Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/12320 K.2025/9262

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/12320 📋 K. 2025/9262 📅 29.05.2025

10. Hukuk Dairesi         2024/12320 E.  ,  2025/9262 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2178 E., 2022/2061 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/660 E., 2022/585 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar ... İnş. Çelik Konstrüksiyon Mühendislik Taah. Makina Tic. Ltd. Şti. ile .... Tur. ve İnş. San. ve Tic. A.Ş. vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddi ile davacı vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili, davalılar ... Tur. ve İnş. San. ve Tic. A.Ş. ve ... ortak vekili ile davalı ... İnş. Çelik Konstrüksiyon Mühendislik Taah. Makina Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı taşeron .. Şirketinin vinç kiralamış olduğu davalı .. Platform Şirketinde vinç operatörü olarak 2000 TL maaşla çalıştığını, işveren ... Platform Şirketinin davalı ... Turizm Şirketinin Büyükada .. Mahallesinde otel inşaatı işi aldığını, davacının bu işle ilgili 22.04.2015 tarihinde çalışmaya başladığını, 22.04.2015 tarihinde işyerinde iş kazası geçirerek ağır yaralandığını iddia ederek; maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP:
Davalılar ..., ... İnşaat ve Akdağ İnşaat vekilleri ayrı ayrı cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Davalı .. ... Vinç Nakliye İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından davaya herhangi bir cevap verilmediği anlaşıldı.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; İlk Derece Mahkemesince;
"Yapılan yargılamaya, dava dilekçesi, ıslah dilekçesi, cevap dilekçesi, SGK kayıtları, toplanan delillere, celp edilip incelenen kayıt ve belgelere, tanık beyanlarına, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; iş yerinde meydana gelen olayın 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesine göre bir iş kazası olduğu, olayda kazalı davacının %20 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş kusur oranına ilişkin alınan rapor ve davacının maddi zararının hesaplanmasına ilişkin Aktüerya bilirkişi raporu dosya mündereracatına uygun olarak hazırlandığı denetime ve kontrole elverişli olduğu, kabule değer ve hüküm kurulmaya yeterli olduğu tespit olunduğundan hükme esas alınmıştır.
Davacının geçirdiği iş kazası nedeniyle elem ve ızdırap çektiği kanaatine varıldığından tarafların sosyol ekonomik durumuna kusur oranlarına göre davacının çektiği elem ve ızdırabın kısmen giderilmesi amacıyla davacı lehine manevi tazminata hükmetmek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Hüküm/gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
Davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 336.082,85 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 40.000 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
Kabul edilen miktar üzerinden alınması gerekli 25.690,21 TL karar-ilam harcından peşin yatırılan harcın mahsubu ile bakiye 23.982,46 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına," karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı, davalılar .... İnş. Çelik Konstrüksiyon Müh. Taah. Mak. San. ve Tic. Ltd. Şti., .... Turizm ve İnşaat San ve Tic. A.Ş. ve ... vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
İlk Derece Mahkemesi kararının haksız ve hukuka aykırı olduğu, işverenin iş kazasının oluşumunda kusurlu olmasa bile diğer bazı özel hallerin varlığı halinde bu zararı tazminle yükümlü tutulabileceği, bu konuya ilişkin Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında iş kazası sonucunda maluliyet oranın yüksekliği, duyulan manevi acının ve ıstırabın ağırlığı, uğranılmış bedensel acının şiddeti ve devam süresi, acı veren ameliyatların uzun tedavi sürecini gerektirmesi gibi durumların manevi zararın önemli olduğunu gösteren ölçütler arasında sayıldığı, Yargıtay'da işverenin iş güvenliği önlemlerini almakta bir kusuru bulunmasa bile belirtilen koşulların varlığı halinde manevi tazminata hükmedilebileceğini karara bağlandığı, ilk derece mahkemesi her ne kadar manevi tazminata kısmen hükmetmiş ise de bu miktarın müvekkilinin çektiği ızdırap karşısında çok cüzi bir miktar olduğu ileri sürülmüştür.
