Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/5785 K.2025/11002

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/5785 📋 K. 2025/11002 📅 01.07.2025

10. Hukuk Dairesi         2025/5785 E.  ,  2025/11002 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/88 E., 2023/554 K.
Taraflar arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, yaşlılık aylığı tahsisi ve aylıkların yasal faizleri ile davalı Kurumdan tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına eylemli olarak uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Türk Silahlı Kuvvetlerinde muvazzaf subay olarak görev yaptığı, 30.08.2007 yılında ayrıldığı, 01.04.2008 tarihinde THY'de pilot olarak göreve başladığı, 03.02.2017 tarihinde tahsis talebinde bulunabilmek için Kuruma başvurduğu, hizmet birleştirilmesi ve fiili hizmet zammı ile birlikte emekliliğine karar verilmesini talep ettiği, ancak Kurumun 3 yıl 9 ay 15 gün fiili hizmet zammı süresini yaştan indirmeyerek ve sigorta başlangıç tarihinden geriye çekmeyerek emekli olacağı tarihi 11.03.2020 olarak bildirdiği, ancak fiili hizmet zammının sigorta başlangıç tarihi ve yaş hadinden düşülmesi gerektiği iddiasıyla davacının 3 yıl 9 ay 15 gün fiili hizmet zammının yaş haddinden ve sigorta başlangıç tarihinden geriye götürülerek düşülmesine, emekliliğe hak kazandığı tarihin tespitine, davacının emeklilik tarihinin 26.05.2016 tarihi olması nedeni ile yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine, başvuru tarihi olan 03.02.2017 tarihinden itibaren emekli aylığı bağlanması ve aylıkların faizi ile birlikte ödenmesi haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesine özetle; davacının istifa ettiği tarihe kadar 4/c kapsamında bu tarihten sonra 4/a kapsamında sigortalı olduğunu hizmetlerinin birleştirilmesi halinde fiili hizmet zammının eklenmesinin söz konusu olmadığı, yaş haddinden indirilecek sürenin yarısı olduğu, dava tarihinden sonra ki bir tarihin emeklilik tarihi olarak tespitinin mümkün olmadığı savunmasıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEMESİ İLK KARARI
İlk Derece Mahkeme tarafından 03.10.2019 tarihli ve 2018/337 Esas, 2019/271 Karar sayılı kararla davacının 3 yıl 9 ay 15 gün fiili hizmet zammı süresinin bulunduğu, 5434 sayılı Kanun kapsamında 15.03.1989-14.11.2007 tarihleri arasında 18 yıl 8 ay süre ile 6720 gün prim ödeme gün sayısının bulunduğu, Kuruma tahsis talebi ile başvurduğu 23.05.2017 tarihi itibari ile 3293 gün 4/1-a kapsamında prim ödeme gün sayısının bulunduğu, 506 sayılı Kanun'un Ek 5, 6 ve 39 uncu maddeleri kapsamında fiili hizmet zammı süresinin sigortalılık süresine eklenmesi ve yaş haddinden indirilmesi gerektiği, güncel Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğu, 3 yıl 9 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresi, davacının sigortalılık süresine eklendiği ve yaş haddinden indirildiği, davacının sigorta başlangıç tarihinin 15.03.1989 tarihi olduğu, 4757 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik doğrultusunda 23.05.2002 tarihi itibari ile davacının sigortalılık süresi dikkate alınarak yaşlılık aylığı şartlarının değerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamda 23.05.2002 tarihi itibari ile fiili hizmet zammı süresi ile birlikte davacının 15 yıl 7 ay 11 gün prim gün sayısının bulunduğu, doldurulmuş sigortalılık süresi itibari ile davacının emekli olabilmesi için 25 yıl sigortalılığı, 49 yaşı ve 5300 gün prim ödemesini sağlaması gerektiği, davacının sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısı şartları yönünden yapılan değerlendirmede tahsis talep tarihi itibari ile sigortalılık süresinin 31 yıl 11 ay 24 gün ve prim ödeme gün sayısının 11.378 gün olduğu, davacının 11.03.1971 doğumlu olduğu, 3 yıl 9 ay 15 günlük fiili hizmet zammı süresi