Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/3757 K.2025/9153

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3757 📋 K. 2025/9153 📅 29.05.2025

10. Hukuk Dairesi         2025/3757 E.  ,  2025/9153 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/14 E., 2024/139 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 11.04.2003 tarihinde eski eşi ...'dan boşandığını, mahkemece tazminat veya nafakaya hükmedilmediğini, iki çocuğun velayetinin müvekkiline verildiğini, ancak bu konuda eski eşinden hiç yardım görmeden müvekkilinin ... babası üzerinden aldığı aylıkla geçimini sürdürdüğünü, işbu aylığın Kurumca eski eşi ile birlikte yaşadığı gerekçesiyle kesildiğini, müvekkilinin mağduriyetine sebebiyet verildiğini belirtmiş, davalı Kurum tarafından müvekkilinin babasından dolayı aldığı aylığın eksik inceleme sebebiyle haksız bir biçimde kesilmesi ve 21.03.2011 ile 20.09.2014 tarihleri arasında ödenen 31.856,32 TL'nin iadesine yönelik ve iade için yapılan başvuru neticesinde reddine dair 13.11.2014 tarihli tesis edilen idari işlemlerin iptalini ve kesilen aylıkların aylığın kesildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum işlemlerinde yasalara aykırı bir yön bulunmadığını söyleyerek davanın reddini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 23.02.2016 tarihli kararı ile; davanın reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin 23.02.2016 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemiz tarafından verilen 09.02.2017 tarih, 2016/9341 E. ve 2017/795 K. sayılı karar ile, "Yargılama konusu somut olaya gelince; Mahkemece fiili birlikteliğin tespiti yönünden yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli görülmemektedir. Gerekçede davacının boşandıktan sonra bir yıl daha eşinin evde kaldığı beyanına dayanılmış ise de tarafların 07.05.2003 yılında boşandıkları, aylığın ise 2011 yılının 3. ayı itibariyle kesilmesi gözetildiğinde davacının bu beyanı aleyhe hüküm kurmak için delil olarak kabul edilemeyeceği gibi yapılan araştırma ve eldeki deller hüküm kurmaya elverişli görülmemiştir. Her ne kadar dava dışı eski eş İrfan'ın mernis adresinde yapılan emniyet araştırmasında ve muhtarlık yazı cevabında tanıyan olmadığı belirtilmiş ise de dava dışı eşin mernis adresi olan .. Mah. . ... .. Sk. No:... adresine ilişkin dosya kapsamında bulunan kira sözleşmesinin .. tarafından imzalandığı gözetildiğinde bu adreste oturan yönetici, kapıcı ve komşulardan oluşan tanık listesi emniyet vasıtası ile tespit edilerek bu tanıklar dinelendikten sonra yine 23.06.2014 tarihli Kurum raporunda tarafların birlikte oturdukları iddia edilen .. Mah. .. Sok. No:. D:... adrese ilişkin dosya kapsamında tarafların birlikte imzaladıklar kira sözleşmesi de gözetilerek yazılı ifadesi bulunmayan ve davacının eski eşi ile birlikte oturduğunu beyan eden ...'nun mahkemede hazır edilerek dinlenmesi, yine bu adreste res'en kamu tanığı araştırması yapılarak yönetici, kapıcı ve komşulardan oluşacak tanıklar emniyet vasıtası ile tespit edildikten sonra dinlenmeli, yine SGK medula kayıt sisteminden davacı ve eski eşin hastane kayıtları getirtirmeli böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Yapılacak iş, davacı ile boşandığı eşinin birlikte yaşayıp yaşamadığını tespit için, yukarıdaki açıklamalar kapsamında ayrıntılı araştırma yaparak sonucuna göre karar vermekten ibarettir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın gerekçesinde şu hususlara yer verilmiştir:
