Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/6048 K.2025/9130
10. Hukuk Dairesi 2025/6048 E. , 2025/9130 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1973 E., 2024/3215 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 33. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/221 E., 2023/230 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının ... işyeri numarasıyla işlem gören .. .. .. Sitesi .. Apartmanı Yönetiminde 506 sayılı Kanun kapsamında 13.11.1989 tarihinden itibaren bir süre çalıştığını, sigortalı ilk işe giriş bildirgesi yasal süre içinde Kurumun .. Sosyal Sigorta İl Müdürülüğüne verilmiş ve müvekkilin işe başladığı tarih 13.11.1989 tarihi yazılarak, müvekkiline .. sigorta numarası verildiğini ve tüm bu hususlar sigortalı işe giriş bildirgesi ile tescil edildiğini, müvekkilin işe giriş bildirgesi bulunmasına rağmen; işveren tarafından, aylık sigorta prim bildirgesi ve dönem bordrosu verilmemiş olması veya müvekkilin bildirge ve bordrolarının dahil edilmemesi, Kurum tarafından da müvekkilin çalışmasına ilişkin bildirge ve bordro istenmemesi sonucu, müvekkilin sigortalılık başlangıcı davalı Kurum tarafından 01.06.1999 tarihi olarak kabul edilmemekte ve bu uygulama önemli hak kaybına neden olduğunu, müvekkilinin emeklilik işlemleri için .. Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne müracaat ederek tahsis talebinde bulunduğunu ve Kurum tarafından reddedildiğini belirterek, müvekkili davacının 506 sayılı Kanun kapsamında 13.11.1989 tarihinden itibaren, hizmet akdine dayalı, günün asgari ücretiyle, 1 (bir) gün çalıştığının sigortalılık başlangıcının 13.11.1989 tarihi olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde, Kurumca yapılan işlemlerde hata bulunmadığını beyanla, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davacınınn sigorta başlangıç tarihinin 13.11.1989 olduğunun tespitine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, eksik araştırma ile hüküm kurulduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık,(1) gün süre ile sigortalı çalıştığının ve sigorta başlangıcının tespiti istemine ilişkindir.
Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun 2., 6 ., 9., 79.,108. madde hükümleridir.
1.5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesidir. Anılan Kanun'un 6. maddesinde ifade edildiği üzere, "sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez." Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, re'sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de gözönünde bulundurulmalıdır.
Ayrıca, 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden Kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. 506 sayılı Kanunun kabul edilip yürürlüğe girdiği tarih itibariyle beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun'un 5. maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle yeniden beş yıl olarak belirlenmiştir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir.
Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi, ya da, çalışmalarının Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır.
2.Bu yasal düzenleme ve açıklamalar ışığı altında inceleme konusu dava değerlendirildiğinde; davacı dava dışı .. .. Sitesi .. Apartmanı ünvanlı işverenin .. sicil no.lu işyerinde 13.11.1989 tarihli işe giriş bilidrgesinin verilmiş olduğu, apartman yönetimi mahiyetli işyerinin 05.03.1988 tarihinde kanun kapsamınna alındığı,davacı vekili davacının kapıcı olarak çalıştığını beyan ettiği, işyerinin 1989/3. dönem bordrosunda 1 kişinin bildirilmiş olduğu,bu kişinin de davacının eşi ... olduğu, ... ile davacı tanığı olarak .. Sitesi .. Apartmanında kapıcı olarak 1987-1994 yılları arasında sigorta bildirimi bulunan ...'ın ve 1988-1990 arasında .. Yapı Koop. ünvanlı işyerinden sigortalılığı bulunan ...'un dinlendiği, her üçünün de davacının eşi ... ile birlikte çalıştığını beyan ettikleri,enmniyet vasurasıyla yapılan komşu araştırmasında bir tespitin yapılamadığı,böylelikle eksik inceleme ve araştırmaya dayalı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Buna göre Mahkemece, dava konusu döneme ilişkin apartman işletme ve karar defterleri ile tüm gider pusulaları ve varsa diğer belgeler celbedilmeli, işyerinin kapasitesi, niteliği, daire sayısı, merkezi sistem kaloriferli olup olmadığı araştırılmalı, kapıcılık hizmetlerinin niteliği gereği gün boyu sürmediği, karı kocanın birbirine yardım mahiyetindeki bir takım işlerin yapılmasının taraflara fazladan bir hak bahşetmeyeceği de nazara alındığında; davacının çalışmasının eşe yardım mahiyetinde olup olmadığı hususunda ihtilaf konusu dönemde apartmanda ikamet eden kişiler ile komşu iş yeri (apartman, market, manav vs.) çalışanları tespit edilerek davacının çalışması ve yapılan işler hususunda beyanları alınmalı, tanıklarla ilgili ikamet kayıtları ve çalışma kayıtları celp edilerek tanık beyanları denetlenmeli, böylelikle elde edilecek tüm deliller değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir.
3.Kabule göre de, davacının; sigortalılığın başlangıcı, işverence yasal süresinde verilmekle zorunlu sigortalılık tescilinin dayanağını oluşturan bildirgede işe giriş günü olarak yazılı tarihin kabul edilmemesi yönündeki Kurum işleminin iptali ile anılan bir günlük çalışma süresinin geçerliliğinin tespiti niteliğinde olduğundan davacının dava dışı işyerinde sigorta başlangıcının yanı sıra aynı tarihte 1 gün süre ile çalıştığının da tespiti yönünde hüküm kurulması gerektiği ile işveren ünvanı ve işyeri sicil no.su belirtilerek infaza elverişli hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemiş olması isabetsiz bulunmuştur.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm verilmesi, usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.