Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2024/10672 K.2025/8325

🏛️ 10. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/10672 📋 K. 2025/8325 📅 15.05.2025

10. Hukuk Dairesi         2024/10672 E.  ,  2025/8325 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/455 E., 2024/995 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 5. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/365 E., 2023/334 K.
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı işçinin, davalı iş yerinde çalışırken 17.09.2013 tarihinde iş kazası geçirdiğini, kaynak ustası olarak 3.000 TL üzerinde aylık kazancı bulunduğunu, davaya konu kaza nedeniyle uğradığı zararlar için, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000 TL maddi, 20.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi itibariyle işletilecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, müvekkillerinin kazanın meydana gelmesinde kusurlu olmadığını, kazanın işçinin kusuru sonucu oluştuğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle;
"Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile
1- 1.063.158,99 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi 17.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi geçmemek üzere mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte Davalı ...'nden alınarak davacıya ödenmesine,
2-Davacının manevi tazminat talebinin meydana gelen iş kazasının ağırlığı, davacının %20 oranında kusurlu olması, maluliyet oranının % 15 olması, sosyal ve ekonomik durumları, davacının kaza tarihinde 24 yaşında olması, davacının duymuş olduğu elem, ızdırap, olayın ağırlığı, olay tarihi, hükmedilecek manevi tazminat tutarının zenginleşme aracı olmamasının yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması da gerektiği gözetilerek 15.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 17.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi geçmemek üzere mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalı ...'nden alınarak davacıya ödenmesine,
3-Davalılar ... ve ... yönünden davanın esastan reddine," şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalılar .. ... - ... vekili; Mahkeme tarafından verilen kararda müvekkiller yönünden; davalılar ... ve ... yönünden davanın esastan reddine, reddedilen maddi tazminat kısmı yönünden davalılar ... ve ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden 17.900,00 vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile bu davalılara verilmesine, reddedilen manevi tazminat kısmı yönünden davalılar ... ve ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile bu davalılara verilmesine, yönünde hüküm tesis edildiğini, ancak işbu Mahkemede görülen davada müvekkiller yönünden esastan ret kararı verilmiş olup maddi tazminat yönünden hesaplanan vekalet ücreti nispi olması gerekirken maktu olarak hükmedilmesi hatalı olduğunu, ayrıca davalı müvekkiller iki ayrı kişi iken maktu vekalet ücretinin tek olarak hükmedilmesinin hatalı olduğunu, yine manevi tazminat yönünden hükmedilen vekalet ücretinin de tek olarak iki ayrı kişi adına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, taraflarınca bu hususta tavzih istenmiş ancak Mahkemenin taleplerini reddettiğini, davacının ıslah dilekçesi incelendiğinde görüleceği üzere tüm davalılar yönünden dava değeri 1.063.158,99 TL olarak arttırılmış olup esastan ret kararı verilen müvekkiller yönünden vekalet ücretinin nispi olarak hesaplanması gerektiği kanaatinde olduklarını, iş bu kararı sadece taraflarına hükmedilen vekalet ücreti yönünden istinaf etmiş olmalarına rağmen iki ayrı kişi adına yapmış oldukları istinaf başvurusu için dahi ayrı ayrı harç yatırmaları gerekmiş ancak ayrı ayrı temsil ettikleri müvekkiller yönünden tek vekalet ücreti hükmedildiğini, özellikle maddi tazminat yönünden müvekkiller yönünden hükmedilen vekalet ücretinin haksız ve hatalı olarak yazıldığı kanaati ile iş bu kararı ... ve ... vekili olarak sadece hükmedilen vekalet ücretleri yönünden istinaf etme gereği hasıl olduğunu, bu sebeplerle; Mersin 5.İş Mahkemesinin 2016/365 E.