Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/12640 K.2025/9268
10. Hukuk Dairesi 2024/12640 E. , 2025/9268 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1719 E., 2024/805 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Amasya İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/2 E., 2022/326 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; "...... ... davalı Kuruma ait işyerinde vasıfsız işçi olarak ... hizmet numarası ile çalışmıştır. Ölüm olayının gerçekleştiği 25.10.2015 tarihli iş kazasında ... çalışmakta iken davalının müteveffaya işi olmayan işler yüklemesi, gerekli tedbir ve önlemleri almayarak kazaya sebebiyet vermesi neticesinde iş kazası meydana gelmiş ve mütevefa olay yerinde vefat etmiştir. ... evli olup 2 çocuk babasıdır. Eşi ise ev hanımıdır. Yine müteveffanın bakmakla yükümlü olduğu ve aynı evi paylaştığı, bakımını üstlendiği annesi ... vardır. ... 35 yaşında iş kazası neticesinde vefat etmiş, 2 çocuğunu yetim ve eşini dul bırakmıştır. Davalının gerekli tedbiri almaması nedeniyle oluşan iş kazası sonrası işbu dava açılana kadar davacılara maddi ya da manevi bir destek sağlamamıştır. Amasya 2. Asliye Ceza Mahkemesinde halen devam eden sanığının işvefery ve iş güvenlik uzmanı olduğu ceza dosyası mevcuttur. 2016/158 E. sayılı dosya ile ceza dosyası görülyte Bu dosyada da görüleceği üzere çalışan işçilere iş güvenliğine ilişkin bir eğitim dahi verilmiş değildir/ Yine baret ve diğer iş kıyafetleri sağlanmadığından ve İş kanununda belirtilen iş güvenliği önleyfleri işveren tarafından alınmadığından dolayı vahim kaza meydana gelmiş ve ... hayatını kaybetmiştir. İlk incelemede alınan bilirkişi raporunda (Ekte sunulu) iş kıyafeti ile başında baret ve eldiveni bulunmadığı not edilmiştir. *Önce iş güvenliği ” yazılı levha dışında uyarıcı bir levhanın bulunmadığı da tespit olunmuştur. Alınacak bilirkişi raporu neticesinde müteveffaya kusur verilemeyeceğinden ötürü kazaya sebebiyet veren işverenin davacıların uğramış olduğu maddi ve manevi zararı bir nebze olsun azaltabilmek için, her ne kadar müteveffayı geri getirebilme şansı olmasa da işbu davanın bu sebeble açılma zarureti doğmuştur. Davalı işveren savunmada müteveffanın işi olmayan mahalde iş yaptığını ve kazaya müteveffanın kendisinin sebebiyet verdiğini belirtmesi hayatın olağan akışına da aykırıdır. ... ezici ve insafsızca her türlü işi yapmaya zorlandığından ve mesai saati dışında her gün insafsızca çalıştırıldığından ve gerekli tedbir ve önlemin alınmamasından dolayı vahim kaza meydana gelmiştir.Ekte sunulu 27.10.2015 tarihli bilgi alma tutanağı başlıklı ...'ün ifadesinde de her hangi bir güvenliğin alınmadığı, kum eleme işi yapması gerekmesine rağmen görevi dışında makine bağlama, araçların mazotunu doldurma, eleklerin yağlanması gibi işlerinde müvekkile ve kendisine yaptırıldığını açıkça bildirmiştir. Müteveffanın günlük mesaisinin 12-14 saati bulduğunu ve haftanın 7 günü devamlı suretle çalıştırıldığını da belirtmiştir. Ekte sunulu 15.11.2015 tarihli 2015/5269 soruşturma numaralı heyet bilirkişi raporunda; “...kum taşıyan lastik bantın iki yerinde küçük parçaların kopmuş fakat konveyörbantın çalışmasına engel olmadığı, makinenin yıllık periyodik kontrolünün yapıldığına dair belgenin olmadığı, çalışanın