Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2025/3487 K.2025/8277
10. Hukuk Dairesi 2025/3487 E. , 2025/8277 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1670 E., 2024/2440 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/453 E., 2022/124 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının babası ... üzerinden yetim aylığı aldığını, aylığın eşi ile muvazaalı boşanma gerçekleştirdiği gerekçesiyle kesildiğini öğrendiğini, yapılan işlemin hukuka aykırı olduğunu, boşanmanın gerçek olduğunu müvekkili hakkında Adana 12. İcra Müdürlüğünün 2016/15108 Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını konuyla ilgili kuruma başvuru yapıldığını ve herhangi bir cevap verilmediğini, boşanma davasının çekişmeli olduğunu, müvekkilinin kadın sığınma evinde kaldığını, son boşanmanın muvazaalı olmadığını, eski eşinin Adana dışında ikamet ettiğini, müvekkilinin babası öldükten belli bir süre sonra boşandığını, kurum işleminin usulsüz olduğunu iddia etmiş, yetim aylığının tekrar bağlanarak ödenmesini, müvekkilinin herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özete; Kuruma müracaat edilmeksizin dava açıldığının, usul yönünden davanın reddi gerektiğini, zamanaşımı süresinin dolduğunu, kurumun davacı ile ilgili tüm işlemlerinin yerinde olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının boşanma tarihi 10.10.2013 tarihinden kısa bir süre sonra 06.11.2013 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, ifadesinde aldatma nedeniyle boşandığını beyan etmesine rağmen anlaşmalı olarak boşandığı, eşinden kendisi ve çocukları için nafaka talebinin bulunmadığı, boşandığı halde eşine ait aynı evde yaşamaya devam ettiği, nüfus kayıtlarında boşandığı eşinin farklı bir adres kaydının bulunmadığı, tanık ...'nın davacının görümcesi ... isimli şahsın telefonda kendisine kredi çekmemesi halinde davacının eşinden boşanıp babasından maaş alacağını söyledğine yönelik beyanları, denetmen raporunun aksi yönünde delil bulunmadığı birlikte değerlendirilerek davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşamaya devam ettiği, aylık kesme işleminin hukuka uygun olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davacının kadın sığınma evinde yaşadığı belirtilmiş ve bu hususta bir takım formlar sunulmuşsa da kurum soruşturmasının 06.10.2015 tarihinde yapıldığı, makbuzların 2016 ve 2018 yıllarına ait olduğu, sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, davacı ve eski eşi ... ..'ın ilk olarak 1996 tarihinde evlenip, 2000 tarihinde boşandığı, tekrar 20.06.2007 tarihinde evlendiği, 24.10.2013 tarihinde boşandıkları, tarafların ikametgah adreslerinin 16.02.2007 tarihinden itibaren ... Mahallesi ... . Sokak No:.. iç kapı no:. ../.... olduğu, her ikisinin de aile hekimliğinin aynı olduğu, ...'ın 13.12.2016 tarihinde Adana Numune Hastanesine tedaviye gittiğinde bu adresi beyan ettiği, bu evin 2019 yılına kadar devam eden elektrik aboneliğinin davacı adına olduğu, ve tarafların boşanmış olduğu tarihlerde 2014, 2015 seçimlerinde ayını sandıkta oy kullandıkları anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı tarafından sunulan kadın sığınma evine ait belgelere göre, davacıya eski eşi tarafından şiddet gösterildiği, ve fiilen birlikte yaşama olmadığı beyan edilmiş ise de, bu belgelerin davacı lehine değil, aleyhine delil olduğu, zira aynı evde yaşama olgusu devam ettiğinden olası şiddet durumunun gerçekleşmiş olabileceği ve davacının eşi ile fiilen yaşadığı evi bırakıp, buraya sığınma durumunun gerçekleşmiş olabileceği, aksi durumun hayatın olağan akışına uygun olmadığı kanaatine varılmıştır. Bu hali ile 16.05.2016 tarihli SGK denetmen raporunun aksinin ispatlanmadığı, tarafların boşanma sonrası fiilen birlikte yaşamaya devam ettiği kanaatine varılmış, tarafların iddia ve savunmalarına, dosya kapsamına, hükmün dayandığı deliller ve kanuni gerektirici sebeplere, delillerin taktirinde isabetsizlik görülmemesine göre HMK 355. maddesi kapsamında kamu düzenine de aykırı bir husus bulunmayan mahkeme hükmüne karşı yapılan istinaf taleplerinin, HMK 353/1 –b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; eksik inceleme ile verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı Kurum tarafından davacıya, boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığı iddiasıyla tahakkuk ettirilen borç yönünden davacının borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.