-2023/334 K. sayılı Mahkeme kararının müvekkiller yönünden reddine karar verilmiş olup taraflarına hükmedilen vekalet ücretleri yönünden istinaf ettiklerini, vekalet ücretleri yönünden istinaf dilekçelerinin kabulüne karar verilmesini, Mahkeme kararının bu yönüyle düzeltilmesi, ya da vekalet ücreti yönünden bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...Ş. vekili, söz konusu olayın davacının kendi ihmali ve kusuru sonucunda gerçekleştiğini, olayın meydana gelmesine sebebiyet veren davacının işyerinde tüm personelin görebileceği şekilde uyarı levhaları ile makine kullanma ve çalışma talimatları asılı olmasına rağmen bu talimatlar dışına çıkarak elini makinenin kapağı açılmadan makinenin içine soktuğunu, çalışan makineyi açarak elini makineye sokan davacının, geçmemesi gerektiği şeklindeki levhaya rağmen geçilmesi yasak olan bölüme geçtiği gibi makine kullanım ve çalışma talimatında yazılı kuralları da hiçe sayarak çalışır vaziyetteki makineye müdahale ettiğini, bu nedenle; kendi ihmal ve kusuru ile sebebiyet verdiğini, Mahkeme kararında davacının tanık beyanlarına dayalı olarak davacı normalde beden işçisi iken kaynak ustası gibi değerlendirildiğini, %15 meslekte kazanma gücü kaybı şeklinde esas alındığını, davacı tanık anlatımlarına göre maaşınının yanlış değerlendirildiğini, bilirkişi raporunda yapılmış ikili hesaplamada en yüksek tazminat rakamının esas alındığını, müvekkili şirketin mağdur edildiğini, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacı beyanlarına üstünlük tanındığını, davacının anlatımları doğrultusunda inceleme yapıldığını, savunmuş, Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne dair İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekilivekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi
3. Değerlendirme
A) Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre davacı vekilince dava dilekçesinde davacı için 20.00,00 TL manevi tazminat talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince davacı kazalı yararına 15.000,00 TL manevi tazminata hükmolunduğu, Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda anılan kararı ile davalı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde kabulüne karar verilen tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
B) Davalı vekilinin davacı yararına hükmolunan maddi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden;
Dosya kapsamından; davaya konu kaza olayının davacı kazalının davalı işveren .. ... firmasına ait fabrikada 17.09.2013 tarihinde çivi üretme bölümünde çalıştığı, çivi makinesi çalıştığı sırada yan tarafında 20 cm'lik kısmında bulunan çiviye boyut ayarı yapmak için makinenin arka kısmına geçtiği, ayarı yaptıktan sonra makinenin yanına tekrar gitmek istediği sırada makinenin mekanizmasının koluna tişörtünün takılması sonucu kazalıyı makineye doğru sarmaya başladığı, kurtulmak için hamle yaptığında sol kolunu makineye kaptırması sonucu sol elinden yaralanması şeklinde meydana geldiği, dosya kapsamında dinlenilen taraf tanıklarının beyanlarında davacının işyerinde operatör olarak çalıştığının beyan edildiği, davacının davaya konu kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının tespitine ilişkin Mahkemece Kurum yazı cevabı beklenilmeksizin ATK 3.İhtisas Kurulundan rapor aldırıldığı, 11.02.2019 tarihli kararında Kurulun davacının meslek grup numarası bildirilmemekle 1 (düz işçi) kabul edilerek %7,1 olarak belirlendiği, bu kez Mahkemece davacının kaynak ustası olarak bildirilmesi nedeni ile aynı kurulca düzenlenen 15.11.2019 tarihli raporda kaynakçı ustası mesleğinde kabul edilmesi halinde davacı kazalının sürekli iş göremezlik oranının %15 olduğuna karar verildiği, Kurum Sağlık Kurulunun 20.01.2022 tarihli kararında meslek grup numarası 1 kabul edilerek davacının sürekli iş göremezlik oranının %6,2 olarak kabul edildiği, 07.11.2022 tarihli Yüksek Sağlık Kurulu kararının da aynı yönde olduğu, Mahkemece dosyanın bu kez ATK 2.