yaptığı işin ağır ve tehlikeli işler kapsamında olduğunu ve çalışanın ağır ve tehlikeli işlerde çalışabilir raporunun bulunmadığı, çalışanın iş güvenliği ve sağlık eğitimi olmadığı, kum eleme makinesinin CE & TSE sertifikasyonunun olmadığı, kum eleme tesisinin olduğu bölgeye yetkisiz kişilerin girmemesi için uyarıcı levhaları gözlemlenmediği rapor altına alınmış Asli ve Tali kusur bu şekilde ilk rapor ile belirlenmiştir. Davalının iddia ettiği gibi müteveffanın durduk yere işi olmayan bir işi emir ve talimat almadan kendi başına yapması hayatın olağan akışına aykırı bir iddia olduğu kaçınılmazdır. Müteveffanın çalışma saatleri ve yaptığı iş irdelendiğinde işverenin baskısı ile işi yaptığı ve kazaya sebebiyet vermede müteveffaya kusur atfedilemeyeceği tüm kusurun işveren ve iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekiminde olduğu sabittir. Tedbirsizlik nedeni ile oluşan iş kazasında henüz 35 yaşında olan ... hayatını kaybetmiştir. Davalı işveren yukarıda izah edildiği üzere kazada asli kusurludur. Eğitimi vermemiş olması ve müteveffanın bu alanda çalıştırılıyor olması dahi tek başına asli kusuru davalıya verir. Kendisine zarar vermek için kimse durduk yere işi olmayan işi davalının iddia ettiği üzere emir ve talimat almadan yapmaz. İş güvenliği önlemi alınmadığından, çalışma saatlerine riayet edilmeden zorunlu olarak mesai yaptırıldığından, işi olmayan işler çalışan işçilere yüklendiğinden durduk yere bu vahim kaza meydana gelmiştir. Neticesinde 2 çocuk babasız kalmış ve mütevefaa hayatını kaybetmiştir. İş makinesinin periyodik bakımları yapılmamıştır. Bizce kusur raporu dahi alınmasına gerek olmaksızın hesap bilirkişisine dosyanın gönderilmesi gerekmektedir. Davalının tamamen kusurlu olduğu dosyaya sunulan evraklardan tespit edilebilecektir. ... 35 yaşında yaşamını yitirmiştir. Geride çalışmayan eşini ve 16.05.2015 doğumlu .. ... ile 06.11.2008 doğumlu....'ı ve bakmakla yükümlü olduğu annesini bırakmıştır. Bir oda evde annesi ile eş ve çocuklar beraber yaşamaktadır ve hiçbirisi çalışmamaktadır. ... ölürken geride banka borcu dışında bir miras bırakamamıştır. Tek geçim kaynağı müteveffanın maaşı olan davacılar ölümlü iş kazası neticesinde geçim kaynaklarını kaybederek yoksulluk sınırının altına düşmüş ve destekten yoksun kalmışlardır. Müteveffanın yaşı, ortalama ömür süresi, bakmakla yükümlü olduğu davacılarının çalışmıyor olması, kaza nedeniyle yoksulluğa düşmesinden dolayı bilirkişice hesaplanacak maddi kaybın tespiti ile destekten yoksun kalma alacağının belirlenmesini ve davalıdan tahsili ile müvekkillere ödenmesini talep zarureti doğmuştur. Manevi zarar artık giderilebilecek durumda değildir. Bir yaşam kaybedilmiştir ..., işverenin ihmalkar davranışı nedeni ile vefat etmiş, davacılar açısından bir daha yeri kapanmayacak ve ömür boyu unutulmayacak manevi kayıp oluşmuştur. ... yaşında olan davacı eş müteveffayla ... yıldır evli olan ..., genç yaşında hayat arkadaşını yitirmiş ve bir ömür unutamayacağı elem ve acıyı yaşamaktadır. Eşi ... feci şekilde ölmüş, iş kazası ile kolu kopmuş, can çekişerek olay yerinde kan kaybından vefat etmiştir. 06.11.2008 doğumlu ve 16.05.2015 doğumlu 2 çocukla ortada kalmıştır. Çocukların babasız büyüyecek olması bir yana çocukların baba sevgisine muhtaç olması, aklı yeni yeni yetmeye başlayan 2008 doğumlu .....'