yaş haddinden indirildiğinde davacının emeklilik için aranılan yaş şartının 45 yıl 2 ay 15 gün olarak değerlendirilmesi gerekeceği, yaş şartı değerlendirildiğinde davacının 26.05.2016 tarihi itibari ile sigortalılık süresi, prim ödeme gün sayısı ve yaş itibari ile emekli aylığı tahsis talebinde bulunabileceği, bu tarih itibari ile başvuru şartlarını taşıdığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden ve sigorta başlangıç tarihinden itibaren geriye götürülerek düşülmesine, davacının 26.05.2016 tarihi itibari ile yaşlılık aylığı için gerekli başvuru şartlarını sağladığının tespitine, davacının talebi doğrultusunda kuruma başvuru tarihinden itibaren emekli aylığı bağlanması ve aylıkların faizi ile birlikte ödenmesi talebinin saklı tutulmasına karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 03.10.2019 tarihli ve 2018/337 Esas, 2019/271 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesinin 29.09.2021 tarihli ve 2019/2102 Esas, 2021/1217 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 29.09.2021 tarihli ve 2019/2102 Esas, 2021/1217 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuş ve Dairemizce 28.12.2021 tarihli ve 2021/12326 Esas, 2021/16772 Karar sayılı ilamla aşağıdaki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur:
"...Eldeki davada, davacı, 5434 sayılı Yasa kapsamında hak kazandığı fiili hizmet süresi zammının tamamının tahsis şartlarında dikkate alınması ile tahsis yapılırken sigortalılık başlangıç tarihinden geriye çekilmesi ve bulunacak sigortalılık süresine göre tabi olunması gereken yaş haddinden de düşülerek, kendisine yaşlılık aylığı bağlanmasını ve aylıkların faiziyle kurumdan tahsilini talep etmiştir.
Uyuşmazlık, 5434 sayılı Yasanın 32. vd. maddeleri hükümlerince hak kazanılan fiili hizmet zammının hizmet birleştirilmesi ve tahsis aşamasında nasıl dikkate alınması gerektiği ile bu sürenin 2829 sayılı Yasanın 8. maddesi gereğince uygulanması gereken 506 Sayılı Yasa kapsamındaki tahsis işlemlerinde sigortalılık başlangıç tarihinden geriye gidilmek suretiyle sigortalılık süresine eklenip eklenmeyeceği ve bu süre üzerinden belirlenecek yaş haddinden de düşülüp düşülemeyeceği hususundadır.
Uyuşmazlığın çözümü bakımından, öncelikle davacının hak kazandığı fiili hizmet zammı kavramı, niteliği ve 5434 sayılı Yasadaki itibari hizmete ilişkin hükümlerin varlığı ile 506 sayılı Yasa kapsamında yer alan itibari hizmet süresi kavramları ile birlikte yaşlılık aylığı tahsis koşulları üzerinde durulmalıdır.
5434 sayılı Yasanın 10. kısmında (31. ila 34. maddeleri arasında) fiili hizmet müddeti, 11. kısmında (35 ila 38. maddelerinde) ise itibari hizmet süresi düzenlenmiştir.
5434 sayılı Yasanın 31. maddesinde 'Fiili hizmet müddeti; iştirakçinin 30 uncu madde gereğince bu kanunla tanınan haklardan faydalanmaya başladığı tarihten itibaren tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği müddet' olarak tanımlanmış, 32. maddesinde; İştirakçilerin, 5434 sayılı Yasa kapsamında kesenek ödenen her yılı için görevlerine göre eklenecek fiili hizmet zamları belirlenmiş ve 32’nci maddede gösterilen vazifelere yılbaşından sonra girenlerin fiili hizmet müddet zamlarının, girdikleri ay hariç olmak üzere, o yılın geri kalan ayları için ve yılsonundan önce ayrılanların fiili hizmet müddeti zamlarının, ayrıldıkları ay da dâhil olmak üzere, yılın geçmiş ayları için hesaplanacağı belirtilmiş, ayrıca fiili hizmet müddeti zamlarının, emeklilik işlemlerinde fiili hizmet sayılacağı fakat toplamının 8 yılı geçemeyeceği belirtilmiş olsa da, Lokomotif makinist ve ateşçilerin bu süreden istisna olduğu, son olarak 34. maddesinde ise, fiili hizmet sürelerinin her yıl ilgili kurumlarınca, yılsonlarından itibaren 3 ay içinde Sandığa göndermeye ilişkin zorunluluk düzenlenmiştir.
