavuşturan özel bir yol sağlamaktadır. Bu haliyle alacağı ilama bağlanmış alacaklının itiraza tâbi, uzayabilecek bir usulün takip edilmesi gereken ve daha masraflı olabilecek genel haciz yolu ile ilamsız takip yolunu seçmekte hukuki yararı yoktur (Aslan, Kudret/Akyol Aslan, Leyla: İlama Bağlı Para Alacağı İçin İlamsız İcra Takibi Yapılması, Dürüstlük Kuralına ve Hayatın Olağan Akışına Aykırı mıdır?". Prof. Dr. Ramazan Arslan'a Armağan, C.1, ...2015, s.206).
14. Yargıtay İçtihatı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 26.05.2017 tarih, 2017/2 E. 2017/3 K. sayılı kararı ile ilamların genel haciz yolu ile ilamsız takibe konu edilmesinin icra hukukuna ve yargılama tekniğine uygun düşmediği, bu yola başvurmakta alacaklının hukuki yararının bulunmadığı gibi borçlunun hukuki durumunun ağırlaştırıldığı ve taraflar arasındaki menfaatler dengesinin bozulduğu ve "ilama dayalı bir alacağın ilamsız takip konusu yapılamayacağı" yönünde karar verildiği anlaşılmıştır.
15. Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut uyuşmazlıkta; ilama dayalı bir alacağın ilamsız takip konusu yapılamayacağının anlaşılması karşısında; dava konusu para, davacıdan ilama dayalı olarak icra marifetiyle tahsil edildiğine göre bu durumda davacının dava açmasına veya takip yapmasına gerek olmaksızın ilgili icra müdürlüğüne müracaatla icranın eski haline getirilmesini talep etmesi yeterli ve gerekli olup, bu nedenle açtığı işbu davada hukuki yararı bulunmamaktadır.
16.Bu nedenle, Mahkemece; davacının haksız olarak ödediğini ileri sürdüğü alacağının iadesi için İİK'nın 40. maddesi çerçevesinde işlem yapılmasını isteyecek yerde, ayrı bir davaya konu etmekte hukuki yararının bulunmadığı belirtilmek suretiyle talebin reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu talebin kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
17. O halde, davalılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.