ın sürekli babasını sorması müvekkilin acısını katlamaktadır. Yine diğer küçüğün aklı ermeye başladıkça babasını araması ve annesine soracak olması müvekkil ....'nin acısını sürekli taze tutacaktır. Çocuk ... ... ve ....'ın beraber bir ömür boyu babasız büyümenin sebep olacağı manevi zararın telafisi imkansızdır. ...Yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle fazlaya ve faize ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla müteveffanın iş kazası nedeni ile vefat etmiş olması neticesinde; davalıların menkul, gayrimenkul ve banka hesapları üzerine tensiben ihtiyadi tedbir kararı verilmesini, dava dilekçesinde belirtildiği üzere Mahkemenizce BK 76. md gereği 100,000 TL bu aşamada davacılar adına erken ödemeye karar verilmesini ve davalıdan alınarak davacılara ayrı ayrı verilmesini, davacılar adına her birisi için ayrı ayrı şimdilik fazlaya ve faize ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 1.000'er TL'den toplam 4.000 TL gelir kaybı nedeni ile maddi tazminata hükmedilmesini ve davalıdan alınarak davacılara ayrı ayrı verilmesini, davacı eş için 120.000 TL ve çocukların her birisi için ayrı ayrı 70.000'er TL ve anne ... için 50.000 TL olmak üzere toplam 310.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsili ile müvekkillere ödenmesini, hükmedilecek maddi ve manevi tazminatlar için haksız fiilin meydana geldiği tarih olan 25.10.2015 tarihinden itibaren ticari faiz üzerinden faiz işletilmesini, dava harç ve masrafları ile ücreti vekaletin davalıdan alınarak müvekkillere ödenmesine karar verilmesini..." talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: "1.Davacı yanın yazılan dilekçesini kabul etmiyoruz. Zamanaşımı definde bulunuyoruz. Şöyle ki; 2. Davacı yan dilekçesinde ön ödeme talebinde bulunmuştur. Ancak ön ödeme şartları için somut olayda müteveffanın yakınlarının ekonomik durumunun gerçekten kötü olması gerekir. Bu duruma bu elim olayın sebebiyet vermesi gerekir. Ancak olaydan sonraki aşama ve müvekkilimin olaydan etkilenmesi kendisi gibi asli kusurlu olarak tarif edilen işçisine duyduğu acı, keder ve ızdırap kendisini vicdanen borçlu hissetmesi ve buna yönelik olarak atılan adımlar ortadadır. Bu durum nedeniyle müvekkil tüm iyi niyetini ortaya koyacak şekilde bu elim olayın getirdiği zararı bir nebze olsun karşılamaktan önce vicdanının rahat etmesi, işçisi ile uzun zamandan bu yana kurduğu ilişkisi gereği bir yakını ölmüş gibi etkilenmiş bu süreçte sadece vicdanen ve iç huzur olarak etkilenmemiş, dış dünyada ayrıca devam eden ceza davası yönüyle de sıkıntılı günler geçirmektedir. 3. Davacı yanın ön ödeme talebinde bulunmuş olması davacı yanın müvekkilim kadar iyi niyetli hareket etmediğinin en açık göstergesidir. Çünkü ceza davası esnasında alınan beyanlarda kardeşi .... ... ve .. .., eşi ... ve annesi ...'