Eklemek gerekirse; 5434 sayılı Yasanın geçici 205. maddesinde de, 32’inci madde gereğince fiilî hizmet sürelerine zam yapılanların bu maddede belirtilen yaş hadlerinden, hizmetlerine eklenen fiilî hizmet süresi zammı kadar indirim yapılır. Hükmü yer almaktadır.
5434 sayılı Yasada düzenlenen 'itibari hizmet' süresi ise, 35. maddede 'Bu kanun gereğince bağlanacak aylıklar ve yapılacak kesenek iadesi ve toptan ödemelerin hesabında fiili hizmet müddetlerine eklenen süredir' şeklinde tanımlanmış, 36. maddede; iştirakçilerin, görevlerine göre fiili hizmet sürelerinin her yıl için fıkralarında gösterilen itibari hizmet süreleri ekleneceği belirtilmiş ve açıkça (zamlar hariç) tutulmuş olup, toplamlarının 3 aydan az ve toplamı 5 yıldan fazla olamayacağı belirtilmiştir.
506 sayılı yasanın ek 5. maddesinde de 'itibari hizmet süresi' kavramına yer verilmiş olup, bu maddede ise, '506 sayılı Kanuna göre sigortalı sayılanların, kanunda sayılan görevlerde geçen sigortalılık sürelerine, bu sürelerin her tam yılı için, hizalarında gösterilen süreler, sigortalılık süresi olarak eklenir.' hükmü ile öncelikle; 18.02.2000 tarihli 1997/1 Esas ve 2000/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’na göre, salt sigortalılık süresine eklenmesi gereken süre olarak tanımlanmıştır.
506 sayılı Yasanın Ek 39'uncu maddesinde de 'Bu Kanunun Ek 5 ve Ek 6’ncı maddeleri gereğince sigortalılık süresine ilave edilen gün sayıları, beş yıldan çok olmamak üzere bu Kanun'un 60. ve Geçici 81'inci maddelerinde belirtilen yaş hadlerinden indirilir.' düzenlemesine yer verilmiştir.
Konu, son olarak 5510 sayılı Yasa ile düzenlenmiş ve 01.10.2008 günü itibarıyla aynı tarihte yürürlüğe giren 'Fiili hizmet süresi zammı' başlıklı 40. maddesinde, belirtilen iş yerlerinde ve işlerde çalışan sigortalıların prim ödeme gün sayılarına, bu iş yerlerinde ve işlerde geçen çalışma sürelerinin her 360 günü için karşılarında gösterilen gün sayılarının, fiili hizmet süresi zammı olarak ekleneceği, çalışmanın fiili hizmet süresi zammı kapsamında değerlendirilebilmesi için, tablonun (13) ve (14) numaralı sıralarında belirtilen sigortalılar hariç, sigortalının kapsamdaki iş yerleri ile birlikte işlerde fiilen çalışması ve söz konusu işlerin risklerine maruz kalmasının şart olduğu açıklanmıştır.
5510 sayılı Yasanın 'Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin bazı geçiş hükümleri' başlıklı geçici 1. maddesinde yer alan 'Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve diğer bağımsız çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ve bu Kanunla mülga 2926 sayılı tarımda kendi adına ve hesabına çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kabul edilir.' hükmü nedeniyle, tahsis koşulları bakımından davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun 60 ve geçici 81’inci maddelerinde yaşlılık aylığından yararlanmak için; kural olarak maddede belirlenen yaşa ulaşmış olmak, belirli bir süre prim ödemek, işten ayrılmak ve talepte bulunmak koşulları öngörülmüştür. Ne var ki, Anayasa Mahkemesi 2019/104 Esas, 2021/13 Karar ve 14.01.2021 tarihli kararı ile '17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası’nın mülga 62. maddesinin 1. fıkrasında yer alan '....çalıştığı işten ayrıldıktan sonra...' ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline” karar vermiş ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesinden de anlaşılacağı üzere işten ayrılma koşulunu özünde Anayasaya aykırı kabul etmiştir.
