Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/2302 K.2025/10390

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/2302 📋 K. 2025/10390 📅 19.06.2025

10. Hukuk Dairesi         2025/2302 E.  ,  2025/10390 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1370 E., 2024/2637 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/331 E., 2023/116 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı Büyükelçilik bünyesinde 30.09.1996 - 05.10.2012 tarihleri arasında kesintisiz ve sürekli Arapça ve İslami Bilimler Öğretmeni olarak çalıştığını, bu hususun 22.11.2012 tarihli ... Okul Müdürünün mühür ve imzasını taşıyan belgede de belirtildiğini, ancak sigorta giriş bildiriminin 28.01.2011 tarihine kadar yapılmadığını, çalışması 05.10.2012 tarihine kadar sürmesine rağmen çıkış tarihinin 30.09.2011 olarak bildirildiğini beyanla, 30.09.1996-05.10.2012 tarihlerinde 1250 ABD doları aylık ücret ve hizmet akdi ile davalı işyerinde çalıştığının tespitine karar verilmesi talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.
Fer'i müdahil ... vekili cevap dilekçesinde; haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, davacının 06.08.2003-27.01.2011 tarihleri arasında davalı işyerinde hizmet akdi ile çalıştığının tespitine; davacının ücret tespitine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile davacının Ocak 2011 ile Eylül 2012 dönemleri arasında, kararda belirtilen ücretler ile çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile
"Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının 30.09.1996-05.10.2012 döneminde davalı nezdinde kesintisiz çalışma iddiasında bulunduğu ve gerçek ücret tespiti talep ettiği, davacı adına davalı iş yerinden 28.01.2011 - 30.09.2012 dönemine ilişkin olarak hizmet bildirimi bulunduğu, davacının Mısır vatandaşı olduğu, Bakanlar Kurulunun 09.11.2015 tarihli karar ile 19.11.2015 tarihinde Türk vatandaşlığını kazandığı, Dışişleri Bakanlığı Protokol Genel Müdürlüğünün 16.12.2021 tarihli yazısında; arşivden yapılan araştırmada, Suudi Arabistan Ankara Büyükelçiliğinin bahse konu okula ait bilgilerinin talep edildiği notaya cevaben verilen 30 Aralık 2015 tarihli nota ekindeki belgede okulunun kuruluş yılının 1988 olarak belirtildiğinin ifade edildiği, Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, dosyaya sunulan kayıtlar, tanık beyanları ve banka ödeme kayıtlarına göre hizmet tespiti ve prime esas gerçek ücret tespiti taleplerine ilişkin olarak Mahkeme tarafından verilen kısmen kabul kararının yerinde olduğu, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1.Davacının 1996 yılından, ayrıldığı 05.10.2012 tarihine kadar ... Okulunda çalıştığının ispatlandığını, buna rağmen Türk vatandaşı olmadığı dönemdeki çalışmasının adeta yok sayıldığını ve 30.09.1996 - 06.08.2003 tarihleri arasındaki dönem yönünden davanın reddedildiğini,
2.Davacının davalı Büyükelçilik nezdinde 30.09.1996 - 05.10.2012 tarihleri arasında çalıştığının kabulü ile 30.09.1996 - 06.08.2003 yılları arasında kısa vadeli sigorta kolları yönünden diğer zamanlarda ise uzun vadeli sigorta kolları yönünden tespit kararı verilmesi gerekirken davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,
3.Ocak 2011 - Eylül 2012 tarihleri arasında davacının çalışması karşılığında almış olduğu ücretlerin tespitinin yapıldığını, ancak diğer dönemlere ilişkin hüküm kurulmadığını, Ocak 2011 tarihinden önceki dönemlerde de müvekkilinin aynı ücreti aldığını,
4.Müvekkilinin aylık ücretinin Ocak 2011 sonrasında 1.150 USD olarak tespit edilmesi karşısında Ocak 2011 öncesindeki ücretlerinin dolar bazında 387,20 USD olarak kabul edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1.Kararı veren Mahkemenin davayı görmekte yetkisiz olduğunu, zira davacının işçi iş akdini ... ile yaptığını, büyükelçiliklerin Viyana Sözleşmesi gereği diplomatik dokunulmazlıklarının bulunduğunu,
2.Davacı işçinin işe başladığı yıldan, 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 1 Ekim 2008 tarihine kadar müvekkili Büyükelçiliğin davacı işçinin sosyal güvenlik sigorta pirimlerini ödemesini öngören herhangi bir yasal düzenleme bulunmadığını, 5510 sayılı Kanun'un çıkmasıyla, müvekkilinin yasanın yürürlüğe girmesini bile beklemeden 2006 yılından itibaren işçilerin sigorta primlerini ödemeye başladığını ileri sürerek temyiz talebinde bulunmuştur.
Feri müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle,
1. 08.09.1999 tarihinde yürürlüğe giren 4447 sayılı Kanun’un 16. maddesinin işverenin işe girişi bildirmesinin yanında sigortalıya da işe girdiği tarihi takip eden bir ay zarfında girdiği işi Kuruma bildirmek hakkı tanındığını, sigortasız çalıştığını işe girişten itibaren 1 ay içinde bildirmeyen kimsenin, daha sonra bu davada olduğu gibi sigortasız çalıştığına dair böyle bir dava açamayacağını,
2. 506 sayılı Kanun'un 79/1 ve 5510 sayılı Kanun'un 86/1 maddelerine göre; çalıştırılan işçilerin sigorta primleri hesabına esas tutulan kazançları toplamı ve prim ödeme gün sayıları ile sigorta primlerini gösteren kayıt ve belgelerin Kuruma bildirilmesi mecburiyetinin işverene ait bir yükümlülük olup, bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen bu kayıtlar için Kurumun sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, müvekkili Kurumun işleminin yerinde olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet ve prime esas kazanç tespitine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı, davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.