ın 5/5/2016 tarihli Amasya 2. Asliye Hukuk Mahkemesindeki 2016/158 Esas numaralı dosya 1. celse duruşma zaptı kapsamındaki ifadeleri ortadadır. Bu ifadelerde zarar gördüklerini beyan etmeleri hepsinin ortak açıklamasıdır. Müvekkilim de bu zararın tazmini noktasında önce uzun süreden bu yana yanında çalışanı olan müteveffanın yakınlarına ilişkin sorumluluk ve vicdanen duyduğu rahatsızlık nedeniyle girişimlerde bulunmuştur. Kardeşi ...; 90 bin lira tutarında bir çek verilmeye çalışıldığını ancak zararın bundan daha fazla olduğu gibi soğuk ve gerçeklikten uzak bir gerekçe ile reddettiklerini, diğer kardeşi ... ve annesi ise kendilerine ev vermeyi teklif ettiklerini kabul ve beyan etmiştir. Eşi dahi zararın tazmin edileceği yönüyle kendilerine bilgi verildiğini buna ilişkin ise girişimde bulunulmamıştır demiştir. Sadece bu duruşma zaptı dahi tek başına davacıların samimi ve iyiniyetli bir tavırla hareket etmediklerini ortaya koymuştur. Davacı yanın yapmış olduğu izahatlar bu nedenle kabulü mümkün olmayan izahlardır. Zor durumda kaldıkları gibi bir izah ise tamamen gerçek dışıdır. Bu elim olaya müvekkilim sebebiyet vermemiştir. Kaldı ki bu sonucun gerçekleşmesini asla istememiştir. İstemiş olsaydı zaten yargılama esnasındaki suç vasfı tamamen değişik olacak idi. Tüm bunlar ve müvekkilimin hiçbir şey yapmadığı, zararı karşılamaya yönelik hareket etmediği anlamına gelemez. Tüm bu anlattıklarımız ve davacıların ailesinin çelişik beyanları göz önüne alındığında müvekkilim ne denli iyi niyetli davrandığı karşı tarafın ise müvekkilimin dahi sebebiyet vermediği elim bir olay için müvekkilimden sanki hırs alır gibi hareket etmesini hukuk düzeni himaye etmeyecektir. Kaldı ki gerçekten dava dilekçelerinde anlattıkları kadar zor ve müşkil durumda bulunan davacılar bu teklifleri sadece düşünmek için dahi erteleyebilirlerdi. Ancak kendi aralarında müvekkilimin gerçekten vicdanen kendini sorumlu hissettiği maktül eşi ve çocuklarına vermek istemesi buna karşın ailesindeki bazı art niyetli kişilerin kendilerine verilmesini istemesi sonuç olarak buna teklifimize- karşı çıkılması durumunda müvekkilimin yaptığı teklifler havada kalmıştır. Maktül sigortası yapılmış bir işçi olması hasebiyle maktülün yakınlarına bağlanan bir aylık olması gerekir, bu durum ve müvekkilin yapmış oldukları teklifleri reddetmiş olmaları incelendiğinde, zor ve müşkil bir durumda olmadıkları açıkça anlaşılacaktır. Bu nedenle Mahkeme TBK 76. maddeyi iyi analiz etmeli ve herhangi bir geçici ödemeye mahal verecek uygulamaya yanaşmamalıdır. Ekonomik olarak sıkıntılı olduğunu iddia eden ve müvekkilime akıl akmaz izahatlarla -insafsızca-zorla-ezici olarak- ithamlarda bulunan davacı yan her halükarda müvekkilime bu davayı yönelteceklerini bilmeleri hasebiyle müvekkilimin tekliflerini düşünmeden reddetmiş bulunmaktadırlar. Yalnız bu durum dahi müvekkilime yöneltilen dava dilekçesinde kullanılanların abartılarak anlatıldığını, gerçeklikten uzak olduğunu gözler önüne serecek ve zor durumda müşkil durumda- olmadıklarını ortaya koyacak niteliktedir. Bu tazminatın belirlenmesinde mutlaka kusur oranları ve maktülün de ağır kusurlu olduğu ve olay içerisinde bulunmaması gereken ve işiyle ilgisi olmayan bir yerde bulunmak suretiyle bu elim olaya sebebiyet verdiği unutulmamalıdır. Kaldı ki müvekkile ait işyerinde çalışan işçilere teslim edilen kıyafet ve ekipmanların giyilmemiş olması müvekkile yüklenen bir kusur olarak atfedilemez. Müvekkilin yukarıda anlattığımız tutumu ve buna karşın davacıların takındıkları tutum da ortadadır. İş yerinde her çalışana ait olmak üzere, çalışma ekipmanları verildiği ve bunları çalışanların kendi imzaları ile teslim aldıkları da ortadadır. Yine fazla mesai onay belgeleri ile müvekkilin çalışanlarının rızası ile çalışanlarını daha fazla saatlerle çalıştırdığı açıktır. Buna ilişkin olarak da ek ödemeleri zaten tutulan tutanaklarla belirlidir. Bunlara ilişkin de zaten alacakları ödenmiştir. 