2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un 4’üncü maddesindeki; 'kurumlara tabi çeşitli işlerde çalışmış olanların hizmet süreleri, aynı tarihlere rastlamamak kaydıyla bu Kanuna göre aylık bağlanmasına hak kazanıldığında birleştirilir.' hükmü uyarınca çeşitli sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmet süreleri de yaşlılık aylığı bağlanmasına esas olmak üzere birleştirilmekte ve sigortalının yaşlılık aylığı bağlanması için tabi olduğu yaş, prim gün sayısı ve sigortalılık süresi tespit edilmektedir.
Yukarıda sayılan düzenlemeler birlikte irdelendiğinde; mahkemece, 2829 sayılı Yasa kapsamında hizmetleri birleştirilen ve 506 sayılı Yasa kapsamında tahsis koşulları uyuşmazlık konusu olan, davacının 5434 sayılı Yasanın 32. vd. maddeleri hükümlerince hak kazandığı 'fiili hizmet zammının' tahsis koşullarından olan yaş haddinden indirilmesine ilişkin kabul, 506 sayılı Yasanın Ek 39'uncu maddesi karşısında yerinde ise de, 5434 sayılı Yasada yer alan 'fiili hizmet zammının', iştirakçilerin görev yaptıkları süreler boyunca ve tam kesenek vermek suretiyle geçirdiği sürelere ilişkin olarak yapılan ek bir zam niteliğinde olduğu ve fiili hizmet süresine eklenmesi gerektiği, buna göre eklenen bu hizmetin, iştirakçilerin fiili hizmet süresini, emeklilik ikramiye miktarını ve emekli aylığı bağlama oranını artırdığı ve yaş haddinden de 8 yıla kadar indirim sağladığı, 5434 sayılı Yasanın 11. kısmında 35 vd. maddelerinde ayrıca düzenlenmiş olan 'itibari hizmet' sürelerinin de, istekle emekliye ayrılmak için gerekli olan, kadınlarda 20, erkeklerde 25 hizmet yılının hesabı ve emekli ikramiyesinin hesaplanmasında bu sürenin dikkate alınmayacağı, ancak keseneklerin iadesinde, toptan ödeme yapılmasında ödenecek paranın ve aylık bağlanmasına hak kazanılması halinde bağlanacak aylığın oranının artmasına etki ettiği dikkate alınarak, 5434 sayılı Yasanın 32. vd. maddelerinde düzenlenmiş “fiili hizmet zammının”, 506 sayılı Yasadaki ve içtihadı birleştirme kararı gereğince sadece sigortalılık süresine eklenmesi gereken “itibari hizmet” süresinden farklı bir kavram olduğu açıkça anlaşılmakta olduğundan, bu sürenin 506 sayılı Yasa kapsamında tahsise esas sigortalılığın başlangıç tarihinden geriye çekilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle, 5434 sayılı Yasa kapsamında hak kazanılan “fiili hizmet zammının” kişilerin fiili hizmetine eklenmesi gerektiği söylenebilir ise de, birleşen hizmetler sonrasında, 506 sayılı Yasanın 60. ve geçici 81. maddesindeki yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin koşullar bakımından uygulama yapılırken, sigortalılık süresi yönünden, kişinin sigortalılık başlangıç tarihiden geriye doğru ekleme yapılması ile sigortalılık başlangıç tarihinin geriye çekilmesi suretiyle, ek bir sigortalılık süresine veya başkaca bir uygulama yapılmasına imkân vermediği hususu dikkate alınmalı ve buna göre tahsis koşulları yeniden irdelenmeli, sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Kabule göre de; davacının 01.03.2017 tarihi itibari ile yaşlılık aylığı tahsisi yapılmasına yönelik olan istemine rğamen talep tarihinden önce tahsis şartlarının oluştuğuna ve kuruma başvuru tarihinden itibaren tahsis yapılmasına yönelik hakkının saklı tutulmasın dair karar verilmesinin HMK’nun 297’nci maddesi hükümlerine uygun olmayıp infaza da elverişli bir hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar tesisi de isabetsizdir..."