Davalı ... İnşaat Çelik Konstrüksiyon Mühendislik Taahhüt Makina Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle;
İlk Derece Mahkemesince delillerin takdirinde hata edilmiş olup verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların herhangi bir gerekçe gösterilmeden reddedildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan tespit ve değerlendirmelerde bilirkişilik görevinin dışına çıkıldığı, bilirkişi raporunda kusur nitelemesi hatalı yapılmış olup İlk Derece Mahkemesince kusur belirlemesi yönünden yapılan itirazların değerlendirilmeden usul ve yasaya aykırı hüküm kurulduğu, İlk Derece Mahkemesince taraflarına tebliğ edilen kararın gerekçesinin dava konusu talep ve iddiaları aydınlatmaktan uzak olduğu ileri sürülmüştür.
Davalılar ... Turizm ve İnşaat Sanayi ve Ticaret A. Ş. ile ... vekili istinaf dilekçesinde özetle;
Davalı ... yönünden istinaf sebepleri;
Çalışma ve iş güvenliğinin gerektirdiği tüm tedbirleri alma görevinin yükleniciye veya kendi alt yüklenicilerine ait olduğu, davacının ... Turizmin çalışanı olmadığı, davacının müvekkili firmanın Çelik İşlerini alan yüklenici .... Çelik şirketinin günlük olarak kiraladığı vinç şirketinin (.... Platform Vinç Nakliye İnşaat San. ve Tic. Limited Şirketinin) operatörü olduğu, şantiye de tüm önlem ve tedbirlerin alınmış/vinç operatörünün iş güvenliğine özel olarak dikkat etmesi gerekirken kendi dikkatsizlik ve ihmalinden kaza meydana geldiği, bu durumun durum olay yeri kaza tutanakları ile sabit olduğu, müvekkilinin şantiye şefi olarak görev yaptığı, olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığı, 23.12.2020 tarihli 3 kişilik bilirkişi heyet raporunda davalı şantiye şefi olan müvekkiline herhangi bir kusurun izafe edilmediği, müvekkili ... açısından davanın reddi gerekmesine karşın İlk Derece Mahkemesi tarafından hatalı karar verildiği, Mahkeme kararında zenginleşme aracı olarak manevi tazminata hükmediği, manevi tazminatın maddi tazminat gibi “zarar” kavramı içerisinde yer alması gereken bir tazminat türü olduğu, yüksek miktardaki maddi ve manevi tazminat talebinin reddi gerektiği ileri sürülmüştür.
Davalı ... Turizm Ve İnşaat Sanayi ve Ticaret A. Ş. Yönünden istinaf sebepleri;
Müvekkili şirketin Büyükada da bulunan inşai faaliyetinde, Çelik işlerini diğer davalı ... İnşaat Çelik Konstrüksiyon Müh Taah. Mak. San. ve Tic. Ltd. Şti. isimli firmaya verdiği, yüklenicinin kendi personel, ekip ve ekipmanı ile müvekkilli ile arasında yapılan sözleşme ve keşif özetinde belirtilen işleri yapma görevini üstüne aldığı, çalışma ve iş güvenliğinin gerektirdiği tüm tedbirleri alma görevinin yükleniciye veya kendi alt yüklenicilerine ait olduğu, müvekkili şirketin Büyükada şantiyesi dolayısıyla çeşitli taşeron firmalardan hizmet aldığı, davacının müvekkili şirketin çalışanı olmadığı, davacının müvekkili firmanın Çelik İşlerini alan yüklenici ... .. şirketinin günlük olarak kiraladığı vinç şirketinin (... Platform Vinç Nakliye İnşaat San. ve Tic. Limited Şirketinin) operatörü olduğu, müvekkili şirketin davacının kendi kusuru ile başına gelen olayda herhangi kusur ve ihmali bulunmadığı, dava konusu olayın müvekkil şirkete yapılan işe ilişkin olmayıp işçinin şahsi dikkatsizliğinden gerçekleşmiş olup müvekkili şirkete atfedilecek herhangi bir kusur bulunmadığı, davacının havanın yağmurlu olması sebebiyle vinç çalışmadığı için herhangi bir çalışma yapmadığı, vincin başında beklemesi gerekirken kimseden izin almadan kendi başına vinçten 150-200 metre uzakta olan bir çalışma alanına girdiği ve kazanın meydana geldiği, şantiye de tüm önlem ve tedbirlerin alınmış/ vinç operatörünün iş güvenliğine özel olarak dikkat etmesi gerekirken kendi dikkatsizlik ve ihmalinden kaza meydana geldiği, bu durumun olay yeri kaza tutanakları ile sabit olduğu, çalışanın