8. müteveffanın ölümüne neden olan makinelerin incelenmesi sonucunda verilen bilirkişi raporunda da makinenin çalışma sistemini aksatacak bir duruma rastlanılmadığı açıkça ortaya konulmuştur. 9. son olarak duyguların abartılarak aktarılması ile Mahkeme baskı altına alınmaya çalışılarak yüksek meblağlarda tazminat talep edilmiştir. Ancak açıkça belirtilmesi gereken şudur ki; yargıtayımız da bunu içtihat haline getirmiştir. Beyanlarıyla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; "...Müvekkillerden ..., ... ...’ın eşidir. Eş adına 674.607,00 TL maddi tazminat, 100.000,00 TL manevi tazminat kararı verilmiştir. Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23.6.2004, 13/291-370) Müvekkil hayat arkadaşını, eşini kaybetmiştir ve eşinin desteğinden ve sevgisinden mahrum kalmıştır. Maddi ve manevi açıdan telafisi imkansız zarar oluşmuştur. Bu ilkeler gözetildiğinde müvekkil eş için takdir edilen maddi ve manevi tazminat miktarının az olduğu, eşin mahrum kaldığı desteğin karşılığı olamayacağı, duyduğu üzüntünün ve mahrum kaldığı sevginin de karşılığı olamayacağı açıktır. ... için 10.000 diğer çocuk miyase için manevi tazminat olarak sadece 50.000 TL takdir edilmesi müvekkilin zararını hiçbir şekilde gidermeyeceği gibi manevi açıdan herhangi bir katkı dahi sağlamayacaktır. Müvekkilin acısını hiçbir şekilde hafifletmeyecektir Mahkeme tarafların uğradığı manevi tazminat miktarını belirlemede açıkça yetersiz kalmıştır. Bu yönü ile hükmün istinaf incelemesi ile kaldırılmasını talep ediyoruz, Müteveffanın annesi için takdir edilen maddi ve manevi tazminat miktarının az olduğu, annenin mahrum kaldığı desteğin karşılığı olamayacağı, duyduğu üzüntünün ve mahrum kaldığı sevginin de karşılığı olamayacağı açıktır. Gerçekten manevi tazminat yönünden sadece 10.000 TL takdir edilmesi müvekkilin zararını hiçbir şekilde gidermeyeceği gibi manevi açıdan herhangi bir katkı dahi sağlamayacaktır. Müvekkilin acısını hiçbir şekilde hafifletmeyecektir Mahkeme tarafların uğradığı manevi tazminat miktarını belirlemede açıkça yetersiz kalmıştır. Bu yönü ile hükmün istinaf incelemesi ile kaldırılmasını talep ediyoruz. Mahkemenin müvekkiller aleyhine verdiği hakkaniyete uygun olmayan, manevi açıdan bir nebze olsun müvekkillerin acısını hafifletmeyen, manevi tazminat acısından beklentiyi karşılamayan tazminat miktarları dolayısıyla bu istinaf başvurusunun yapılması hasıl olmuştur." beyanla istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; "...Açılan ve karara bağlanan dava haksız ve yersizdir, bize göre Mahkemenin kararı da usul ve yasaya aykırıdır. Mahkeme, davanın esasına dair sunulan delilleri ve Mahkemede dinlenilen tanık ifadelerini yerinde ve doğru bir biçimde değerlendirememiştir. Amasya İş Mahkemesinin 2017/1 ve 2017/2 Esas sayılı dosyalardaki tanık ifadelerinde yer aldığı gibi işçi kaza tarihinde görevli olmadığı halde kaza yerine gitmiş ve kaza geçirmiştir. Mahkemece hükme esas alınan 25.03.2020 tarihli 3 kişilik makina