"Yapılan yargılama sonunda tüm dosya kapsamından anlaşıldığı üzere, davacının babasının 28.09.1985 tarihinde, annesinin 31.05.2002 tarihinde vefat ettikleri, davacının eşinden 27.03.2003 dava tarihli Fatih 4.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/243, 2003/248 E.ve K. Sayılı kararı ile anlaşmalı boşandıkları, kararın 07.05.2003 tarihinde kesinleştiği, adres araştırmalarında boşandığı kocasının bildirdiği adreste muhtarlıkça tanınmadığı, davacının birden fazla adres değiştirdiği, İgdaş kayıtlarında koca ile davacının adresinin aynı olduğu, 2004 yılında Vefa Sk. 36/2 adresinde göründükleri, denetim tarihinde adreslerin aynı olduğu, İstanbul 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/293 Esas sayılı dosyasında mağdur olan çocuklarının başına gelen olay nedeniyle verdikleri ifadelerde davacının işlettiği "bir milyoncu" dükkanında ayrıldığı eşinin de orada beraber bulunduğu, mahkememizce dinlenilen tanık ... ile ...'ün beyanları ile de "bir milyoncu, tuhafiye dükkanı gib ...'de bulunan dükkanı birlikte işlettikleri"nin bildirildiği, davacı asilin de duruşmada "boşandıktan sonra bir yıl daha aynı evde kaldıklarını ve davacının işlettiği dükkana ayrıldığı eşinin yardıma geldiği"ni beyan ettiği, toplanan tüm delillerden davacının ayrıldığı eşi ile birlikte yaşadığı kanaatine varılarak davacının davasının reddine dair karar vermek gerekmiştir.“
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle,
1.Davacının 2014 Aralık’ta doğan çocuğu ....'ın babasının . .... olduğunun DNA raporu ve mahkeme kararı ile sabit olduğunu, davacının böyle bir durumda eski eşi ile fiilen birlikte yaşadığının kabulünün hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,
2.Müvekkilinin eski eşi ile yaşamadığını, ancak müşterek çocuklarının başına gelen elim olay nedeniyle eski eşin ziyarette bulunduğunu,
3.Bozma ilamına uyulmayarak yine İstanbul 19. İş Mahkemesi 23.02.2016 tarih, 2015/17 e. dosyasındaki aynı kararın verildiğini,
4. Gerekçeli kararın 3. sayfasında; "Tanık ... ile ...'ün beyanları ile de "bir milyoncu, tuhafiye dükkanı gibi ...'de bulunan dükkanı birlikte işlettikleri"nin bildirildiği, davacı asilin de duruşmada "boşandıktan sonra bir yıl daha aynı evde kaldıkları ve davacının işlettiği dükkana ayrıldığı eşinin yardıma geldiği"ni beyan ettiği, toplanan tüm delillerden davacının ayrıldığı eşi ile birlikte yaşadığı kanaatine varılarak" ibareleri esas alınarak hüküm kurulduğunu, duruşma tutanakları incelendiğinde sarih bir şekilde görüleceği üzere; ilk derece mahkemesi tarafından olay yanlış bir şekilde kaleme alınmış ve bu yanlışlık üzerinden hüküm kurulmuş olduğunu, müvekkilinin hiç bir şekilde, boşandıktan sonra da bir yıl kadar beraber yaşadıkları gibi bir beyanının kesinlikle olmadığını, bu ibarenin gerekçeli kararda nasıl yer aldığını anlamakta güçlük çektiklerini, müvekkilinin beyanının, boşandıktan sonra aile konutunda bir yıl kadar daha tek başına oturduğu şeklinde olduğunu, bu bir yıllık süreçte boşanılan eşle birlikte ikamet edilmesinin söz konusu olmadığını, hal böyle iken, mevcut durumun "gerçek" ile de bağdaşmayacak şekilde hatalı olarak gerekçeli kararda yer aldığını ve hükmün bu yanlış tespit üzerinden kurulduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, boşandığı eşiyle birlikte yaşamadığını belirterek aylığının kesilmesine yönelik tesis edilen Kurum işlemin iptali ile yeniden aylık bağlanması istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.