tüm özlük dosyasının yüklenici uhdesinde bulunduğu, müvekkilinin olayda herhangi kusur ve ihmali olmaması, davacının dava dilekçesinde maddi ve manevi tazminat talebini hangi ölçütlere dayandırdığını, SGK tarafından karşılanan sosyal hak ve ödemelere ilişkin herhangi bir bilgi de vermemesi sebepleriyle müvekkili aleyhine haksız açılan davanın reddi gerektiği, müvekkil şirkette kaza sırasında, iş kazası ve meslek hastalıklarına yönelik olarak A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı bulunduğu, bu yönüyle de .... Turizm yönünden yapılan kusur oranın hatalı olduğu, kazalının çalışanı olduğu .... Platforma yüzde 10 kusur izafe edilmesini akla mantığa uygun yanı bulunmadığı, bilirkişi raporunda yapılan işgücü kaybına yönelik hesaplamaların hatalı ve fazla olarak hesaplandığı, kaza tarihindeki değerler üzerinden iş bu hesaplamanın yapılması gerektiği, emsal ücret araştırmasında Türkiye Yol İş Sendikası, sendikasız çalışan vinç operatörünün ne kadar olduğunun bilinmediği açıkça bildirildiği, bu durumda bir hesaplama yapılacaksa da almış olduğu resmi ve geçerli maaşı üzerinden hesaplama yapılması gerektiği, karara esas bilinen diğer dönem adı altında yapmış olduğu hesaplamada soyut verilerin dikkate alınmadığı, adaletin farazi hesaplamalar ile karar verilmesine izin vermeyeceği, hayatın olağan akışına aykırı olduğu, pandemi döneminde rapor veren bilirkişinin pandemi döneminde bile farazi hesabına devam ettiği ve bu hesaplamasını sürdürdüğü, doğmamış döneme ilişkin yapılan hesaplamanın kabulünün mümkün olmadığı, bilinmeyen dönem zararı olarak davanın açıldığı zamanki koşullara göre hesaplama yapması gerekirken bu hesaplamanın 2022 tarihinde başlatıldığı, kişinin çalıştığı firma devlet olmayıp özel sektör olduğu, piyasa şartlarına göre iş olursa faaliyet sürdürüldüğü, çalışanların maaşlarının piyasa şartlarına ve iş durumuna göre değiştiği, hiçbir özel sektör çalışanının emekli olana kadar iş bulma, işte çalışma ve yüksek maaş garantisi bulunmadığı, bilirkişinin pasif dönem içinde emekli maaşı ve diğer etkenleri öngörmeden hesaplama yaptığı, davanın HDI Sigortaya ihbar edildiği ve bu ihbarın 12 nolu celsede ara karara işlenmesine karşın mahkeme kararında ihbar edileni yazmayarak bir başka esaslı hata yapıldığı, kararın Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına aykırı olduğu, delillerin yetersiz toplandığı gibi hakkaniyet ilkesi İlk Derece Mahkemesince ihlal edildiği, Mahkeme kararında zenginleşme aracı olarak manevi tazminata hükmediği, manevi tazminatın maddi tazminat gibi “zarar” kavramı içerisinde yer alması gereken bir tazminat türü olduğu, yüksek miktardaki maddi ve manevi tazminat talebinin reddi gerektiği ileri sürülmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...bu kapsamda davalılardan ...'e atfı kabil kusur bulunmaması nedeniyle anılan davalının istinaf itirazı yerinde görülmüş ve adı geçen davalı yönünden davanın kusur yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir. ... kazanın oluşumunda kazalı davacının %20 oranında, davalı şirketlerin ise %80 oranında kusurlu oldukları anlaşılmaktadır. Manevi zarar, hukuka aykırı eylem sonucu kişisel değerlerde meydana gelen eksilmedir. Kişisel değerlerin soyut niteliği nedeniyle, meydana gelen eksilmenin rakamsal karşılığını, parasal değerini ifade etmek mümkün değildir. Bununla birlikte kişisel değerlere yapılan saldırı neticesi ruhsal dengenin bozulması, yaşama sevincinin eksilmesi kaçınılmaz olduğundan, yasa koyucu belli bir miktar paranın verilmesi suretiyle zarar görenin tatmin edilmesini amaçlamıştır. Kazanın oluşumundaki kusur oranı, sonucunda meydana gelen elem ve ızdırabın derecesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, özellikle 26.06.1966 gün ve 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme kararının içeriği dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarı düşük kalmıştır. " gerekçesiyle davalılar ... ve .... Firmalarının istinaf başvurularının esastan reddi ile davacı vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalılar ... Turizm Firması ve ... ortak vekili ile davalı ... İnşaat ... Ltd. Şti. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... Turizm Firması ve ... ortak vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Firma vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi
3. Değerlendirme
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; kazanın gerçekleştiği otel inşaatını yaptıran davalı ... Turizm San. ve Tic. A.Ş. inşaat işlerinde muhtelif çelik konstüksiyon işlerini sözleşme ile davalı ... İnşaat Çelik Konstrüksiyon Müh. Taah. Mak. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye vermiş, bu işlerde kullanılacak vinç davalı ... .. Vinç Nak. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'den kiralanmış, kazalı da vincin kiralandığı firmanın sigortalı çalışanı, şantiye alanında vinç operatörlüğü yapmak üzere bulunmakta iken kaza tarihi olan 22.04.2015 tarihinde sahilde demir sacların olduğu yerde kayan sacların altında ayağı kalması ile olayın meydana gelmiş olduğu, Mahkemece hükme esas alınan kusur oran ve aidiyetinin tespitine yönelik 23.12.2020 tarihli heyet bilirkişi raporunda;"... davalı asıl işveren (... Turizm San. ve Tic. A.Ş.) ve muhtelif çelik konstüksiyon işlerini sözleşme ile üstlenen davalı alt işveren (... İnşaat Çelik Konstrüksiyon Müh. Taah. Mak. San. ve Tic. Ltd. Şti), %70-y.yetmiş oranında kusurlu olduğu (bu kusurun %30-y.otuzu yapımını üstlendiği inşaat şantiye alanında iş sağlığı ve güvenliğinin tam olarak sağlanması bakımından yeterince sistem kurmayan ve gözetim ve denetim yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmemiş olan davalı asıl işveren ... Turizm San. ve Tic. A.Ş.'ye ait, geri kalan %40-y.kırkı alt işveren ve üstlenmş olduğu işlerde uygulamacı olarak davalı .. .. .. Konstrüksiyon Müh. Taah. Mak. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye ait olacağı), davalı kazalının işvereni ... Platform Vinç Nak. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti., %10-y.on oranında kusurlu olduğu, davalı şantiye şefi ...’e kusur atfedilemeği, kazalı ..., %20-y.yirmi oranında kusurlu olduğu .." tespitinin yapıldığı, kaza olayına ilişkin yürütülen Adalar Asliye Ceza Mahkemesi 2016/71 Esas, 2022/45 Karar sayılı dosyasında .... Firması şantiye şefi ...'in asli kusurlu bulunarak hakkında adli para cezasına dair mahkumiyet hükmü tesis edildiği ancak şartlarının bulunması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği, Mahkemece tüm davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davalı ...'in hükmü istinaf etmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı ...'a atfedilebilecek kusur bulunmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak bu davalı yönünden davanın reddine karar verildiği ayrıca davacı vekilince dava dilekçesinde müvekkilinin iş yerinde vinç operatörü olarak aylık net 2.000,00 TL ücretle çalıştığının beyan edildiği, Mahkemece emsal ücretin tespitine dair sendika yazı cevaplarının dosya arasına alındığı başkaca araştırma yapılmasına gerek duyulmadan dosyanın hesap bilirkişisine tevdi edildiği, İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 23.03.2022 tarihli hesap raporunda emsal ücret araştırmasına ilişkin yazı cevaplarında bildirilen ücretlerin davacı iddiasından daha yüksek olması nedeniyle davacının asgari ücretin 2.1 katı ücret üzerinden çalıştığının kabulü ile maddi tazminatın hesaplandığı, davacı vekilince rapor gibi talep arttırım dilekçesi sunulduğu, Mahkemece rapora itibar edilerek hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.
Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde:
"İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;
a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.
b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.
c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.
ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.
d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir.
Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:
a)Risklerden kaçınmak,
b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,
c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,
ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,
d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,
e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,
f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,
g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,
ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı).
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.
Objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.
Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulunun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.
İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır.
Somut olayda dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre ; Mahkemece hükme esas alınan kusur raporunda davacıya atfedilen kusur oranı yerinde ise de davanın ... yönünden reddine karar verilmesi yukarıda açıklandığı üzere ceza dosyasında hükme esas alınan kusur raporunun değerlendirilmemesi hatalı olmuştur.
Öte yandan iş kazasına maruz kalan sigortalının veya ölümü halinde desteği altında bulunanların maddi zararılarının hesabında gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı iş yeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret göz önünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda, davacının emsal ücretin tespitinde dosya kapsamına göre davacının sendikalı olduğuna dair iddia ve tespit bulunmadığına göre sendika yazı cevapları ile yetinilerek yeterince araştırma yapılmaksızın ve bildirilen yazı cevaplarındaki ücret miktarlarının ortalamasının alınması suretiyle davacı ücretinin tespiti ve hesaplanması da hatalı olmuştur.
O halde Mahkemece yapılacak iş, yukarıda yapılan açıklamalar gereğince ilgili ceza dosyası da getirtilmek suretiyle davalı ... yönünden sorumluluğu bulunup bulunmadığı hususunu değerlendirmek üzere davacı itirazlarını karşılar mahiyette somut verilere dayalı kusur raporunun düzenlenmesi için dosyanın A sınıf İş güvenliği uzmanlarının bulunduğu heyete tevdi ederek, olayın gerçekleşmesinde tarafların kusur oranlarını belirlemek suretiyle dosyadaki tüm verileri değerlendirmek ve oluşacak sonuca göre kusur oranlarının kesinleştirilmesinden sonra ise işçinin yaşı, işi, iş yerindeki kıdemi, mesleki kıdemi belirtilmek suretiyle meslek odalarından ve TÜİK verilerinden yararlanarak sigortalının alabileceği ücretleri araştırmak ve bu suretle kazalının ücretini tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlemek ve sonucuna göre yeniden hesap raporunun alınmasının gerekmesi halinde davacının maddi zararını tespit ettirmek , davacı vekilinin maddi zararın hesaplanması hususunda temyiz istemi bulunmadığı gözetilerek hükme esas alınan 23.03.2022 tarihli bilirkişi hesap raporundaki bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihleri değiştirilmeden hesaplama yapılması gerektiğini göz önünde bulundurmak ayrıca davacı vekili ile temyize gelen davalı ... Turizm Firması dışındaki diğer davalıların ücret tespiti yönünden temyiz istemi bulunmadığı gözetilerek bu yönden taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, temyiz eden taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz eden taraf vekilleri temyiz edenlerin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.