mühendisi-iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarından alınan bilirkişi heyet raporunda davalı müvekkilin olayda %90 kusurlu olduğunun tespit edildiği belirtilmiş ise de; esasen kazanın oluşumunda işçinin kusuru mevcuttur. Müvekkil tarafından bu konuda tüm tedbirler alınmıştır. İş kazası yapan işçi ise gerekli önlemlere riayet etmemiştir. İş kazası neticesinde vefat eden işçi ..., davalı işveren müvekkil tarafından görevlendirilmediği, aslen başka bir işçinin sorumluluk alanındaki işi, kendisine herhangi bir emir ve talimat dahi verilmemiş olmasına rağmen ve tedbirsiz olarak yapmak için iş güvenliğini bizzat kendisi ihmal ederek yapmaya çalışmış ve iş kazasına kendi kusuru ile sebebiyet vermiştir. Davalı müvekkil işverenin ... .. Makine A.Ş. yekili servisi ... ...a kazadan hemen önce işyerindeki tüm makinaları bakımdan geçirttiği de dosyada mevcut bilgiler arasındadır. Amasya İş Mahkemesinin 2017/1 ve 2017/2 nolu dosyalarında dinlenen tanıklar arasında yer alan ve iş kazası esnasında orada bulunan tanık .. ... de iş kazasında vefat eden ...'ın söz konusu işyerinde hop hopçu olarak görev yaptığını, iş kazasının gerçekleştiği anda ...'ın görev yeri olmadığı halde orada neden bulunduğunu anlamadığını beyan etmiştir. Aynı dosyada dinlenen tanıklardan ... ... de aynı şekilde iş kazası sonucu vefat eden ...'ın asıl işinin, işyerine gelen kamyonlara yol gösterip güvenli bir şekilde yanaşmalarına yardımcı olmaktan ibaret olduğunu kaza anında işçinin neden orada olduğunu bilmediğini beyan etmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde hüküm kurularak davanın kabulüne karar verilmiş olması hukuka ve yasaya aykırıdır. Mahkeme kararında tazminatın hesaplanması için bilirkişiden rapor alındığı belirtilmiş ise de Bilirkişinin 29.12.2021 tarihli raporu, dosyamızda mevcut 16.12.2019 tarihli raporu ile baştan aşağı çelişkilidir. Bilirkişi ilk raporunda, SGK tarafından bağlanan ölüm aylıklarından doğan ölüm geliri ilk peşin sermaye değerinin eksik olduğunu belirterek kesin bir rakam belirtememiş ise de ilk raporu ile ikinci raporu arasında, destek tazminatının hesaplanması ve baz alınan veriler bakımından, tamamen davalı müvekkil aleyhine olacak şekilde değişikliklere gitmiş ancak ikinci raporunda bu değişikliklerin neden yapıldığı hakkında hiçbir izahat yapmamıştır. İki rapor birlikte incelendiğinde; davacıların destek tazminatı talep edebilecekleri dönemlerin birbirinden farklı hesaplandığı, baz alınan tahmini aylıkların birbirinden farklı oldukları, PSD ve müterafik kusur payı mahsup edilmeden önceki halleriyle destek tazminatı tutarlarının neredeyse iki kat olacak kadar birbirinden farklıdır. Bilirkişi 16.12.2019 tarihli raporunda PSD ve müterafik kusur payı mahsup edilmeksizin destek tazminatlarını; davacı eş için 365.131,28 TL davacı kız için 81.188,43 TL, davacı oğul için 64.427,63 TL ve anne için 23.147,46 TL olarak hesaplamıştır. Buna karşın 29.12.2021 tarihli ikinci raporunda PSD ve müterafik kusur payı mahsup edilmeksizin destek tazminatlarını ise davacı eş için 951.735,36 TL davacı kız için 168.027,85 TL, davacı oğul için 71.385,45 TL ve anne için 65.724,31 TL olarak hesaplamıştır. Aynı bilirkişiye ait bu iki rapor arasında 3 kata kadar fark mevcuttur ancak ikinci raporda neden bu kadar