2.İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının fiili hizmet süresi zammının yaş haddinden indirilmesi, toplam fiili çalışma süresine eklenmesi ve 23.05.2002 tarihine kadar olan çalışmanın karşılığı fiili hizmet süresi zammının yaşlılık aylığı koşulları açısından esas alınması yerinde görüldüğü, bu kabule göre bozma ilamına açıklanan gerekçeyle direnmek gerektiği, davacının sigorta başlangıcının 15.03.1989 tarihi olduğu, 23.05.2002 tarihi itibariyle 13 yıl 2 ay 8 gün sigortalılık süresinin bulunduğu, bu sürenin karşılığı fiili hizmet süresi zammının 2 yıl 5 ay 2 gün olduğu, 23.05.2002 tarihi itibariyle davacının toplam sigortalılık süresinin 15 yıl 7 ay 10 gün olduğu tespit olunduğu, 506 sayılı Kanun'un geçici 81/1-A bendinin f alt bendine göre 25 yıl sigortalılık süresi, 49 yaş ve 5300 prim ödeme gün sayısı şartı ile davacı yaşlılık aylığı alabileceği, davacının 11.03.1971 doğum tarihli olduğu, tahsis talep tarihi olan 03.02.2017 tarihi itibariyle 45 yıl 10 ay 23 günlük olduğu, davacının yaş şartı 49 olup toplam 3 yıl 9 ay 15 günlük fiili hizmet yaş haddinden indirildiğinde 45 yıl 2 ay 15 günlük olduğunda davacının yaş şartını sağladığı tahsis talep tarihi itibariyle yaş haddi şartının mevcut olduğu, davacının ayrıca tahsis talep tarihi itibariyle 25 yıllık sigortalılık süresi ile asgari prim şartını fazlasıyla tamamladığı Kurum kayıtları ile sabit olduğu bu halde fiili hizmet süresi zammının aylık şartları açısından esas alınması yönündeki kabulde aylık şartlarının oluştuğu gerekçesiyle Yargıtay 10.Hukuk Dairesinin 2021/12326 Esas ve 2021/16772 Karar sayılı ilamına direnilmesine, davanın kabulü ile davacının fiili hizmet zammı süresinin yaş haddinden düşülmesi ile fiili hizmet süresi zammının tahsis şartlarının belirlenmesinde sigortalılık sürelerine eklenmesine, davacıya 01.03.2017 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı tahsisi yapılması ve en erken 01.06.2017 tarihinden itibaren olmak üzere aylıkların kurumca ödenmeleri gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
3.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının davalı Kurum tarafından temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.02.2025 tarihli ve 2024/10-8 Esas, 2025/79 Karar sayılı kararı ile ortada Hukuk Genel Kurulu tarafından incelenmesi gereken direnme kararı değil bozmaya eylemli uyma sonucu bozma ilâmı doğrultusunda alınan bilirkişi raporu değerlendirilmek suretiyle verilen yeni hüküm bulunduğu, Hâl böyle olunca kurulan bu yeni hükmün temyiz incelenmesini yapma görevi Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye ait olduğu gerekçesiyle davalı ... Güvenlik Kurumu vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
VI.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerine herhangi bir hatanın mevcut olmadığı iddiasıyla temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 5434 sayılı Kanun kapsamında geçen fiili hizmet zammı süresi dikkate alınarak, yaşlılık aylığı tahsisi ve aylıkların yasal faizleri ile davalı Kurumdan tahsiline ilişkindir.
1. Dairemizin eylemli olarak uyulan 28.12.2021 tarihli bozma ilamında da belirtildiği üzere; 5434 sayılı Emekli sandığı Kanunu'nun 31 ila 34. maddelerinde fiili hizmet süresi; 35 ila 38. maddelerinde ise itibari hizmet süresi düzenlenmiştir. 31. maddeye göre fiili hizmet süresi, iştirakçinin haklardan yararlanmaya başladığı tarihten itibaren tam kesenek ödemek suretiyle geçen süredir. 32. maddede, iştirakçilerin görevlerine göre eklenebilecek fiili hizmet zammı süresi belirlenmiş, yıl içinde göreve başlama veya görevden ayrılma durumlarına göre hangi ayların dikkate alınacağı düzenlenmiş ve bu zammın toplamda 8 yılı geçemeyeceği belirtilmiştir. Lokomotif makinistleri ve ateşçiler bu sınırın dışındadır. 34. madde ise ilgili kurumların, yıl sonunu takip eden 3 ay içinde bu hizmet sürelerini Sandığa bildirme yükümlülüğünü getirmiştir.