Üst Kuruluna gönderildiği anılan kurulca 23.02.2023 tarihli kararında davacının meslek grup numarası düz işçi olarak esas alındığında sürekli iş göremezlik oranının %7,1 olacağı, meslek grup numarası kaynak ustası olarak esas alındığında ise %15,00 olacağının belirlendiği, devamla davacı vekilince davacının davalıya ait işyerinde kaynak ustası olarak çalıştığının ve Kuruma bildirilen ücretin gerçeği yansıtmadığının beyan edildiği, Mahkemece emsal ücrete dair yeterli araştırma yapılmaksızın dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, 02.06.2023 tarihli hesap bilirkişi raporunda davacının iddiası esas alınması suretiyle ücretinin asgari ücretin 2,60 katı ve davacının kaza nedeniyle uğradığı sürekli iş göremezlik oranının % 15 olduğu kabulü maddi zararın 1.063.158,99 TL tespit edildiği, davalı vekilince hesap bilirkişi raporuna karşı süresi içerisinde sunulan itiraz dilekçesi ile davacı kazalının iddia edilen sürekli iş göremezlik oranını ve zarar hesabına esas alınan ücreti kabul etmediklerinin beyan edildiği mahkemece bu yöndeki itirazların değerlendirilmeksizin anılan raporun hükme esas alındığı anlaşılmaktadır.
5510 sayılı Kanun'un 18. maddesinde Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verileceği, 19. maddesinde iş kazası sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık Kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanacağı; iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir.
5510 sayılı Kanun'un 95. maddesine göre "Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usûl ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usûlüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan alınacak rapor ile Yüksek Sağlık Kurulu Kararı arasında sürekli iş göremezlik oranına yönelik görüş ayrılığı bulunduğu takdirde çelişkinin giderilmesi için dosyanın Adli Tıp 2. Üst Kuruluna gönderilerek çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
Öte yandan iş kazasına maruz kalan sigortalının veya ölümü halinde desteği altında bulunanların maddi zararılarının hesabında gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı iş yeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret göz önünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtayın yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda, davacının sürekli iş göremezlik oranının tespitinde davacının yaptığı işin niteliğinin ve meslek grup numarasının tam olarak tespitine dair araştırma yapılmaksızın ve davalı vekilince de sürekli iş göremezlik oranına bu yönden de itiraz edildiği hususu gözetilmeksizin davacının mesleğinin tam olarak tespitinden sonra raporlar arasındaki çelişkinin Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulundan rapor alınmak suretiyle giderilmesinin ardından karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur. Ayrıca somut olayda, davacının emsal ücretin tespitinde dosya kapsamına göre yeterince araştırma yapılmaksızın yalnızca TÜİK verileri ile emsal ücret bildirmeyen Mersin Esnaf ve Sanatkarlar Odası yazı cevabı ile yetinilerek davacı iddiası esas alınmak suretiyle davacı ücretinin tespiti ve hesaplanması hatalı olmuştur.
Mahkemece yapılacak iş, sürekli iş göremezlik oranına ilişkin usulünce yapılacak araştırma ve inceleme sonucu davacının mesleğinin tam olarak tespiti ile davalı vekilinin itirazı gereği yukarıda açıklanan prosedür işletilerek davacının sürekli iş göremezlik oranını tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirleyip kesinleştirmek, işçinin yaşı, işi, işyerindeki kıdemi, mesleki kıdemi belirtilmek suretiyle meslek odalarından ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Fen İşleri Yüksek Kurulu emsal işçilik ücretleri verilerinden yararlanarak sigortalının alabileceği ücretleri araştırmak ve bu suretle kazalının ücretini tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlemek ve yeniden hesap raporu alınmasının gerekmesi halinde davacının temyiz istemi bulunmadığı gözetilerek 02.06.2023 tarihli bilirkişi hesap raporundaki bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihleri değiştirilmeden hesaplama yapılması gerektiğini göz önünde bulundurmak yine davacının temyiz istemi bulunmadığına göre sürekli iş göremezlik oranı ile ücret tespiti yönünden davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar da gözetecek ve oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Davalı vekilinin davacı yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına yönelik temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.