fahiş bir tazminat farkı oluştuğu hususu objektif kriterler ile izah edilebilecek bir şey değildir. Mahkeme kararına dayanak teşkil eden Bilirkişi raporunda davacıların yoksun kaldıkları iddia olunan tazminat miktarının hesaplanmasında 2022 yılı asgari ücretinin hesaba dahil edilmesi hatalıdır. Kaza tarihinde 910,43 TL olan asgari ücret, sonraki yıllarda enflasyon oranında artış seyrederken, 2022 yılında ise yaklaşık %100 oranında zamlanmıştır. Bu nedenle yapılan hesaplamada oldukça fahiş bir tazminat miktarı hesabı ortaya çıkmıştır. Buna karşın destek tazminatından mahsup edilmesi gereken ve SGK tarafından ölenin yakınlarına bağlanan aylıkların (SGK nın 17.09.2021 tarihli yazısına göre) peşin sermaye değeri ise -hesaplanmasında 2022 yılı asgari ücret belirlenmediği için enflasyon oranında farazi artışlarla hesaplandığı için- oldukça düşüktür. Ayrıca mahkemenin 19.12.2018 tarihli 8 nolu celsesinde verilen ara karar gereğince müvekkil aleyhine açılan Amasya İcra Müdürlüğünün 2019/1698 Esas sayılı dosyasına yapılan, davacılar için toplam 25.000,00 TL tutarındaki geçici ödemeler de kararda değerlendirilmemiştir." beyanla istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile"... davacının iş kazası nedeniyle vefat ettiği, yaşanan olayın davacı eş, anne ve çocuklarda telafisi mümkün olmayan manevi yoksunluğa neden olduğu, vefat eden sigortalının manevi deteğinden yoksun kaldıkları anlaşıldığından, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davalıların kusur durumları dikkate alınarak manevi tazminatın kısmen kabulüne karar verilmişse de; davacılardan ... ve müteveffanın annesi davacı ... için Mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğu görülmüştür. Olayın oluş şekli, kaza tarihi, müteveffanın yaşı, tarafların kusur durumu, karar tarihindeki paranın satın alma gücü, tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alındığında davacı ... için 50.000 TL, davacı ... için 40.000 TL manevi tazminatın olaya oluşa uygun alacağı kanaati ile davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı yerinde bulunmuştur. ..." gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi
3. Değerlendirme
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından; Mahkemece davacının maddi zarar hesabına yönelik 29.12.2021 tarihli hesap bilirkişi raporu aldırıldığı, anılan raporda bilinen dönemin tespitinde 2022 yılına ilişkin asgari ücret miktarının belli olduğu gerekçesiyle rapor tarihi gözetilmeksizin bilinen / işlemiş dönemin 31.12.2022 tarihi esas alınarak hesaplama yapıldığı, rapora karşı temyiz eden davalı vekilince süresi içerisinde bu yönden itiraz edildiği, Mahkemece 29.12.2021 tarihli hesap bilirkişi raporu doğrultusunda davacılar lehine maddi tazminata karar verildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, rapor tarihi gözetilmeksizin bilinen dönem sonunun 31.12.2022 tarihi olarak esas alındığı rapora itibar edilerek hüküm tesisi hatalıdır.
Mahkemece yapılacak iş; yeniden hesap raporu aldırmak alınacak raporda bilinen/ işlemiş dönem sonunun 31.12.2021 tarihi olarak esas alınması ile taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış haklar da dikkate alınarak davacıların maddi zarar hesabını yaptırmaktan ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.