2. 5434 sayılı Kanun'un Geçici 205. maddesine göre de fiili hizmet zammı eklenen süre kadar, yaş haddinden indirim yapılır. Ayrıca, itibari hizmet süresi 35. maddede fiili hizmete eklenen süre olarak tanımlanmış, 36. maddede ise görev bazında yıllık itibari sürelerin ne kadar olacağı belirlenmiştir. Bu sürenin toplamı 3 aydan az ve 5 yıldan fazla olamaz. Bu süreler bağlanacak aylıklar ve yapılacak kesenek iadesi ve toptan ödemelerin hesabında dikkate alınmaktadır.
3.506 sayılı Kanun’un Ek 5. maddesi itibari hizmet süresine yer vererek, belirtilen görevlerde geçen her tam yıl için sigortalılık süresine ek süre öngörmüştür. Bu sürelerin sadece sigortalılık süresine eklenebileceği, 18.02.2000 tarihli ve 1997/1 Esas, 2000/1 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtilmiştir. Anılan Kanun'un Ek 39. madde ise bu eklenen sürelerin (5 yılı geçmemek şartıyla) 506 sayılı Kanun'un 60 ve Geçici 81. maddelerinde belirtilen yaş haddinden indirileceğini düzenler.
4.Fiili hizmet zammı ayrıca 5510 sayılı Kanun’un 40. maddesinde de düzenlenmiş olup, belirtilen işlerde çalışanların her 360 günü için tabloda belirtilen gün sayısı kadar süre, prim günlerine eklenir. Ancak bu uygulama için, anılan tablonun (13) ve (14) numaralı sıralarında belirtilen sigortalılar hariç işyerinde fiilen çalışmak ve mesleki risklere maruz kalmak şarttır.
5.5510 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesi uyarınca tahsis koşulları bakımından davanın yasal dayanaklarında olan 506 sayılı Kanun'un 60 ve Geçici 81. maddelerinde yaşlılık aylığından yararlanmak için kural olarak maddede belirlenen yaşa ulaşmış olmak, belirli bir süre prim ödemek, işten ayrılmak ve talepte bulunmak koşulları öngörülmüştür. Ne var ki Anayasa Mahkemesi 2019/104 Esas, 2021/13 Karar ve 14.01.2021 tarihli kararı ile '17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası’nın mülga 62. maddesinin 1. fıkrasında yer alan '....çalıştığı işten ayrıldıktan sonra...' ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline” karar vermiş ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesinden de anlaşılacağı üzere işten ayrılma koşulunu özünde Anayasaya aykırı kabul etmiştir.
6.2829 sayılı Kanun’un Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun’un 4. maddesi uyarınca, farklı sosyal güvenlik kurumlarına tabi hizmetler çakışmadığı sürece birleştirilir. Bu birleştirme sonucunda, sigortalının tabi olduğu yaş, prim günü ve hizmet süresi belirlenerek aylık bağlanması sağlanır.
7.Tüm bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde; Mahkemenin davacının yaş haddinden indirim yapılması yönündeki kararı, 506 sayılı Kanun’un Ek 39. maddesiyle uyumlu olmakla birlikte, fiili hizmet zammının 5434 sayılı Kanun’da açıkça görev süresine eklenen, yaş indirimi sağlayan ve emeklilik ikramiyesini etkileyen bir süre olduğu, bu nedenle sigortalılık süresine değil, sadece fiili hizmet süresine ekleneceği ve sigortalılık başlangıcını geriye çekmeyeceği açıktır. Buna rağmen, fiili hizmet zammının sigortalılık süresine ilavesiyle tahsis koşullarının belirlenmesine ilişkin Mahkeme kararı isabetsizdir.
8. Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
01.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.